Geçen hafta Adana Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum bölümünde yaşanan ibretlik olay, hastaların hekim tercihi ve sağlık hizmetlerinde mahremiyet konularını yeniden gündeme getirdi.

Ajanslarda ve haber sitelerinde geçen bilgilere göre: Kadın bir doktordan randevu alan hasta, muayene için odaya girdiğinde erkek hekim ve erkek sağlık personeliyle karşılaştı. Randevu sırasında kadın doktoru tercih ettiğini belirten kadın hasta, muayenesinin kadın hekim tarafından gerçekleştirilmesini istedi. Talebin karşılanmaması üzerine taraflar arasında tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesinin ardından görevli hekim tarafından "Beyaz Kod" uygulaması başlatıldı. Bunun üzerine güvenlik görevlileri ve polis ekipleri hastaneye çağrıldı.

Yaşanan olayın ardından hasta, muayene işlemi tamamlanmadan hastaneden ayrıldı ve eşiyle birlikte emniyette ifadeleri alındı ve olayla ilgili adli süreç başlatıldı.

Söz konusu gelişme, özellikle kadın hastalıkları ve doğum gibi kişisel mahremiyetin daha fazla önem taşıdığı branşlarda, hastaların hekim tercihlerinin nasıl ele alınması gerektiği konusundaki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Mahremiyet; kişiye özel olan ve başkasının öğrenmesi, bakması ve dokunması yasak olan durum ve bilgilerdir. Hasta mahremiyeti denilince de hastanın kişisel ve hastalık bilgileri, hastanın tedavi süreci ile bedensel ve manevi değerlerin gizlilik ve dokunulmazlığı mahremiyet konusu kapsamındadır.

Hastanın mahremiyet hakkı önemli bir hak olup ulusal ve uluslararası yasal düzenlemelerle güvence altına alınmıştır. Sağlık Bakanlığı tarafından 15.07.2016 tarihinde “Hasta Mahremiyetine Saygı Gösterilmesi” genelgesi yayınlanmış ve “mahremiyet” konusu güvence altına alınmış alınmasına, lakin sık sık bu sorunlarla karşılaşıyoruz. Nedense bu sorunlar görmezden geliniyor ve örseleniyor.

Bir kadının, kadın doktora görünmesi ve ona tedavi olması talebi kadar doğal bir hak var mı? Ancak sistemi kuranlar İslam’a, aile yapısına, dini-örfi değerlerimize savaş açtıklarından dolayı bilinçli bir şekilde bu haklı talebin önünü tıkıyorlar. Hani “Hasta, doktor seçme hakkına sahiptir. Ancak doktor hasta seçme hakkına sahip değil” diyordunuz? Ne oldu da konu, dindar bir aile olunca “beyaz kod” istismarına sarılıyorsunuz?

Yıllar önce Batman’da o zaman Batman İli Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterinin basın toplantısında, mahremiyet konusuna değinerek vatandaşın “Batman Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi”ne (sonradan ismi İluh Devlet Hastanesi oldu) kadın doktor talebini dile getirmiştim. Genel sekreter de bakanlıktan ihtiyaca binaen branş doktoru talep ettiklerini ancak cinsiyet belirtme şanslarının olmadığını ve sistemin böyle olduğunu izah etmişti. Ben de kadın doğum hastanesine kadın doktor talep etmekten daha doğal ne olabilir? diye konunun önemini ve vatandaşın talebini iletmiştim.

Maalesef hâlâ sistem aynı zihniyette işliyor. Halkın ve kadınların bu haklı talebi dikkate alınmıyor ve umursanmıyor.

Bir de “beyaz kod” denilen ucube uygulamaya değinelim. Ülkede maalesef adalet ve ahlak olmadığı ve cari kurallar uygulanmadığı için sistemin tıkanmasını önlemek için hep böyle “ayrıcalıklı haklar” belli kesimlere verilerek, sorunlar çözülmeye çalışılıyor. Kadına şiddet körükleniyor sonra da “kadının beyanı esastır” denilerek zulmün kapısı ardına kadar açılıyor. Hastanelerde şiddet olayları oluyor “beyaz kod” uygulaması başlatılıyor. Okullarda şiddet olayı oluyor, abartılı uygulamalar gündeme geliyor. Bütün bunlar yapılırken hiçbir zaman meselenin aslına inilmiyor, gerçek çözümden kaçınılıyor. Ve sanki kadınlar veya sağlıkçılar hatadan varestedirler hiç hata yapmıyorlar, hep başkaları suçlu gibi bir algı oluşturuluyor. Bu durumda nice istismar kapıları açılıyor. İnsanda ve uygulamada ahlak ve adalet anlayışı hâkim olmayınca bu ayrıcalıklar vatandaşa karşı, “Demokles’in kılıcı” şeklinde birer zulüm aracına dönüşebiliyor.

Hasta mahremiyeti konusunda sorunlar çözülmek isteniyorsa, bazı kesimler belki “Laik atak” geçirecek ancak yapılması gereken tek şey; kadın hastalıkları ve doğum gibi alanlarda tüm personeli kadınlardan oluşan kadınlara has hastaneler yapılmasıdır. İsteyen kadın hastanesine gider, isteyen de mevcut hastanelere gider. Çok savunduğunuz demokrasinize de uygun olan bu değil mi? Daha niye itiraz ediyorsunuz?

Sonuç olarak: İslam’a ve değerlerimize dönerek, sistemden kaynaklanan bu sorunlar yumağından kurtulabiliriz. Aksi halde sorunların temeline inmeden havanda su dövmeye devam ederiz. Vesselam…