Ağustos ayı enflasyonu açıklandı. TÜİK verilerine göre aylık enflasyon yüzde 1,84, yıllık enflasyon ise yüzde 31,51 olarak gerçekleşti. Rakamlar kâğıt üzerinde böyle. Ancak sokağın, pazarın, marketin ve vatandaşın hissettiği enflasyonun bu rakamların çok daha üzerinde olduğunu söyleyen geniş bir kesim var.
Çünkü vatandaşın ekonomiyi anlamak için ekonomi profesörü olmasına gerek yok. Markete girdiğinde geçen ay aldığı ürünün bugün kaç lira olduğunu görmesi yeterli. Pazara çıktığında fileyi doldurmak için cebinden ne kadar fazla para çıktığı zaten bütün ekonomik göstergelerden daha anlaşılır bir tablo ortaya koyuyor.
Yıllardır birbiri ardına açıklanan programlar, hedefler, rakamlar ve tedbirler arasında kafamız iyice karışıyor. Ama işlerin ters gitmesinin ana sebebinin faiz olduğunu biliyoruz. İnşaallah Türkiye, “Terörsüz Türkiye” sürecinden sonra “Faizsiz Türkiye” sürecine de girer.
Faiz meselesi üretimden yatırıma, istihdamdan ihracata kadar ekonominin tamamını etkileyen bir konu. Para üretime, fabrikaya, tarlaya, ticarete ve ihracata yönelmek yerine “kolay kazanç” arayışına yöneldiğinde ekonominin üretim damarları tıkanır. Anlaşılan Mehmet Şimşek’ten sonra ekonominin bütün damarlarına stent takılacak. Aksi halde Türkiye kalp krizi geçirecek.
Üretmeden kazanmanın cazibesi arttıkça çalışan, üreten ve risk alan insanların işi zorlaşır, faiz yüzünden terledikçe terler. Üretmeden paradan para kazanmanın bu kadar cazip hale geldiği bir ekonomik düzende kim fabrikaya gidip sabahın köründe işe başlamak ister? Kim tarlasını ekip biçsin, ihracatla uğraşsın, gece gündüz çalışsın?
Oysa güçlü ekonomiler üretir, satar, ihraç eder ve ortaya katma değer koyarlar.
Anket şirketleri zaman zaman Türkiye’nin en büyük sorununun ekonomi olduğunu açıklıyor. Süleyman Demirel’in meşhur “Tencerenin deviremeyeceği iktidar yoktur” sözü yine gündeme geliyor. Demirel’in bu sözüne göre mutfaktaki yangın büyüdüğünde siyasetin hesaplarının değişmesi gerekiyordu. Geçen seçimde bu sözün geçerliliğini kaybettiğini gördük. Artık mutfaktaki yangını takan yok.
Fakat benim kendi gözlemlerime dayanan anketimin sonucu biraz farklı!
Türkiye’nin bir numaralı sorunu bugün ekonomiden ziyade Fenerbahçe’nin bu sezon şampiyon olup olmayacağı, Ali Koç’un mirasına ne yapacağı, Ali Koç’un uğursuz olup olmadığıdır.
Ev kirası artmış olabilir. Etin kilosu cep yakabilir. Markette üç ürün alıp kasada kartını uzatırken insanın eli titreyebilir. Ama Fenerbahçe galip geldiğinde veya yenildiğinde bütün ekonomik göstergeler bir anda unutuluyor. İşte milletin asıl gündemi bu!
Vatandaş ne ekonomiyi kontrol edip müdahale edebiliyor ne de ligi kontrol edip müdahale edebiliyor. O da bu sıkıntılar içinde böylece kafa dağıtıyor işte!