“Müminler ancak kardeştir.” Bu cümleyi yıllardır duyuyor, söylüyor ve birbirimize hatırlatıyoruz. Peki gerçekten bu kardeşliği hayatımıza ne kadar yansıtabiliyoruz?
Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:
“Müminler ancak kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.” (Hucurât Suresi, 49/10) ayetinde de kardeşliğin sadece bir söz değil; imanımızın gereği olan bir sorumluluk olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Ne yazık ki son yıllarda öfkenin, tahammülsüzlüğün ve şiddetin giderek arttığına şahit oluyoruz. Bazen bir tartışma, küçük bir anlaşmazlık veya basit bir öfke anı, telafisi mümkün olmayan acılara dönüşebiliyor. İnsan, kendi kardeşine karşı bu kadar acımasız olabilir mi?
Özellikle son günlerde Batman’da yaşanan üzücü olaylar, hepimize aynı soruyu yeniden sorduruyor: Biz gerçekten İslam’ın öğrettiği kardeşliği yaşayabiliyor muyuz?
Bugün gençlerimizin önemli bir kısmı, aile büyüklerine danışmadan, onların tecrübelerinden istifade etmeden, öfke ve anlık duygularla hareket edebiliyor. Oysa İslam; istişareyi, saygıyı, sabrı ve merhameti emreder. Anne ve babanın duasını alan, büyüklerinin sözünü dinleyen ve öfkesini kontrol edebilen bir genç, hem kendisini hem de çevresini birçok felaketten korur.
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz ve onu hor görmez.”
Evet bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey; daha fazla öfke değil, daha fazla merhamettir. Daha fazla kin değil, daha fazla kardeşliktir. Çünkü İslam’ın hâkim olduğu yerde adalet vardır, merhamet vardır, emanet vardır ve huzur vardır. Bu değerler zayıfladığında ise toplumda şiddet, cinayet, nefret ve güvensizlik artmaya başlar.
Elbette bunun tek sebebli değildir; ancak izlediğimiz filmler, dijital platformlar, sosyal medya içerikleri ve şiddeti normalleştiren yayınlar da özellikle gençlerin karakterini ve değer dünyasını olumsuz etkileyebilmektedir. Bu nedenle ailelerin çocuklarıyla daha fazla vakit geçirmesi, onları manevi değerlerle yetiştirmesi ve iyi örneklerle buluşturması büyük önem taşımaktadır.
İslam, insanı yaratan Allah’ın insanlık için gönderdiği hayat nizamıdır. İnsanın neye ihtiyaç duyduğunu, onu yaratan elbette en iyi bilir. Bu yüzden Kur’an’ın ve Peygamber Efendimizin rehberliğine sarılan toplumlar, tarih boyunca huzuru ve kardeşliği daha güçlü şekilde yaşamışlardır.
Allah aşkına Batman, dinine, değerlerine ve kardeşliğine bağlı insanların yaşadığı bir memlekettir. Bu memleketi koruyabilmek; öfkeyi değil merhameti, ayrılığı değil birliği, nefreti değil kardeşliği büyütmekle mümkündür.
Rabbimizden niyazımız; kalplerimize merhameti, dilimize güzel sözü, hayatımıza kardeşliği hâkim kılmasıdır. Çünkü merhametli, şefkatli ve huzurlu toplumlar, güçlü binalarla değil; birbirine güvenen, birbirini seven ve Allah için kardeş olabilen insanlarla inşa edilir.