Kanuna göre 18 yaşından küçüklerin evlenmesi yasak; peki 18 yaşını doldurmuş gençlerin kendi rızalarıyla evlilik dışı ilişki yaşaması neden ceza hukuku bakımından farklı değerlendiriliyor?
Üzerinde ciddi şekilde düşünmemiz gereken meselelerden biri de budur.
Eski Türk Ceza Kanunu’nda zina suç olarak düzenlenmişti. Ancak Anayasa Mahkemesi kararları ve 2004 yılında yapılan yasal değişikliklerle zina, ceza hukuku bakımından suç olmaktan çıkarıldı. Bugün 18 yaşını doldurmuş kişilerin karşılıklı rızaya dayalı evlilik dışı ilişkileri, başka bir suçun unsurlarını taşımadığı sürece kural olarak ceza soruşturmasının konusu değildir.
Fakat burada önemli bir ayrım vardır: Bir davranışın kanunen suç sayılmaması, onun dinen ve ahlaken doğru olduğu anlamına gelir mi?
Elbette gelmez.
Hukuk toplum düzenini sağlarken, din ve ahlak insanın vicdanını ve sorumluluk duygusunu şekillendirir. Bu nedenle gençlerimize yalnızca “Kanun ne diyor?” sorusunu değil, “Allah ne diyor?” sorusunu da öğretmeliyiz.
Yüce Allah, “Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, hayâsızlıktır ve çok kötü bir yoldur.” (İsrâ, 17/32) buyuruyor. Dikkat edelim: “Zina yapmayın” değil, “Zinaya yaklaşmayın.” Çünkü harama giden yol çoğu zaman küçük görülen adımlarla başlar.
Bir mesaj, gizli bir görüşme, “Bir şey olmaz.” düşüncesi derken insan kendisini hiç istemediği bir hayatın içinde bulabilir.
Peki çözüm nedir?
Öncelikle iman ve ahiret bilinci. Allah’tan korkan bir genç, yalnızca kanunun yaptırımından değil, Rabbinin huzurunda vereceği hesaptan çekinir. Yüce Rabbimiz, “Biz ona şah damarından daha yakınız.” (Kaf, 50/16) buyuruyor.
Bunun yanında ailelerin de büyük sorumluluğu vardır. Genç, çoğu zaman ailesinde gördüğünü hayatına taşır. Ailede mahremiyet, iffet, sevgi ve Allah bilinci varsa çocuk da bunlarla büyür. Anne ve babalar, gençlere haramdan uzak durmayı öğretirken helal olan evliliği de kolaylaştırmalıdır.
Çünkü mesele yalnızca bir ceza maddesinden ibaret değildir. Bir toplumun geleceği, gençlerinin neyi normal kabul ettiğine bağlıdır. Evliliğin küçümsendiği, mahremiyetin değersizleştirildiği ve haram ilişkilerin sıradanlaştırıldığı bir ortamda toplum da aile kurumu da zarar görür. Gençlere sınır koymayı öğretmek, onları baskılamak değil; gelecekte karşılaşabilecekleri pişmanlıklardan korumaktır.
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) gençlere evlenmeyi ve iffeti korumayı tavsiye etmiştir.
Şunu aklımızdan çıkarmamalıyız: Kanun insanı cezalandırabilir; fakat kalbi terbiye edemez. Kalbi terbiye eden iman, ahlak ve Allah bilincidir.
Asıl soru şudur: Kanunun yasaklamadığı her şeyi yapmak mı doğrudur, yoksa insan hayatını Allah’ın koyduğu ölçülerle mi şekillendirmelidir?
Rabbim gençlerimize iffet, ailelerimize huzur ve toplumumuza ahiret şuuru nasip etsin.