36'ncı NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi 7-8 Temmuz tarihlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ev sahipliğinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlendi. Uzun süre ülkemizde basın ve kamuoyunda NATO zirvesi için “tarihi zirve” tanımlamaları sıklıkla kullanıldı ve zirveye gereğinden fazla bir önem atfedildi.
Zirve yapıldı bitti. Evli evine, köylü köyüne döndü dönmesine peki elde ne kaldı? Açıklanan sonuç bildirgesine baktığımızda: “Müttefikler, İran'ın asla nükleer silaha sahip olmaması gerektiğini yinelemekte ve İran'ı Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğüne tam olarak saygı göstermeye çağırmaktadır.” denildi. Burada ABD’nin yalancı ve ağzının ayarı bozuk başkanı Trump’ın etkisini gösterdiği anlaşılıyor. Aynı şekilde Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya’ya karşı tavır devam ediyor.
Peki, Rusya saldırgan da 3 yıla yaklaştığımız Gazze’de, Batı Şeria’da, Lübnan’da siyonist terör rejimi saldırgan değil mi? 7 Ekim’den beri yaşanan mezalime, ablukaya ve soykırıma karşı NATO’nun bir sözü yok mu? Ölen, zulüm gören Müslümanlar olunca ses yok öyle mi? O zaman bu zirvenin neresi başarı ve neresi tarihi zirve? Kaldı ki, İspanya hariç israil terör örgütü (İTÖ)’ne ilk günden beri koşulsuz destek verenler ve kol-kanat gerenler yine bu ülkeler değil mi? İran’a 2025 haziran ayında 12 günlük savaşta İTÖ ile saldıran Epstein sapığı Trump yönetimi değil mi? 28 Şubat’ta İran dini lideri başta olmak üzere çok sayıda devlet ve askeri yetkiliyi şehit eden yine bunlar değil mi? Mina’da 168 kız çocuğunu öldüren büyük şeytan ABD ve küçük şeytan İTÖ değil mi? Gazze, Lübnan ve Batı Şeria’da soykırım, katliam ve saldırılar devam ederken ses çıkarmayan ve aksine destek veren bu güçler iken ve soykırım saldırılarının durmasını sağlayacak hiçbir adım atılmamışken neyin başarısını konuşuyoruz?
Trump, NATO Zirvesi’nde basına yaptığı açıklamada İran ile ateşkesin bittiğini söyledi ve İran yöneticilerine ağza alınmayacak ve diplomatik teamüllere aykırı ağır hakaretlerde bulundu ve Ankara’dan saldırı talimatı verdi. O geceden sonra ABD, İran’a her gün ve gittikçe dozajı artan hava saldırıları düzenliyor ve İran da bölgedeki ABD üslerine misillemede bulunuyor?
Hem Müslümanlara yönelik bu kadar ağır katliam yapacak ve soykırıma ortak olacaksın hem de ülkemizde hem kardeş hem komşu İran’a ağır hakaret, tehditlerde bulunacak ve saldırı emri vereceksin ve biz de bu zirveden memnun olacağız öyle mi? Peki diyelim ki, bunun tersi olsaydı ve ülkemizde katliam yapan biri, komşu ülkemizde bize hakaret edip tehdit ve saldırıda bulunsaydı tepkimiz ne olurdu? Hele bir de bu çocuk katiline özel ve kahkahalı karşılama yapılsaydı ne derdik?
Ülke olarak son yıllarda İslam coğrafyasında elde ettiğimiz prestij, saygınlık, itibar ve güven maalesef NATO Zirvesi sonrası yerle yeksan oldu. Çok cömert bir şekilde sermayemizi kendi elimizle harcadık.
O halde zirveden ne elde ettik? Sadece sözü olmayan Trump, F-35 konusu ve Amerika'nın Düşmanlarına Yaptırımlarla Karşı Koyma Yasası olan CAATSA yaptırımlarını kaldırma sözü verdi. Yarın bu sözünden dönmeme garantisi var mı? Sabah ayrı akşam ayrı konuşan birinden ne beklenir? Kaldı ki bu yaptırımları önceki döneminde koyan kendisi ve Türkiye’nin parasını vermesine rağmen paraya konan ve F-35 programından çıkaran kendisi. Şimdi söz verdi diye sevinmemiz isteniyor. Kimse kusura bakmasın buna ancak “Züğürt tesellisi” denir.
Ayrıca 10’uncu yıl dönümünü yâd edeceğimiz 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında olanlar ve bize düşmanlık edenler ABD başta olmak üzere bu ülkeler değil mi?
Yine NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 2017’de Hollanda Başbakanı iken ne yapmıştı? Dönemin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Türkiye'deki anayasa referandumu çalışmaları kapsamında Türk vatandaşlarıyla buluşmak üzere gittiği Hollanda'nın Rotterdam kentinde Hollanda polisi, Bakanın aracını Rotterdam'daki Türk Konsolosluğu binasına yakın bir yerde durdurmuş ve konsolosluğa girişine izin vermemişti.
Şimdi düşmanlıkları bu kadar net olan bu sözde lider ve ülkelere dost gözüyle bakmamızı ve kardeşlerimize düşman olmamızı veya en azından soykırım ve katliamlara sessiz kalmamızı istiyorsunuz? Siz bizim aklımızla alay mı ediyorsunuz?
NATO Zirvesi sonrası Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’nda kabul edilen “1974 işgalinin Kıbrıslı kadınlar ve kız çocukları üzerindeki etkileri” başlıklı sözde karar metninde Türkiye’yi hedef almasına ne diyeceksiniz? Hani bunlar dost ve müttefikti?
Eee ne demiştik: ABD ve NATO gibi dost ve müttefikin varsa düşmana ihtiyacın yoktur. Ne demişler: “Domuzdan post, gavurdan dost olmaz” Vesselam…