360 Vekilin imzasını taşıyan çerçeve yasa teklifi meclise geldi. 12 maddeden oluşan kanun teklifi beklentileri tam anlamıyla karşılamasa da yarım asra yakın bir zamandır bu memlekete kan kusturan Pkk belası sorununun ortadan kalkması yönünde atılmış önemli ve ciddi bir adımdır.

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu’nun belirttiği gibi “Artık kan dökülmeyecek olması, tek başına çok büyük bir kazanımdır.”

Bundan ötürü, Pkk’nın kendini feshederek silah bırakacağı bu sürecin başarıya ulaşması için kimin üzerine ne düşüyorsa muhakkak yapmalıdır.

AK Parti, MHP, HÜDA PAR, DEM, CHP, YENİ YOL partisi, Kanun teklifine imza atan partiler. Yeni parti, inceleyeceğini, İYİ Parti imzalamayacağını açıkladı. Bir dönem asker cenazeleri üzerinden oy devşiren ırkçı zihniyetin kan siyaseti ortadayken İYİ Partinin bu teklifi geri çevirmesi, geçmişteki o kirli zihniyeti sahiplendiklerini, kan siyasetini benimsedikleri anlamına gelebileceğini de ifade etmiş olalım..

Pkk’nın, gerek 1993’te ateşkes ilan ettiği günlerde 33 silahsız askeri kaçırarak kurşuna dizmesi, gerekse 2013-2015’te başlatılan “Çözüm Süreci’ni baltalamaları, şu an sürecin deyim yerindeyse kılı kırk yarar şekilde işlenmesini gerekli kılıyor.

TBMM Başkanlığı’na sunulan çerçeve yasa, Cuma günü 17,5 saat süren görüşmeler sonrasında komisyondan geçti. Bugün(Pazar) ise Genel Kurul’da oylanarak kabul edilmesi planlanıyor. Teklifin yürürlüğe girebilmesi için Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK), PKK/KCK ile bağlantılı tüm yapıların kendilerini feshettiğini ve silahların tamamen bırakıldığını tespit ve teyit etmesi şartı aranacak.

Teklifte, belirlenen suçlar bakımından soruşturma, kovuşturma ve kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerinin ertelenmesi yani kan dökmemiş tüm örgüt mensuplarının serbest bırakılması öngörülürken, 1 Haziran 2005’ten önce olan suçlar kapsam dışında tutuluyor.

Buraya kadar her şey normal, güzel gelişmeler.. Ancak silahlı örgütlerin doğasında olan, bundan sonrası için olabilecekler hakkında birkaç çekinceyi ifade etmek geleceğe ışık tutmak gerektiğini düşünüyorum.

İdeolojik silahlı örgütler kendi yapılarını feshetseler dahi, bu fesih o örgütün tamamen bittiği anlamına gelmez. Fesih; örgütün beyanı, devletin hukuki adımlarıyla şekillenebilir ancak örgütün sahadaki varlığının sona ermesi çok boyutlu bir süreçtir. Bu çekinceleri birkaç madde ile sıralamak gerekirse;

1-Pkk’nın yönetimsel anlamda almış olduğu fesih kararına ideolojik söylemle karşı çıkabilecek etkili isimler ya da gruplar çıkabilir ve yeni isimlerle silahlı eylemlerine devam edebilirler.

Mesela; Kuzey İrlanda'da IRA silahlara veda ettikten sonra "Gerçek IRA" (Real IRA) adı altında bir grup, eylemlerini sürdürmüştür. Benzer şekilde Kolombiya'da FARC'ın feshinden sonra bazı muhalif gruplar (FARC dissidents) silah bırakmamıştır.

2-Pkk’nın geçmişten bu yana emperyal dış güçlerle dirsek temasında bulunduğu biliniyor. 90’lardan bu yana Pkk’nın kimi büyük ölümlü eylemlerini dış güçlerin istihbarat desteğiyle gerçekleştirdiği istihbarat raporlarına yansımış durumda.

Diğer yandan Pkk’nın Suriye kolu PYD’ye ABD’nin koşulsuz desteği her ne kadar kesilmişse de ABD ve Siyonist israilin gerek Türkiye gerekse bölge ülkelerine yönelik gelecek planları çerçevesinde hem Pkk hem PYD’ye yönelik bir B planını farklı bir konseptle sahada devreye koymayacağının garantisi yoktur.

3-Pkk’nın faal olduğu ilk yıllarından bu yana yurtiçinde uyuşturucu ekimi ve satışı yaptığı, hatta Avrupa pazarına sevk ettiği biliniyor. Örgütün güçlü olduğu zamanlarda örgütün kontrolünde yürüyen bu zehir tacirliği, zayıflama evresinde örgüt bireylerinin şahsi ticaretine dönüştü.

Bugün yüzlerce çete mafya grubunun türediği başta Diyarbakır olmak üzere bölge illerindeki uyuşturucu, fuhuş, kumar sarmalını yürütenlerin çoğunluğunun Pkk üyesi olup Pkk’nın silahlı varlığı üzerinden topluma tehditle bunu dayattığını bölge insanlarının dilinden dinliyoruz.

Pkk’nın feshiyle birlikte bu mafyatik yapıların daha çok artabileceği, bu zehir, fuhuş, kumar eksenli bozgunculuklarını Meksika’daki Sinaloa ve Jalisco Yeni Nesil Kartelleri(CJNG) gibi ağır silahlı yeni örgütsel yapılar kurup sürdürebilecekleri varsayımını gözardı etmemek gerekir.

Bu endişenin çözümü noktasında Pkk’nın feshiyle birlikte özellikle güneydoğu illeri ve tüm ülke genelinde mantar gibi türeyen ve kiminin devletin önemli kurumlarını yönetenlere uzanan mafyatik çetelere karşı etkin bir mücadele ortaya konulmalı. Bu zehir, fuhuş kumarla toplumu ifsat eden ahlaksız fıtrat bozguncularına göz açtırılmamalıdır.