Ekim ayı gelince hep hüzün kaplar içimizi. Bir taraftan 6-8 Ekim olayları olarak bilinen Yasin Börü ve arkadaşları başta olmak üzere onlarca masumun şehid edildiği ve bölgenin ateşe verildiği vahşi saldırıları hatırlıyoruz. Bir taraftan da 7 Ekim Aksa Tufanı Hareketi’nden bu yana Gazze Şeridi’nde yaşanan soykırım. Bu iki mezalim, farklı tarih ve coğrafyalarda yaşansa da iki saldırının amacı da planlandığı merkez de aynıdır.
Yasin Börü ve arkadaşları dahil 54 masumun şehit edildiği ve bölge geneli HÜDA PAR başta olmak üzere dindar çevrelere yönelik saldırılarla bölgeyi “İslamsızlaştırmak” ve “insansızlaştırmak” amaçlandı. Böylelikle maşalarını ellerinde tutan siyonist işgal rejiminin “büyük israil” ve “Arz-ı Mev’ud” projesini gerçekleştirmek için bölgeyi hazır hale getirmek amaçlandı. Ancak Yasin Börü ve arkadaşlarının masumiyeti ve pak kanlarının bereketi ile önce bölge halkı, ardından batıdaki kardeşlerimiz uyandı ve siyonistlerin yerli maşaları eliyle kurdukları planlar akim kaldı.
Aynı planın başka versiyonu da 1948 yılından beri Gazze, Batı Şeria ve Kudüs başta olmak üzere İslam coğrafyasında kanlı bir şekilde uygulanıyor.
Gazze’deki Sağlık Bakanlığı’nın hafta sonu verdiği rakamlarına göre: 7 Ekim 2023'ten bu yana Gazze’de toplam şehit sayısı 74 bin 237'ye, yaralı sayısı ise 175.206'ya yükseldi. 11 Ekim 2025'te ilan edilen sözde ateşkesten bu yana Gazze'deki şehit sayısı 1454'e, yaralı sayısı 5 bin 90'a yükselirken, 835 şehidin cesedi de bulundu.
Aynı şekilde terör rejimi Batı Şeria ve Lübnan’a da saldırı ve baskınlar düzenliyor ve durmaya da niyeti yok. Lübnan’la sözde imzalanan ateşkes anlaşmasına rağmen saldırılarına ara vermedi. 2 Mart’tan bu yana terör rejimi saldırılarında 4 binden fazla can kaybı yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor.
Aksa Tufanı’ndan bu yana üç yıl doldu ve geçen yıl imzalanan anlaşmaya rağmen saldırılar hiç bitmedi. Bu anlaşma ile Gazze maalesef dünya gündeminden düşürüldü ve artık neredeyse sadece belli olaylar ve yıldönümünde hatırlar olduk. Avrupa ülkelerinde yapılan büyük gösteriler ve protestolar maalesef ülkemizde ve İslam coğrafyasında (Yemen hariç) nedense görünmüyor.
7 Ekim’de Küresel Filistin İttifakı'nın, Apartheid Karşıtı Hareket ve Filistin İşgaline Karşı Küresel Koalisyon'un desteğiyle Filistin'e destek için 6 kıtada harekete geçmeye hazırlanan 60 ülkeden 200 kuruluş, savaş suçlarının hesabının sorulması, uluslararası hukukun uygulanması ve siyonist rejime silah sevkiyatının durdurulması çağrısı yapacak.
Ülkemizde de Gazze halkına sahip çıkmak amacıyla basın açıklamaları, yürüyüş ve mitingler düzenlenecek.
Aksa Tufanı sonrası Gazze ve Lübnan halkının on binlerce şehid vermesi yanında İsmail Heniyye, Yahya Sinvar, Salih el Aruri, Muhammed Deyf, Ebu Ubeyde gibi nice lider ve komutanlar şehid edildi. Aynı şekilde Lübnan Hizbullah’ı liderleri Seyyid Hasan Nasrallah ve Seyyid Haşim Safiyuddin başta olmak üzere nice önemli şahsiyet ve komutanlar şehid edildi.
7 Ekim’den bu yana soykırım, vahşi mezalim ve nice önemli kayıplar verildi. Ancak eğer Aksa Tufanı olmasaydı terör rejimi ile “İbrahim Anlaşmaları” adı altında Suudi ve diğer bölge ülkeleri “normalleşme anlaşmaları” imzalanacaktı ve bu durumda ne Gazze ne de “Aksa davası” diye bir şey kalmayacaktı. 7 Ekim hareketi, bu ihanet planlarını engelledi. Ayrıca 1948’den beri yaşanan vahşet 7 Ekim olmasaydı da yaşanıyordu ve yaşanmaya devam edecekti.
Gazze direnişi ve mazlumların kanıyla dünya tarihi değişti. Siyonist emperyalistlerin ve destekçilerinin maskeleri düştü ve dünyaya sundukları bütün algılar yıkıldı. Direniş ve şehitlerin pak kanları gerçekleri yalın halde dünya halklarına gösterdi ve insanlık vicdanı ile Dünya Müslümanlarının uyanışına vesile oldu.
Gazze’de soykırım saldırıları, vahşet, açlık ve abluka devam ederken, İslam coğrafyasını kan gölüne çevirmeye ant içmiş siyon-emperyal güçler işbirlikçileri desteğiyle yeni savaşlara hazırlanıyorlar. Bir taraftan Yemen’e saldırılar başlatılırken, diğer taraftan İran’a yönelik büyük bir saldırının planlarını hazırlıyorlar.
Siyon emperyalist vahşilerin oyun, hile ve planlarının başlarına dolanmasını, Müslümanların birlik olmalarını Gazze başta olmak üzere İslam coğrafyasının özgürlüğe kavuşmasını kadiri mutlak Rabbimizden niyaz ediyoruz.
Selam ve dua ile…