Eskiden evlilik denildiğinde insanın aklına bir yuva kurmak, hayatı paylaşmak, iyi günde ve kötü günde birbirinin yanında olmak gelirdi. Bugün ise bazı gençlerin evlilik hayali, sosyal medyada karşılarına çıkan videolarla şekilleniyor.

Bir düğün videosu, romantik bir evlilik teklifi, gösterişli bir ev, sürekli seyahat eden bir çift, her anı kusursuz görünen bir aile… Gençler bunları izliyor ve farkında olmadan kendi evliliklerinin nasıl olması gerektiğine dair bir tablo oluşturuyor.

Fakat burada büyük bir yanılgı var: Sosyal medyada gösterilen evlilik, çoğu zaman evliliğin tamamı değildir.

Kamera açıkken gülümsemek kolaydır. Asıl mesele kamera kapandıktan sonra başlar. Birlikte yaşamanın sorumluluğu, geçim sıkıntısı, hastalık, yorgunluk, fikir ayrılıkları, ailevi meseleler ve sabır gerektiren günler sosyal medyada çoğu zaman görünmez.

Bugün bazı gençler, evlilikten önce sosyal medyada gördükleri hayatı hayal ediyor. Fakat evlendikten sonra gerçek hayatın, izledikleri birkaç dakikalık videolardan çok farklı olduğunu öğreniyor. İşte hayal ile gerçek arasındaki bu fark, zamanla hayal kırıklığına dönüşebiliyor.

Evlilik, sosyal medyada paylaşılacak bir içerik değildir. Her gün yeni bir bölümünün çekilip insanlara gösterilmesi gereken bir gösteri hiç değildir. Evlilik; sabır, fedakârlık, anlayış, mahremiyet, sadakat ve sorumluluk isteyen bir hayat ortaklığıdır.

Bunun yanında geçmişte yapılan görücü usulü evliliklerde de üzerinde düşünülmesi gereken bir taraf vardır. Elbette görücü usulüyle yapılan her evliliğin kusursuz olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak birçok insan, evliliği bir gösteri veya sürekli mutluluk beklentisi olarak değil, bir yuva ve sorumluluk olarak görmüş; eşler zaman içerisinde birbirlerini tanımış, sorunlar karşısında sabır göstermiş ve evliliklerini sürdürmek için gayret etmişlerdir.

Burada mesele görücü usulünü mutlak şekilde yüceltmek değildir. Asıl mesele, evliliğe hangi anlayışla başladığımızdır.

Bir de evliliğin daha ilk adımında dikkat edilmesi gereken önemli bir mesele var: Düğünlerimiz.

Evlilik, helal bir yuva kurma niyetiyle atılan güzel bir adımdır. Fakat bazen bu güzel başlangıç, İslam’ın koyduğu ölçüler göz ardı edilerek yapılan düğünlerle gölgelenebiliyor.

Kadın ve erkek arasındaki mahremiyet sınırlarının ortadan kaldırıldığı, haram görüntülerin ve davranışların normalleştirildiği ortamlar, “Hayatımızın en mutlu günü” denilerek meşrulaştırılmamalıdır.

Elbette düğün yapmak, sevinmek, akrabalarla ve dostlarla mutluluğu paylaşmak güzeldir. Ancak sevinirken de Allah’ın rızasını gözetmek gerekir.

Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:

“Mümin erkeklere söyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar.”

(Nûr, 24/30)

Ardından mümin kadınlara da gözlerini haramdan sakınmaları ve iffetlerini korumaları emredilir. (Nûr, 24/31)

Öyleyse “Bizim en mutlu gecemiz” diyerek Allah’ın sınırlarını aşmamalıyız. Çünkü gerçek mutluluk, Allah’ın razı olmadığı bir ortamda aranmaz.

Düğünlerde mahremiyetin ihlal edildiği görüntülerin çekilmesi ve sosyal medyada paylaşılması da başka insanların gözlerini ve gönüllerini harama yöneltebilir. Bu nedenle evliliğin ilk adımlarından itibaren helal-haram hassasiyetini korumak, kurulacak yuvanın bereketi açısından önemlidir.

Sosyal medyanın gerçek tarafı olduğu kadar, hayal tarafı da vardır. Bunu bilmeden evlilik kararı veren gençler, başkalarının hayatlarını kendi hayatlarının ölçüsü hâline getirebilir.

Oysa her evin hikâyesi farklıdır. Her çiftin imtihanı farklıdır. Sosyal medyada gördüğümüz birkaç saniyelik mutluluk, o evin bütün gerçeğini anlatmaz.

İnsan eşini sosyal medyada gördüğü kusursuz görüntülere göre değil; ahlakına, karakterine, sorumluluk anlayışına ve hayatı birlikte taşıma iradesine göre değerlendirmelidir.

Evlilik ise güçlü temeller ister. Sevgi kadar sabır, heyecan kadar sadakat, mutluluk kadar fedakârlık ister.

Ve belki de bugün gençlere söylememiz gereken en önemli söz şudur: “Sosyal medya ile evlenenlerin evliliği, bazen şarjı bitene kadar sürüyor.”

Sosyal medyanın bize sunduğu hayatları taklit etmek yerine kendi yuvamızı kurmayı öğrenelim. Gösterişten önce huzuru, paylaşmaktan önce mahremiyeti, hevesten önce sorumluluğu düşünelim.

Çünkü evlilik bir trend değildir. Bir video değildir. Birkaç güzel fotoğraftan ibaret hiç değildir.

Evlilik, iki insanın Allah’ın huzurunda birbirine emanet olması ve hayatın yükünü birlikte taşıma sözüdür.

Bu yüzden evlenirken yalnızca “Nasıl bir düğün yapacağız?” diye değil, “Nasıl bir yuva kuracağız?” diye düşünelim.

Çünkü düğününüz bir gece sürer; fakat kurduğunuz yuva, hayatınızın geri kalanını şekillendirir.