Öğle: İkindi:
4 °C
asd
Advert

OLAN YİNE HALKA OLMASIN

  • Selahaddin Altun
  • 2021-04-28 13:37:18
  • 188 Görüntülenme
  • Normalleşme adımları adı altında bazı yasaklar kaldırılmıştı, ama bu kaldırılan yasaklar virüsün tırmanışını hızlandırdı. Yeni tedbirler almak için pazartesi günü toplanan kabine toplantısında 17 günlük kapanma kararı çıktı. Halkımız bu kapanmaya da uyacaktır İnşallah. Ama halkımız, yöneticilerin son dönemlerdeki tavırları ve salgınla mücadelede gereken hassasiyeti göstermediklerini görünce bu 17 günlük kapanma sürecini açıkçası çok da iyi karşılamadılar.

        Türkiye toplumu olarak fedakârlık gösterme noktasında geçmişte de bu günde millet olarak üzerine düşen görevi layıkıyla yerine getirmiş ve getirmekteyiz. Bazı kişiler sorumsuzca davranmış olsalar da bu  yetkililere olan kızgınlıklarındandır sanırım. 

         Millete huzurlu, güvenli, refah seviyesi yüksek bir hayat sağlamakla vazifeli yönetici kadronun bu sürecin sağlıklı yürümesi için bu süreçte daha hassas olmaları gerekir. Dünyayı saran salgınla, bir bütün olarak mücadele etmek zorundaysak 'Balığın baştan kokmaması' lazım. 

          Camilerde insanların yan yana saf tutması yasak. Ama bazı partilerin kongresinde salonları doldurmak serbest. Virüs artınca da “Tedbirleri sıklaştıralım” diyorlar. Her şeyi halktan bekleme alışkanlığından vazgeçelim artık. Ülke ekonomik sıkıntıda, halkımız kemer sıksın, diyorlar. Ama kendileri aynı fedakârlığı göstermiyorlar. Hep halktan fedakârlık beklemek bir yere kadar... 

         Dünyanın başına bela olan bu salgın yüzünden aylarca cuma namazı kılınmadı. Teravih namazı kılınmadı. İslam’ın şartı olan Hac yapılmadı. Bayram kutlanılmadı. Namazda sık olması gereken saflar, salgın nedeniyle mesafeli yapıldı. Yani anlayacağınız bu ülkenin Müslümanları üzerine düşen her şeyi yaptı, ama balık baştan koktu. Örnek olması gerekenler ne yazık ki kötü bir profil çizdiler. Fedakarlığı göstermesi gereken devletin yöneticileri olması gerekirken, maalesef halka kötü model oldular. Kendi düğünlerinde mesafeye uymadılar. Kendi kongrelerinde salgını salladılar. 10 Kasımlarda Anıtkabir'de anma etkinliği düzenlediler. Nevrozlarda buna dikkat etmediler. Yetkililer kendi üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirme noktasında çok da iyi bir görüntü vermediler. Yani kötü bir model çizdiler. 

         Bazıları, bazılarının yanlışlarını bahane edip kutlama yaptılar. Başkasının yanlışını kendine dayanak yapıp yanlışa adım attılar. Salgına davetiye çıkardılar. Nevrozu kutladılar. Niye kutluyorsunuz, deyince "Onların da kongreleri dolu" diyorlar. Halkın sağlığını dikkate almadılar. Kimisi kongreyi, kimisi Anıtkabiri, kimisi de Nevrozu ülkenin geleceğinden, halkın canından daha önemli görüyor, demek. 

         Bu süreçte halkın sağlığını her şeyin üzerinde gören Peygamber Sevdalıları Vakfı'nı tebrik ediyorum. Peygamber Sevdalıları Vakfı, geçen seneki Mevlit etkinliklerini tüm ülkede  iptal ettiler. Bu sene de iptal ettiler. Bu süreçte halkı gerçek manada düşünen Peygamber Sevdalıları vakfı oldu. 

         Covid-19 sürecinde tedbirlere en sıkı biçimde riayet eden yerler hiç şüphesiz ki camiler olmuştur. Buna rağmen parti kongreleri, mitingler ve kimi azgın taifelerin yürüyüşleri serbest iken; faturanın camilere tekrar kesilmesi üzücü bir durumdur. Son kararlar ile halkın mağduriyetinin daha da fazla olacağı aşikardır. Yetkililerin bu süreçte daha dikkatli olmaları elzemdir. 

         Hz Muhammed`in (sav) "İki sınıf insan vardır. Onlar düzelirlerse bütün toplum da düzelir, onlar bozulurlarsa bütün toplum bozulur. Bunlar; alimler ve amirlerdir (yöneticiler)." 

    Yöneticilerin topluma örnek bir hayat yaşamaları dileğiyle... Selam ve dua ile... Hayırlı Ramazanlar.