Aileyi ayakta tutan en önemli değerlerden biri iletişimdir. Ne yazık ki günümüzde ailelerin karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan biri de aile içi iletişimsizliktir.
Öyle kalabalık aileler var ki, aynı çatı altında yaşamalarına rağmen tek kişilik bir hücreden bile daha sessizler. Herkes aynı odada; fakat her birey kendi telefonuna, tabletine veya kendi dünyasına dalmış durumda. Göz göze gelmeden geçen saatler, konuşulmadan biten günler ve paylaşılmadan yaşanan hayatlar, çağımızın en büyük sorunlarından biri hâline geldi.
Dijitalleşmenin beraberinde getirdiği "aynı evde, farklı dünyalarda yaşama" gerçeği, aile bağlarını her geçen gün biraz daha zayıflatıyor. Fiziksel olarak yan yana olsak da ekranların arkasındaki sanal dünya, gönül köprülerimizi uzaklaştırıyor.
Peygamber Efendimiz (sav) aileye verilen değeri şu sözleriyle ifade etmiştir:
"Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Ben de aileme karşı en hayırlı olanınızım." (Tirmizî, Menâkıb, 63).
Bugün birçok çocuk, telefon veya tabletten birkaç dakika bile ayrı kalmakta zorlanıyor. Bazı çocuklar cihazları ellerinden alındığında elleri titriyor, aşırı tepki gösteriyor. Hatta uzun süre ekran başında kalan bazı çocukların uyku sırasında bile parmaklarını, sanki hâlâ telefon veya tablet kullanıyormuş gibi hareket ettirdiği görülüyor.
Bu durum, dijital bağımlılığın çocukların gelişimi üzerindeki etkilerini düşündüren ciddi bir işarettir. Ebeveynler, "Çocuğum buna alıştı, artık yapacak bir şey yok." diye düşünmemelidir. Çünkü alınabilecek birçok önlem vardır. Çocukları telefon ve tablet yerine zekâ geliştirici oyuncaklara, beceri kazandıran etkinliklere, eğitsel oyunlara ve kitaplara yönlendirmek mümkündür. Çocukluk döneminde kazanılan alışkanlıklar, gelecekteki kişilik ve psikolojik gelişim açısından büyük önem taşımaktadır.
Bu kısır döngüyü kırmak için evlerde ekransız zamanlar oluşturulmalıdır. Özellikle akşam yemeklerinde telefonlar bir kenara bırakılmalı, aile bireyleri birbirini dinlemeli ve kaliteli vakit geçirilmelidir. Bildirimleri sınırlandırmak, ortak etkinlikler düzenlemek ve yüz yüze iletişimi artırmak aile bağlarını güçlendirecektir.
Ancak sorunun tek nedeni teknoloji değildir. Manevi değerlerden uzaklaşmak da aile içi iletişimi zayıflatmaktadır. Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:
"Kaynaşmanız için size kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranıza sevgi ile merhamet koyması da O'nun varlığının delillerindendir." (Rum Suresi, 30/21).
Sevginin olduğu yerde ilgi, ilginin olduğu yerde iletişim, iletişimin olduğu yerde ise huzur vardır.
Unutmamalıyız ki güçlü aileler, güçlü toplumların temelidir. Aynı evde yaşamak aile olmak için yeterli değildir. Asıl mesele; aynı sofrayı paylaşabilmek, aynı duaya "âmin" diyebilmek ve birbirimizin gönlüne dokunabilmektir.
Aynı evde yaşıyoruz; peki gerçekten aynı hayatı mı paylaşıyoruz?