Bir toplumun geleceğini belirleyen en önemli meselelerden biri, çocukların nasıl yetiştirildiğidir.
Çocuk büyütmek hem büyük bir sorumluluk hem de ciddi bir emek ister. Anne ve babalar, çocuklarını dışarıdaki tehlikelerden korumaya çalışırken bugün gözden kaçırmamamız gereken başka bir tehlike daha var: ekranların arkasındaki dünya ve algoritmalar.
Allah-u Teala, “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” (Tahrîm, 66/6) diye buyuruyor. Yani Rabbimiz, aileye yalnızca maddi ihtiyaçları karşılamak değil, aynı zamanda çocuklarını manevi ve ahlaki tehlikelerden korumak gibi büyük bir sorumluluk yüklendiğini hatırlatıyor.
Çünkü teknoloji, çocuklarımızın hayatına artık çok erken yaşlarda giriyor. Çocuk daha konuşmayı öğrenmeden ekranla tanışıyor, daha yürümeyi öğrenmeden telefonun nasıl açıldığını biliyor. Kimi zaman anne ve babanın elindeki telefonla başlayan bu alışkanlık, çocuğun ilerleyen yıllarında da devam ediyor.
Telefonu ilk kez eline verdiğimizde bazı çocukların cihazı sanki yıllardır beklediği bir şeye kavuşmuş gibi sahiplenmesi, üzerinde düşünmemiz gereken ciddi bir durumdur. Elbette bunun tek sebebi teknolojiyle erken yaşta tanışmak değildir. Ancak erken yaşta ve yoğun ekran kullanımı, çocuğun dikkatini, alışkanlıklarını ve çevresiyle kurduğu ilişkiyi etkileyebilir.
Burada asıl tehlike zamanla ortaya çıkıyor.
Anne ve baba, “Çocuğumu ben yetiştiriyorum.” diye düşünüyor. Fakat çocuk bir videoyu izliyor, bir Reels’e uzun süre bakıyor veya belirli bir içeriği tekrar tekrar izliyor. Algoritma ise onun ilgisini ölçüyor ve bir sonraki karşılaşacağı içeriği buna göre şekillendiriyor.
Bir süre sonra çocuk neyi izleyeceğini kendisinin seçtiğini zannederken, aslında karşısına ne çıkacağını büyük ölçüde algoritmanın belirlediği bir dünyanın içine giriyor. Ve böylelikle asıl yetiştirici ortaya çıkmaya başlıyor…
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) de anne ve babanın çocuk üzerindeki sorumluluğuna dikkat çekerek şöyle buyurmuştur: “Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüğünüzden sorumlusunuz.” (Buhârî, Cum’a, 11; Müslim, İmâre, 20).
Bu sorumluluk, günümüzde çocuklarımızın dijital hayatını da kapsayan önemli bir bilinç gerektiriyor.
Çünkü ebeveynlik yalnızca çocuğun karnını doyurmak, okulunu takip etmek ve ihtiyaçlarını karşılamak değildir. Çocuğun zihnine neyin girdiğini de takip etmektir.
Hangi sitelere girdiğini, hangi videoları izlediğini, kimleri takip ettiğini ve ekran karşısında ne kadar zaman geçirdiğini bilmek gerekir. Bunun yanında çocuğun hayatını yalnızca ekranlardan ibaret bırakmamak; kitap, oyun, spor, arkadaşlık, aile sohbetleri ve sosyal faaliyetlerle desteklemek gerekir.
Çocuklarımızın önüne sadece telefon koymak yerine onlara kitap koymalı, oyun oynamalı, sohbet etmeli ve birlikte vakit geçirmeliyiz. Çünkü çocuk boş bırakıldığında o boşluğu mutlaka birileri dolduracaktır. Ve o boşluğu algoritma dolduracaktır.
Evet teknoloji bir araçtır; çocuğun annesi, babası veya eğitimcisi değildir. Ekran, bizim yerimize sevemez; algoritma bizim yerimize ahlak öğretemez.
Bugün çocuğumuzun eline verdiğimiz telefon yalnızca bir cihaz olmayabilir. Bazen bir öğretmen, bazen bir arkadaş, bazen de farkında olmadan bir yönlendirici hâline gelebilir.
Ve belki de yıllar sonra çocuklarımız büyüdüğünde, onların nasıl yetiştiğini sorguladığımızda çok geç olacak.
Çünkü çocuklarımızı bugün biz yetiştirmezsek, yarın onları kimin yetiştirdiğini sorgulamak zorunda kalabiliriz.