Öğle: İkindi:
4 °C
asd

GEL GÖR, ÇOCUKLARIMIZI 2020 NEYLEDİ…

  • Mustafa GÜLTEKiN
  • 2021-01-01 16:13:29
  • 251 Görüntülenme

  • Yunus Emre’nin meşhur şiiridir: Gel gör beni aşk neyledi. Bu şiir hakkında binlerce güzel şey yazıldı çizildi. 2021 yılındaki ilkyazımı kaleme alırken, nedendir bilinmez, dilime dolandı bu şiir. Bugünkü yazım çocuklarla ilgili olduğundan başlığı şiire göre uyarlayıp Yunus’u da yad edelim diye düşündüm.

     

    İslâm inancına göre her çocuk, tertemiz, lekesiz, ve günahsız olarak dünyaya gelir. Daha sonra sosyal ve kültürel çevre devreye girerek onu ya müsbet ya da menfi yöne çeker. Zira çocuk, iyiyi de kötüyü de almaya açıktır. Ona rehberlik yapacak olan öncelikle anne ve babasıdır. Bu gerçeği Hz. Peygamber şöyle dile getirmektedir: “Her doğan fıtrat üzere doğar; sonra ana-babası onu Yahudi, Hıristiyan, Mecusî yapar.” Anne babalar olarak bize Allah'ın emaneti olarak bahşedilen cennetin meyvelerini cehennemin yakıtına dönüştürmemek asli vazifemizdir.

     

    Hiç dikkat ettiniz mi çocuklar doğunca niye bağırırcasına ağlar? Çünkü her insanın bir şeytanı vardır ve daha doğarken şeytan ona musallat olur. O da adeta beni bundan kurtarın der gibi ağlar. İşte bu ağlama gerçek anne babalığın başladığına işarettir. Rabbimizin emanetini besmele ile elimize alıp helal lokma ile besleyip büyüttüğümüzde iki cihanda da bahtiyar olma şerefi elimizdedir artık.

     

    Said Nursî on yaşlarındayken kabiliyet ve mertliğine hayran olan hocası Seyyid Nur Muhammed, Küçük Said’le birlikte birkaç arkadaşını da yanına alarak, Said’in anne-babasını ziyaret için Nurs Köyü’ne giderler. Misafirler baba Mirza Efendinin önünde ağızları bağlı iki inek ve öküzle eve geldiğini görürler. Bu vaziyeti gören Seyyid Nur Muhammed, Sofi Mirza’ya: “Böyle ağızlarının bağlı olmasının sebebi nedir?” diye sorar. Mirza Efendi mahcup bir edayla, “Efendim, bizim tarla biraz uzaktır. Yolda gelirken birçok tarla ve mahsulden geçiyorum. Eğer ağızlar bağlı olmazsa, yabancıların mahsullerinden yeme ihtimalleri var. Bu sebepten ekmeğimize haram lokma karışmaması için böyle yapıyorum” diye cevap verir. Seyyid Nur Muhammed, bu sefer annesine sorar: “Siz bu çocuğu nasıl yetiştirdiniz?” Nuriye Hanım, “Ben Said’e hamile kalınca, abdestsiz yere basmadım. Said dünyaya gelince de, bir gün olsun onu abdestsiz emzirmedim” der.

    İşte Said’i Bediüzzaman yapan süreç daha anne karnında başlıyor ve babasının helal rızık hassasiyetiyle devam ediyor.

     

    Peki, bugün ne değişti? Annelerin evlatlarını besmele ile ve abdestli olarak emzirmelerinin önünde bir engel mi var? Babaların kendilerine ve çocuklarına helal rızık yedirmelerini yasaklayan bir yasa(k) mı var?

     

    Özellikle son bir yıldır yaşanan her olumsuzluğu 2020 yılına bağlamak neredeyse gelenek haline geldi. Sanki 2021 olunca her şey kendiliğinden düzelecekmiş gibi bir hava estirilmeye çalışılıyor. Aslına bakarsanız 2020 sebep değil sonuç.  Ektiklerimizi en acı şekilde biçtiğimiz yıl belki. Önemli olan bunun idrakine varıp ders çıkarabilmemiz. Dijtalleş(tiri)len dünyanın fitnesinden kendimizi, ailemizi ve çevremizi muhafaza etmek başlıca görevimiz. Çocuklarımız elimizden kayıp giderken hiçbir şey yapmayıp bahanelere sarılma kolaylığından vazgeçmemiz lazım. Anne babadan gereken ilgiyi ve terbiyeyi alamayan çocuklara bu ilgi ve terbiyeyi ekranlar seve seve veriyor. Hem de hiç gözünün yaşına bakmadan, kız erkek ayırmadan. Bunun olumsuz sonuçları hemen görülmediği için ebeveynler bir endişeye de gerek duymuyor.

     

    Ama GÜN BUGÜNDÜR!

    Öncelikle çocuklarımızı bulunduğumuz çağın şartlarına göre yetiştirmeliyiz.

    Helali ve haramı öğretmeliyiz.

    Aralarında ayrım yapmamalıyız.

    İyiliği ve doğruluğu aşılamalıyız.

    En önemlisi de dini hassasiyetlere dikkat edip ona göre eğitmeliyiz.