Hayatın kolaylaşması, huzur bulması ve bereketlenmesi için namazlarımızı dosdoğru kılmalıyız. Namaz, imanın hem alâmeti hem de gıdasıdır. İmanla namaz arasında doğru bir orantı vardır: Namaz düzgün kılındıkça iman artar, namaz gevşetilirse iman zayıflar. Namaz, kişinin mümin olmasına ve çevresinin de müminleşmesine vesile olan bir ameldir. Aynı zamanda müminlerle dostluğa, gönül birliğine kapı açar. Çünkü namaz, müminlerin kalplerinde sevgiyi, merhameti ve yardımlaşmayı yeşertir.

İmam Zeynelâbidîn (radıyallahu anh), Kur’ân-ı Kerîm’i hatmettiğinde şöyle dua ederdi: “Allah’ım! Müminlerin kalbinde bizim için bir sevgi yarat ve hayatı bize zorlaştırma!” İşte bu duanın kabulüne giden yol da namazdan geçer. Namazı dosdoğru kılan bir insan, hem kendisini hem de etrafındakileri Allah’a yaklaştırır; müminlerin gönüllerinde sevgi tohumları eker. Namazsız bir insan zamanı düzgün kullanamaz; namazı olan ise hayatı planlar, vaktin farkında olarak yaşar. Namaz, hayatın kolaylaşmasına vesile olan en büyük ameldir.

Sabah namazı, insanın seher vaktinin temiz havasını teneffüs ettiği, kâinatın uyandığını, geceden gündüze geçtiğini gözleriyle gördüğü andır. Bu manzara imanı kat kat artırır. Sabah namazını kıldıktan sonra güneşin doğuşunu bekleyip işrak namazını kılmak büyük bir fırsattır. Şâfiî mezhebine göre güneşin doğuşundan yaklaşık 20 dakika, Hanefî mezhebine göre 40 dakika sonra kerahet vakti çıkar. Hadis-i şerifte buyrulur: “Kim sabah namazını cemaatle kılar, sonra oturduğu yerde güneş doğuncaya kadar Allah’ı zikreder ve ardından iki rekât namaz kılarsa, ona tam bir hac ve umre sevabı verilir.” (Tirmizî, Salât, 586; hasen). Bu amel, defterimizi sevapla doldurur.

Sabah namazından sonra dinlenip saat 8.00-9.00 gibi kuşluk (duhâ) vaktinde iki rekât namaz kılmak da büyük bir nimettir. Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) buyurur: “Âdemoğlunun her birinde 360 mafsal yaratılmıştır. Her mafsal için bir sadaka gerekir… İki rekât duhâ namazı bütün bunlara karşılık gelir.” (Müslim, Zekât, 56; benzer rivayetler). Sahâbe-i kirâm “Yâ Resûlallah, buna kim güç yetirebilir?” deyince, Efendimiz (s.a.v.) bu namazın yeterli olduğunu bildirmiştir. Böylece insan, vücudundaki her eklem için sadaka vermiş gibi olur.

Günün ortasında, öğle namazında insanın meşguliyetleri, iş güç derken ruhu yorulur. Ruh teneffüs etmek ister; namaz ruhun teneffüsüdür. İnsan, balçıktan ve ruhtan oluşan çift yönlü bir varlıktır. Balçıktan olan yönümüz bizi dünyaya çeker, şeytanın hilelerine açık hâle getirir. Şeytan, dünya üzerinde tasarruf yetkisine sahip bir varlık değildir; yalnızca insanı Allah’tan uzaklaştırmak için hile yapma ruhsatı verilmiş bir mahlûktur. İnsan sünnet ve farz namazlarla Allah’a yönelmezse şeytanın saldırılarına maruz kalır. Allah Teâlâ, belirli vakitlerde kendisine yönelmemizi, O’nu unutmamamızı murâd etmiş ve namazı farz kılmıştır.

Öğleden ikindiye kadar dünyevî meşguliyetler yoğunlaşırken ruhun bir teneffüse daha ihtiyacı vardır. İkindi namazı, güneşin şiddetini kaybettiği, akşama meylettiği vakittir. Güneşin batışıyla kılınan akşam namazı ise gecenin gelişi, yıldızların doğmaya başlaması ve karanlığın çökmesiyle insanın Allah’a yöneleceği en ender vakitlerden biridir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurur ki, kim akşam namazını kılıp kimseyle konuşmadan iki rekât evvâbîn namazı kılar, ilk rekâtında Kâfirûn, ikinci rekâtında İhlâs sûresini okursa, yılanın derisinden sıyrıldığı gibi günahlarından sıyrılır. Ne büyük bir müjdedir bu! Bu namazı kılanlar, manevi anlamda temizlendiklerini hissederler.

Yıldızların gökyüzünde iyice belirdiği, karanlığın kâinatı sardığı yatsı namazı ve sonrası, insanı ürküten bir ağırlık taşır. Yatsı namazıyla o karanlığın ağırlığı rahmete dönüşür. İnsan, Allah’ın gecenin de gündüzün de Rabbi olduğunu hatırlar ve idrak eder. Hele gecenin son üçte birinde kılınan teheccüd namazı… Hadis-i şerifte bildirilir: “Rabbimiz her gece, gecenin son üçte biri kaldığında dünya semasına iner ve şöyle buyurur: ‘Bana dua eden yok mu ki ona icabet edeyim? Benden isteyen yok mu ki ona vereyim? Benden mağfiret isteyen yok mu ki onu bağışlayayım?’” (Buhârî, Teheccüd, 14; Müslim, Müsâfirîn, 168). Teheccüd, insanın yüzüne Allah’tan bir tatlılık, bir nûrânîlik indirir; hangi renkte olursa olsun, o yüze bir nur saçar.

Bir de günde en az bir kere çoluk çocuğumuz, hanımımızla beraber cemaatle evimizde namaz kılmalıyız. Bu konu gerçekten çok ihmal ediliyor. Özellikle dedeler, babalar; çocuklarını, kızlarını, torunlarını, evlâd u iyâlini arkasına alıp cemaatle namaz kıldırmalıdır. Bu amel, hem aile bağlarını kuvvetlendirir hem de hep birlikte Allah’a yönelmeyi sağlar. Peygamberler de “Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazı dosdoğru kılanlardan eyle!” (İbrâhîm, 14/40) diye dua etmişlerdir. Ailece cemaatle namaz kılmak, namazı ikame etmek demektir. Hz. Ömer’in (radıyallahu anh) sözü meşhurdur: Bir adam hanımıyla beraber cemaatle namaz kılarsa şeytanın boynunu vurmuş gibidir. Yani ailesiyle cemaatle namaz kılan insan, kendisini ve ailesini şeytanın tasarrufundan kurtarır; şeytanı etkisiz hâle getirir. Cemaatle namaz kılınan evlerde huzur, bereket, saygı, sevgi, yardımlaşma, merhamet ve Allah’ı razı edecek amelleri işlemede bir gayret oluşur.

Yazımızın sonlarına gelirken, Peygamber Sevdalıları Vakfı’nın düzenlemiş olduğu “Hayat Namazla Güzeldir” etkinliklerini tebrik ediyoruz. Ana sınıfından ilkokula, ortaokuldan lise ve üniversite kategorisine kadar çocuk ve gençlerimize yönelik bu tür kitlesel etkinlikler, her yaş grubuna hitap ederek çoğalsın inşallah. Çocuk ve gençlerimiz kendilerini İslam halkası içerisinde bulsun. Bu vesileyle, Peygamber Sevdalıları’nın son iki ayda “Hayat Namazla Güzeldir” ve “Niyet ettim örtünmeye, emrin başım üstüne” sloganlarıyla birçok şehirde gerçekleştirdiği programları çok değerli görüyoruz. Ana sınıfından üniversiteye kadar her yaş grubundaki evlatlarımızın kendilerini İslami çalışmaların içinde görebileceği, ses getirecek etkinlikler üretilmelidir. İslami cemaatler bu ülkede kuvâ-i diniyedir. Amerika-İsrail bağlantılı yapıları İslami cemaat olarak görmüyoruz; fakat Allah’ın dinine hizmet etmek, toplumun ıslahına vesile olmak niyetiyle faaliyet gösteren birçok İslami cemaat vardır ki çalışmaları takdire şayandır.

Allah, İslam’ın egemenliğini yeryüzünün bütün coğrafyalarına hâkim eylesin diyerek hepinizi âlemlerin Rabbi olan Allah’a emanet ediyor, sağlık ve sıhhat diliyoruz.

HAYAT SENİNLE GÜZEL ALLAH’IM!
HAYAT NAMAZLA GÜZEL ALLAH’IM!
HAYAT İSLAM’LA GÜZEL ALLAH’IM!
HAYAT ALLAH’A KUL OLABİLMEK İÇİN CEMAAT OLMAKLA GÜZEL!