Bismihi teâlâ
Disiplin sözcüğünün bir kıymeti yok mudur?
Elbette vardır. Hem de kendine özgü bir ağırlığıyla.
Nedense disiplin denince akla ilk olarak fiziksel yaptırımlar geliyor.
Elbette bunda, bilinçaltımıza yerleşen uygulamaların payı var.
Okul yıllarında disiplinin anlamını tam bilmezdik.
Ancak okul yönetiminin bu sözcüğü telaffuz etmesi bile bizi ciddiyete sevk ederdi.
Öğrenciye güçlü bir mesaj verir, çoğu zaman da caydırıcı olurdu.
Öğrenciler arasında “disipline gitmek”, karnede zayıf not almaktan bile daha zor gelirdi.
Yani disiplinin caydırıcılığı vardı.
Okullar söz sahibiydi. Hatta aileler üzerinde bile etkiliydi.
Disiplin kavramının muhtevasına biraz dokunalım.
Disiplin, belirlenmiş kurallara uyumu sağlamaktır.
Bireye toplumsal kurallara uymayı ve öz denetim geliştirmeyi öğretmektir.
Disiplinin özünde uyum vardır, odaklanma vardır.
Özveriyle hedeflere ulaşma çabası vardır.
Kısacası disiplin, bilindiği üzere, salt ceza değildir.
Ne var ki günümüzde okulların disiplinden yoksun kaldığına dair ciddi kaygılar var.
Ailelerimizde de disiplin sorunu giderek kendini hissettiriyor.
Disiplinsiz bir ortamda büyüyen birey, önce kendisine, ardından çevresine zarar verebilir.
Oysa aile ve okul, bireye hedefleri için irade ve sorumluluk kazandırmalı değil midir?
Bu noktada ailelerin okullara mutlaka destek vermesi gerekir.
Çünkü disiplinin temel amacı, düzeni korumak ve sağlıklı bir öğrenme ortamı oluşturmaktır.
Eğitimde tutarlılık, anlamlı bir disiplin anlayışından geçer.
Zorbalıkla değil…
Sınırsızlıkla, her isteği karşılayan doyumsuz tutumlarla hiç değil.
Bugün okullarda ve okul çevrelerinde yaşananların, disipline edilmemiş davranışlarla hiç mi ilgisi yok?
Belki de asıl mesele, disiplinin kendisinden çok, onu nasıl anladığımızda ve uyguladığımızda saklıdır.
Toparlayacak olursak;
disiplin, çocuğu baskı altında tutmak değil;
kendi davranışlarını yönetebilecek iradeyi kazandırmaktır.
Kalın sağlıcakla.