Tarih boyunca dünyanın ve insanlığın başına bela olmuş ve gittikleri her yerde yaptıkları fitne ve fesat sonucu çıkarılan ve istenmeyen lanetli kavmin temsilcileri terör rejimi dünyayı büyük bir ateşe sürüklüyor.
7 Ekim Aksa Tufanı Hareketi’nden bu yana Gazze Şeridi’ne abluka, açlık ve ilaçsızlık yanında her türlü ağır ve vahşi silahlarla sözde ateşkes anlaşması ve “garantör ülkelere” rağmen saldırıyorlar. Batı Şeria, Lübnan, Suriye, Yemen ve İran’a da kendisi veya müttefiki büyük şeytan ABD ve bölgedeki köle yönetimler eliyle saldırıyorlar.
Döktüğü mazlum kanından doymayan hasta ruhlu siyonist terör ordusu, başta Türkiye olmak üzere her gün bir başka ülkeyi tehdit ediyor ve toprağına göz dikip hak iddia ediyor. Aynı sapkın ve güce tapan anlayışı; en büyük destekçisi ABD ve aciz başkanı Donald Trump’ta da görüyoruz. Trump da her gün bir ülke toprağını veya boğazın ismini değiştirdiğini ve kendilerinin olduğunu dünyanın gözünün içine bakarak söylüyor. Dünya gözlerini doyurmadı, her yeri sömürdüler yetmedi Ay’a da göz diktiler ve Trump, Ay’ın ABD’nin olduğu hezeyanını duyurdu.
Emperyal-siyon zalimlerin yapmadığı zulüm ve insanlığa vermedikleri zarar kalmadı. Yaptıkları her katliamda eskiden uyduruk da olsa bir gerekçe ileri sürerlerdi. Artık gerek terör rejimi gerekse ABD, sivillere yönelik yaptıkları büyük katliamlara bile kılıf arama, gerekçe üretme ihtiyacı duymuyorlar. İnsanlık bu zulümlere karşı cılız tepkiler dışında etkili bir şekilde insanlık tarihinin en kanlı ve zalim güçlerine karşı durmaz ise dünyanın helaki yakındır.
Aksa Tufanı’ndan bu yana sayısız cinayetler, zulümler, soykırımlar, her türlü cürüm işlendi ve işlenmeye devam ediyor. Terör rejimi insanlık vicdanının yüzyıllardan gelen kazanımlarını yerle bir etti. Hiçbir kural tanımıyor ve hiçbir ölçüsü yok. Hiçbir anlaşmaya sadık kalmadığı gibi hiçbir uluslararası sözleşme ve savaş hukuku diye bir şey tanımıyor. Defalarca hastane bombaladı, hastaneleri ya yıkarak kullanılamaz hale getirdi veya boşaltılmasını sağladı. Doktorları ve sağlık çalışanlarını stratejik plan dahilinde hedef alarak şehit etti veya esir aldı.
Peki, bu doktorların suçu neydi? Hastalara bakmaktan, onları tedavi etmekten başka ne yapmıştılar? İnsanlık düşmanı bu vahşi yaratıklar ordusu, insanlık adına ne varsa düşmanlık yapıyor. Ülkesini seven ve hastaları tedavi etmekten başka bir amacı olmayan doktorlardan biri de adanmışlığın, cesaretin ve mazlumiyetin simgesi olan Gazze'nin kuzeyindeki Kemal Advan Hastanesi müdürü Dr. Husam Ebu Safiyye idi.
Çocuk doktoru olan Husam Ebu Safiyye, siyonist vahşilerin saldırı ve tehditlerine karşı arkadaşlarıyla birlikte hastanesinden çıkmayıp hastalarını yalnız bırakmadı. Filistin direnişinin sembol isimlerinden biri olan Husam Ebu Safiyye’yi yıldırmak için gözaltı ve tehditler işe yaramayınca, kendisine yardıma gelen 20 yaşlarındaki oğlunu şehit ettiler. Yetmedi onu yaraladılar lakin buna rağmen davasından ve hastalarından vazgeçmedi. Ne var ki, 27 Aralık 2024 tarihinde hastaneyi saran işgalci terör güçlerine meydan okurcasına, hastalarını korumak amacıyla işgal ordusu tanklarına doğru beyaz önlüğüyle yürüdü.
O tarihten beri 14 doktor ve çok sayıda sağlık çalışanıyla birlikte işgal zindanlarında esaret altında tutuluyor. Dr. Husam Ebu Safiyye ve diğer doktorlara, yapılmayan işkence ve kötü muamele kalmadı. Onu hayattan koparmak için her türlü alçakça eylemi yapıyorlar. Anlaşma gereği esir takasında ismi verilmesine rağmen Dr. Husam Ebu Safiyye serbest bırakılmadı ve çile doldurmaya devam ediyor. Hem bırakmıyorlar hem de hakkında bir suçlama bulamıyorlar. BM, DSÖ, Af Örgütü, dünyadaki insan hakları dernekleri, dünya sağlık örgütleri ve sendikaları gibi kuruluşların tüm çağrıları ve çabalarına rağmen Dr. Husam Ebu Safiyye serbest bırakılmıyor. Herhangi bir suçlama ve yargılama olmaksızın hukuksuzca alıkoymaya devam ediyorlar. Terör rejiminde hiçbir insani değer ve özellik olmadığından, başka ne beklenir ki?
Dr. Husam Ebu Safiyye’nin serbest bırakılması için batı dünyasındaki sivil gösteriler, ülkemiz başta olmak üzere İslam dünyasında maalesef yeterli şekilde yapılmıyor. Gittikçe duyarlılığımız azalıyor, mazlumları görmez oluyoruz. Müslüman ülkelerin yönetimleri de bu konuda pasif ve edilgen bir tavırla havanda su döverek, kınamalarla vakit geçiriyorlar.
Sahi, Dr. Husam Ebu Safiyye ve Gazzelilerin suçu ne?
Sahi, Gazze’yi ve beyaz önlüklü kahramanı kim, ne zaman kurtaracak?