Ekran Işığı Gözümüzü mü, Gönlümüzü mü Kör Ediyor?
Sabah gözümüzü açar açmaz elimiz telefona gidiyor. Gün boyunca bilgisayar ekranına, akşam ise televizyona ya da yeniden telefona bakıyoruz. Farkında olmadan hayatımızın büyük bir bölümünü ekranların karşısında geçiriyoruz. Peki, hiç düşündük mü? Ekran ışığı gerçekten sadece gözümüzü mü yoruyor, yoksa gönlümüzü de karartıyor mu?
Bilimsel araştırmalar, telefon ve bilgisayar ekranlarından yayılan mavi ışığın gözü doğrudan kör etmediğini ortaya koyuyor. Ancak uzun süre ekrana maruz kalmak; göz kuruluğuna, dijital göz yorgunluğuna, baş ağrısına, dikkat dağınıklığına ve uyku düzeninin bozulmasına neden olabiliyor. Çünkü ekrana odaklandığımızda göz kırpma sayımız azalıyor, göz yeterince dinlenemiyor ve beynimiz gece olduğunu algılamakta zorlanıyor.
Fakat asıl üzerinde durulması gereken mesele, ekranların gözümüze verdiği zarardan çok gönlümüzde bıraktığı izdir.
Yüce Allah şöyle buyuruyor: “De ki: Kör ile gören bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?” (En’âm Suresi, 50).
Rabbimiz bu ayette sadece maddi görmeyi anlatmıyor. İnsanın bir de basiret gözü, yani hakikati gören gönül gözü de vardır. İnsan gözleriyle bakabilir; fakat basireti kapanmışsa gerçeği göremez. Çünkü manevî körlük, gözün değil kalbin hastalığıdır.
Bugün ahir zamanın en büyük tuzaklarından biri de insanı düşünemez hâle getirmektir. Kur’an-ı Kerim’de en çok tekrar edilen çağrılardan biri “Hiç düşünmez misiniz?”, “Hiç akletmez misiniz?” hitabıdır. Çünkü insanı diğer varlıklardan ayıran en büyük özellik, düşünebilmesi ve muhakeme edebilmesidir.
Ne yazık ki ekranlar bize sürekli yeni görüntüler sunarken, derin düşünmeyi elimizden alıyor. Sürekli kayan videolar, bitmeyen bildirimler ve birkaç saniyede tüketilen içerikler zihni meşgul ediyor; fakat besle/yemiyor. Düşünmeyen insan analiz edemez, doğru ile yanlışı ayıramaz, kolayca yönlendirilir ve manipülasyona açık hâle gelir. Kendi fikrini mutlak doğru zanneder, farklı görüşleri anlamakta zorlanır.
Rabbimiz bir ayette şöyle buyuruyor: “Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Bu, onlar için daha temizdir.” (Nûr Suresi, 30).
Ayetin devamında ise aynı uyarıyı kadınlar için de yapmıştır. “Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar…”( Nûr Suresi, 31) buyurmuştur.
Göz, kalbin aynası, penceresidir. Gözden giren her görüntü, kalpte bir iz bırakır. Haram görüntüler, faydasız içerikler ve saatlerce süren ekran meşguliyeti zamanla kalbi yorabilir, basireti zayıflatabilir. Buna karşılık ilim, zikir, Kur’an, faydalı kitaplar ve salih insanlarla beraber olmak ve meşgul olmak gönül gözünü aydınlatır ve basireti de açar.
Tasavvuf büyükleri kalbin temizliğine bu yüzden büyük önem vermiştir. Çünkü kalp aydınlanırsa göz hakikati görür, kulak doğruyu işitir, dil doğruyu söyler ve insan doğru yolda yürür.
Teknoloji hayatımızın vazgeçilmez bir parçasıdır ve parçası da olabilir. Onu tamamen hayatımızdan çıkarmamız mümkün değildir. Ancak teknolojiyi yöneten biz olmalıyız; bizi teknoloji yönetmemelidir.
Belki de bugün kendimize şu soruyu sormanın tam zamanıdır:
Telefonumuzun ekranını her gün temizliyoruz. Peki, gönül gözümüzü en son ne zaman temizledik?
Çünkü ekran ışığı gözü tamamen kör etmeyebilir; fakat kontrolsüz kullanıldığında gönlün ışığını söndürme tehlikesi her zaman vardır.