Gazze’de 3 yıla yakındır devam eden soykırım ve vahşi katliamlar ile ağır abluka ve saldırılar devam ederken, Lübnan’da da ateşkese rağmen işgalci saldırıları hız kesmiyor. Büyük şeytan ABD ve yavrusu terör rejiminin, yanına NATO ülkelerini alarak İran’a yönelik büyük bir saldırı başlatma ihtimali ve Yemen’in Suudi ile çatışması durumu ile karşı karşıyayız. Kısaca ümmet coğrafyasının her tarafı saldırı ve kan-revan içindeyken ümmet olarak ve ülke olarak nelerle uğraşıyoruz? Gündemimizde neler var?
ABD ve siyonist terör rejiminin İran’a yapmayı tasarladıkları büyük saldırı planına üslerini verme şeklinde de olsa İngiltere ve Fransa’yı denkleme dahil etmesi coğrafyamızda ateşin yükseleceğini gösteriyor. 2025 Haziran ayındaki 12 günlük savaştan beri ABD, İngiltere ve Fransa başta olmak üzere NATO’yu ve bağlı ülkeleri savaşın içine çekmeye çalıştı ancak başaramadı. ABD’nin aciz ve bunak başkanı Trump, birçok defa NATO’nun işlevini kaybettiği ve çıkmayı düşündüklerini söylemişti. Anlaşılan Ankara’da 7-8 Temmuz günlerinde yapılan 36’ncı NATO Zirvesi’nde ABD, NATO ve üye ülkeler ile İran konusunda anlaşmaya varmış. Ülke olarak “tarihi ve çok başarılı(!)” diye övündüğümüz NATO Zirvesi’nde çıkan sonuç maalesef budur.
Coğrafyamız ve dünya genelindeki Rusya-Ukrayna savaşı ve ABD’nin bitmek bilmeyen emperyalist hırsı ve saldırganlık politikası hem bölgemizi hem de dünyayı bir ateş çemberine çeviriyor. Vaziyet bu iken ülke TV’leri ve haber kanalları gözlerini bu felaket tablosuna kapatmış ve aylardır CHP vb. malayani konular ile ülke gündemi meşgul ediliyor. Bu gündemlerle bilerek veya bilmeyerek halkımızın ve insanlığın hakikatleri ve siyon-emperyalist zalimlerin meşum planlarını görmesi ve uyanması engelleniyor.
CHP konusunu CHP’den çok hükümete yakın kanallar, gazeteciler ve uzmanlar konuşuyor. Yahu size ne arkadaş CHP’den? Dünyaya gözlerinizi kapatmışsınız CHP de CHP… Oturun evinizde çekirdek çıtlatarak ne yaptıklarını izleyin. Onların sorunu sizi niye bu kadar ilgilendiriyor? Kuruluşundan beri İslam’la, Müslümanlarla ve halkın değerleri ile uğraşan bir zihniyetten ne hayır geldi ki, bundan sonra gelmesini bekliyorsunuz?
Aylardır yazıyoruz ve söylüyoruz. Gazze gündemimizden düşmesin. Gerçek gündemimize dönelim. Gündemimizi kaydırmalarına ve Gazze’yi unutturmalarına izin vermeyelim ama nafile.
Her gün CHP ile ilgili bir kriz ve tartışma gündemimize getiriliyor. En son 24 Temmuz’da adı “Yeni” ancak aktörleri eski olan bir parti kuruldu ancak yine tartışmalar bitmedi. Cezaevindeki Müteahhidin oğlu ne yapacak? Kaç vekil oraya geçecek? “Bay Kemal” ne yapacak? derken hafta sonu İstanbul’da CHP’ye üye katılım töreninde yaşanan olaylar gündem oldu. İçimiz dışımız CHP ve yeni versiyonları oldu.
Bu partinin kuruluşu ile olan gazetecilere oldu. ‘24 Temmuz’ denince akla “24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı” geliyordu. Bundan sonra basınla ilgilenenler basın bayramını, siyasetle ilgilenenler ise bu şaibeli partiyi hatırlayacaklar. 24 Temmuz deyince araştırdığımda ilginç bilgilere ulaştım. Meğer Lozan Barış Antlaşması 24 Temmuz 1923’te imzalandığı için Cumhuriyetin ilk yıllarında bu tarih “Lozan Bayramı” olarak resmî törenlerle kutlanmış. Bir de aynı gün dünya genelinde “Uluslararası Kişisel Bakım Günü” olarak kabul ediliyormuş.
“24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı” konusuna dönersek: 7 Ekim’den bu yana geçen 3 yıla yakın sürede Gazze soykırımı, abluka, her türlü terör ve açlığın silah olarak kullanılması… Batı Şeria’da katliam, baskın ve arazi gaspı, Lübnan’da ateşkese rağmen her gün yaşanan katliamlar ve yerinden edilmeler yaşanırken; bu dramı haberleştiren meslektaşlarımız ve aileleri bilinçli olarak hedef alındı. Yaşanan katliamlar ve soykırım dünya kamuoyuna yansımasın diye Filistin’de 264 gazeteci meslektaşımız işgalciler tarafından katledildi, yüzlerce gazeteci yaralandı ve onlarcası alıkonuldu. Bu sayıya Lübnan’da şehit edilen gazetecileri de eklediğimizde sayı daha da artacaktır.
Dünyanın başına bela olan siyon-emperyal vahşet çetesinin kökünün kuruduğu, insanlığın bu zalim egemen güçlerden kurtulduğu, katliam ve soykırımların yaşanmadığı ve meslektaşlarımızın öldürülmediği ve sorunlarının çözüme kavuştuğu bir dünya ve gerçek bayramlara kavuşmayı temenni ediyorum.
Selam ve dua ile...