Öğle: İkindi:
4 °C
asd

BELKİ DE BU SON ÜÇ AYLARIMIZDIR KİM BİLİR…

  • Mustafa GÜLTEKiN
  • 2021-02-19 17:11:41
  • 199 Görüntülenme

  • En kısa ama çok bereketli bir ay olan, şubat ayındayız. Şubat ayının şehadet ayı olması ve bu seneki üç ayların başlangıcı olan ve Regaip Kandilini de içinde barındırması bu aya bambaşka bir mana yükledi. Bu kadar güzellik arasında bir de olumsuz anılar çağrıştıran bir gün de vardır bu ayda maalesef:28 Şubat.  1997 yılındaki postmodern darbenin yapıldığı gün. Gönül isterdi ki o kara gün şubat ayında yaşanmamış, bu mübarek aya kara bir leke vurmamış olsun. Kim bilebilir belki de manevi havasını dağıtmak için özellikle şubat ayı seçildi. Müminler için önemli ve özel olan günleri hatırlayıp ihya ettiğimiz gibi, yapılan zulümleri de unutmamakta fayda var.

    “Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayın. Aksine onlar diri olup Rableri katında rızıklandırılmaktadırlar. Allah'ın lütfundan kendilerine verilmiş olanlarla sevinç içindedirler ve arkalarından henüz onlara kavuşmamış olanları, kendilerine bir korku olmayacağı ve üzülmeyecekleri üzere müjdelerler.”  ayetine mazhar olan: İskilipli Atıf Hoca, İmam Hasan El-Benna, Malcolm X, Seyyid Abbas Musavi, Şeyh Ragıb Harb, Süleyman Akyüz, Metin Yüksel, Molla Giyasettin Barlak, Molla Zeki Atak, Nesim, Halil, Ömer, Şeyhmus, Zeki, M.Said gibi İslam önderleri ile Hama ve El-Halil gibi İslami toplumların şehit olduğu ay olması nedeniyle" şehadet ayı" olarak nitelendirilen şubatın her gelişiyle Müslümanları hüzün ve öfke kaplar. Aziz İslam davasının güzide insanları, her Müslümanın, hatta peygamberlerin dahi arzu ettiği o yüce makama kavuştular. Ne mutlu onlara…

    Şubat ayı gelince şehitlerimizin şehadeti için seviniyorken, şimdi de Allah’u Teala’nın kullarına büyük bir mükafatı olan ve Resullulah Efendimizin (S.A.V) “Yarabbi, Recep ve Şabanı bize mübarek kıl, bizi Ramazana eriştir” diyerek dua ettiği mübarek üç aylara kavuşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu mübarek aylara bizi ulaştıran Yüce Allah’a sonsuz hamd-ü senalar olsun.

    Biraz tefekkür edelim. Geçen sene veya önceki senelerde bu mübarek ayları birlikte ihya ettiğimiz sevdiklerimizin bir kısmı aramızdan ayrılıp, dünya tarlasına ektiklerini biçmek için baki olan aleme göç etiller. Kimisinin ev alma, kimisinin araba alma, kimisinin de evlenme hayalleri vardı. Kim bilir başka ne hayalleri vardı şu fani dünya ile ilgili. Bu uğurda canla başla çalışırken, kulluk vazifelerimizi hep sonraya erteledik ve bir de baktık ki ömür sermayemiz tükendi. Rabbimiz Kuran-ı Kerimde  ”Her nefis  ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz ” (Ankebut-57) buyuruyor. Madem ölüm haktır ve eninde sonunda bize de gelecek, şehitlerin yolunu yol bilmeli, onlar gibi yaşamalı ve onların bize emaneti olan İslam davası için varımızı yoğumuzu ortaya koymalıyız.

    Her ölen mutlaka pişman olacaktır. Cehennem ehli yaptığı kötülüklerden, cennet ehli ise az yaptığı iyiliklerden pişmanlık duyacak. Ölüm bize gelmeden, özellikle içinde bulunduğumuz üç ayları dolu dolu geçirelim. Kulları memnun etmek için olmadık şeyler yapmak yerine Allah’ı razı etmek en mühim meselemiz olmalı. Ne de güzel söylemiş Üstat Bediüzzaman Hazretleri: “Amelinizde rıza-i İlâhî olmalı. Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok. “

    Onlar yani şehitler kulları değil, Yüce Allah’ı razı edip o  en yüce makama ulaştılar. Bu şubat son şubatımız, bu üç aylar son aylarımız ve bu nefes son nefesimiz olabilir.

     Allah’ın razı olduğu kullardan olmak ümidiyle…