Birkaç gün önce Gazze’de Yermük sokağında Takva camisini füzelerle havaya uçurdu siyonist teröristler… Caminin hemen yanı başında soykırımdan kurtulan Gazzelilerin kaldığı çadırlar vardı.

Görüntüde birkaç çocuk ve kadının sağa sola kaçışının dışında tam bir ölüm sessizliği hakimdi.

Önceki gece de çadırları bombalayan terörist israil, 6 çocuğu attığı tonlarca bombalarla katletti.

Ve bizler tüm dünya halkları seyretmeye devam ediyoruz!..

Ama onlar; o kadar çok bombalara maruz kalıyorlar ki günün her anı burun buruna geldikleri ölüm, onlara çok da korkulacak gibi gelmiyor artık.

Sabah konuştukları bir aile ferdini öğlen şehid verebiliyor, akşam YAN çadırın füzelerle vurulup akraba, komşularının diri diri yanmalarını çaresizlik içerisinde seyredebiliyorlar.

Yaşıyorlar mı yoksa can vermiş aramızda dolaşan şehidler mi, bilmiyoruz…

Allah, (CC) Bakara suresi 154. Ayette şehidlerin durumunu şöyle haber veriyor; "Allah yolunda öldürülenlere 'ölüler' demeyin. Hayır, onlar diridirler, ancak siz bunu bilemezsiniz."

Gazze öyle bir diyar işte.. Şehid ve şahidlerin diyarı… Kirlenmiş dünyanın belki de temiz kalmış tek beldesi…

Şu an Gazze nüfusunun yüzde 70’i çadırlarda, geri kalanı yıkılmış yarım yamalak ayakta duran evlerde yaşıyor. Geçtiğimiz kışı soğuk ve yağmur altında çamura bulanarak geçirdikleri naylon çadırlarda şu an sıcaktan kavruluyorlar.

Temiz su, temel insani yiyecekten mahrum olmakla birlikte türlü hastalıklarla boğuşuyorlar. İlaç neredeyse yok! Bombalanan 36 hastaneden 16’sı kısmen faaliyette.

100 bin şehidin can verdiği Gazze’de 100 binden fazla yaralı, ilaç ve tıbbi ekipman olmadığından dolayı uzuvlarını kaybetmiş, kalıcı hastalıklarla boğuşuyor. Tedavisi yurtdışında olması gereken 20 binden fazla yaralının 5 bini çocuk…

Her bir Gazzeli her geçen gün daraltılan şehirde oradan oraya sırtında taşıdığı birkaç parça eşyayla başlarına düşecek bir bombayla ölüm sırasını bekliyor.

Ateşkesin imzalandığı 2025 Ekim ayından bugüne işgal rejimi, ateşkesin hiçbir şartını yerine getirmiş değil.

Gazze’ye giren gıda ve yakıt, girmesi gereken sayının üçte birini geçmiyor. Kalkması gereken “Sarı hat” evler havaya uçurularak genişletiliyor. Refah sınırı keyfi uygulamaya tabi.

Anlayacağınız Gazze’ye ambargo tam gaz devam ediyor. Soykırım “Yavaş ölüm” politikası çerçevesinde sürdürülüyor.

Gazze halkı bu insanlık dışı trajediyi yaşarken maalesef tüm dünya halkları olarak günlük alışılmış rutinimizin dışına çıkamıyoruz.

Yapılan soykırımı o kadar çok kanıksadık ki artık günlük 5-10 kişinin katledilmesi, bir mahallenin, bir caminin füzelerle vurulmasını konuşmuyor, gündem bile yapmıyoruz artık.

Sayı az olunca, sınırlara hapsolmuş Müslüman ülke halklarından ses çıkmayınca, yöneticilerin de bir kınama ile bile işgal rejimine tepki göstermediği günleri yaşıyoruz.

Oysa tüm dünyaya “Ateşkes yaptık” diye yalan söylediler!..

İşliyorsa eğer, Uluslararası hukuka göre ateşkes; iki tarafın da kural ve şartlara uyması demek değil midir!..

Soykırıma karşı ayağa kalkan halkların tepkisini dindirmek, meydanlardan geri çekmek için yapılan sözde ateşkes sürecinde bile katledilen Gazzelilerin sayısı 1200’ün üzerine çıkmış durumda.

Bu saatten sonra garantör ülkelere düşen; HAMAS’ın uyduğu ateşkesi binlerce kez ihlal eden laftan kınamadan anlamayan terörist israile karşı somut askeri adımlar atmalarıdır. Aksi halde bu vebalin faturası sadece ahirete kalmaz, biline…

Yazıyı; tüm ailesi şehid düşen kardeşinin mezarı başında konuşan Gazzeli bir şehid yakınının, İslam ülkelerine yönelik mesajıyla bitirmek istiyorum…

“ABD, israili füzeler ve teknoloji ile desteklerken Arap ve İslam ülkeleri Gazze’yi kefenlerle destekliyor. Bu, kaderimiz diye inanıyorlar. Ancak kaderimiz bu değil. Kaderimiz; gasıp işgalcilere karşı son nefesimize kadar çarpışmaktır.

Vatanları yiğitsiz zannedenler,

Gelin de görün telef edilen orduyu.

Gazze işgalcilere mezardır.

Nicesini gömdük.

Allah’ın izniyle Filistin’i işgal eden son israil askerini de buraya gömeceğiz!”

Gazze’nin yiğitlerine selam olsun...