Öğle: İkindi:
4 °C
asd

ÂLİMLERİN SINIRINI KİM BELİRLER?

  • Selahaddin Altun
  • 2021-02-21 14:53:53
  • 179 Görüntülenme

  • Kuran hem bir ibadet kitabı, hem bir anayasa, muhatabı ise bütün insanlık… (Bu Ülke, Cemil Meriç)

    Ulusal/Laik zihniyet, bu ülkeye despotça girdiğinden beri İslami değerlere ve onu şahsında taşıyan İslam âlimlerine düşmanlık etmiştir. İslami değerlere fütursuzca saldıran bu Batı menşeli kukla zihniyetin değişeceği yok. Yedisinde neyse yetmişinde de o misali, İslam'ı duymaya tahammülleri yok. Kırmızı görmüş boğa gibi İslam ile ilgili bir şey görünce kudurmaya başlıyorlar. Bu zihniyet sahiplerinden ülkemize bir fayda gelmeyeceği gün gibi aşikârdır. 

    Ayasofya Cami İmamı kendisini ilgilendiren, aynı şekilde alanında uzman olduğu bir konuda bir değerlendirmede bulunmuş. Hemen İslam ve insanlık düşmanları buna tepki göstermişler.

    Her türlü saldırganlık ve ahlaksızlığı fikir özgürlüğü olarak göstermeye çalışanlar, neden  Müslüman bir şahsiyetin kendini ilgilendiren  bir konuda ağzını açmasına tahammül etmeyerek hemen saldırıya geçiyorlar? Hani fikir özgürlüğü vardı? Yoksa sadece din düşmanlarına mı fikir özgürlüğü var?

    Bu ülkede ne kadar pislik ve pislik isteyen varsa konuşuyor, ama âlimin biri inandığı kitabın gereği olarak ve okuduğu kitabın ona yüklediği sorumluluk ile toplumun; fesattan, bataklıktan kurtulması için Anayasanın Kur'an olması gerek, dedi diye, kendini bilmezlerin hışmına uğruyor. Âlimin görevi sadece beş vakit namaz kılmakmış! İslami camilere hapseden ulusal/laik zihniyetin ürünü bu düşünce. Bunlar İslami düşüncenin Cami dışına çıkmasını istemiyorlar. Gerçi ellerinden gelse İslam'ın kökünü kazarlar da ellerinden gelmiyor. İslam'ı dört duvar arasında sıkıştırmak istiyorlar. Yeryüzünde yaşanmayacaksa bu dünyaya ne diye indi o zaman İslam dini. 

    Âlimler peygamberin varisidirler. Âlimler Peygamber misyonunu yerine getirmekle mükelleftirler. Peygamberlerin de bir görevi insanları karanlıktan aydınlığa çıkarmaktır. Mehmet Hoca da insanları dinsizce yaşamdan Allah'a çağırıyor. Beşeri kanunların oluşturduğu bataklıktan; İlahi nizama, ahlaka, saadete ve huzura çağırıyor.

    Mehmet Hocanın anayasanın halkın değerlerine uygun olmasını istemesi devlet erkanının memnun olması gerektiren düşünce olması gerekir. Çünkü yıllarca aralarında uçurum olan devlet ile halkın arasına köprü kurulmalı. Yani bir nevi halk ile devleti bir yapma isteğidir bu. Aralarındaki buzları eritme... 

    Halktan gücünü almayan devletler gelişemezler. Bir asırdır işgal edilmiş bir ülke gibiyiz. Yasaları ecnebi, eski yöneticileri ecnebi ve her şeyiyle ecnebi. Bundan dolayı bu Müslüman halk kendini devlette göremiyor. Aynaya bakınca nasıl ki insan kendisini görüyorsa, anayasaya da bakınca kendi değerlerini, örf ve adetlerini, inancını görmeli ki sahiplensin. Anayasaya bakınca işgal edilmiş gibidir bu halk. Kendini hiç görmüyor. Bir Hristiyan, bir Yahudi, bir dinsiz görülüyor, ama Müslümanı cımbızla ara da bul. 

    Halıka isyan konusunda mahlûkata itaat yoktur, bu halkın inancında. Eğer anayasa, halkın inancını kapsamıyorsa o zaman toplum ile devlet hiç bir zaman bir olamazlar. Sürekli  aralarında sorunlar  çıkar. Halkımız inandığı gibi yaşamak ister. Bizleri işgal edip ve sömürmek isteyen Batılı devletler gibi yaşamak istemez. 

    Bu noktada hiç kimse alimlerimize sınır çizemez Allah'tan başka. Alimlerimizin sınırı Kur'an ve Sünnet belirler, ulusalcı/laik sistemin kokuşmuş adamları değil. Bizim dinimiz iğneden ipliğe her şey hakkında hüküm beyan etmişse, alimlerimiz de iğneden ipliğe her konuda konuşurlar. 

    Ulusal/laik zihniyet sahipleri ise alimleri pasifize edip onları asıl görevlerinden uzaklaştırmak ister. 

    Seyyid Kutub'un dediği gibi:

    "Onlar Amerikancı İslam’ı istiyorlar. Onlar abdesti bozan şeylere fetva veren, ama Müslümanların siyasi, iktisadi ve ictimai durumlarına fetva vermeyen İslam’ı istiyorlar." 

    Ama Alimlerimiz arştan ferşe, yıldızlardan sineklere, kadar her şey hakkında konuşurlar. Konuşmaya da devam edecekler İnşaallah. Nefsine ve Batıya köle olanlar, Abdullah olanlara yön ve sınır tayin edemezler. Onun için köleler, özgürlük sahiplerine sınır çizemezler. Hakkıyla Abdullah olanlardan olmak duasıyla.