Soykırımcı Siyonist rejimin hamisi Büyük Şeytan Amerika ve destekçileri, İran İslam Cumhuriyetinin direnişi, cesareti, karşı saldırıları, sabrı ve stratejik aklı karşısında gerçekten çaresiz ve şaşkın… Büyük Şeytan Amerika, İran’a hangi yolla boyun eğdireceğini bilemez bir durumda… O yüzden eylemleri ve söylemleriyle çelişki ve tutarsızlık içinde… Bir türlü İran İslam Cumhuriyetine geri adım attıramıyor. İran’a yönelik saldırıları aynı sertlikte karşılık buluyor.

Hiç kuşkusuz İran İslam Cumhuriyetinin düşmanları ondan çok daha güçlü, maddi güçte kıyaslanamayacak kadar bir makas farkı var. Bir tarafta binlerce nükleer silaha ve dünyanın en büyük askeri gücüne sahip bir imparatorluk var. Hiçbir ahlaki ve insani değere önem vermeyen, vahşi, sapkın, soykırımcı bir şeytani güç…

Ve bu şeytani imparatorluğun destekçisi, yardımcısı, uşağı onlarca irili ufaklı devlet var. Hem Asya’da hem Avrupa’da hem Afrika’da kendi topraklarını, imkânlarını Amerika’ya kullandırtan onlarca devlet… Her ırktan her dinden her mezhepten her ideolojiden onlarca devlet… İçlerinde dindar takılanlar da var laik takılan da var solcu takılan da… Sözde din devleti iddiasında olan da krallık olan da cumhuriyet olan da demokratik olan da… Bütün bu devletlerin ortak özelliği Büyük Şeytan Amerika’nın, soykırımcı, katil Siyonist rejimin hizmetine amade olmaları.

İran İslam Cumhuriyeti büyük bedeller ödüyor; çok büyük bedeller… İran İslam Cumhuriyeti devleti ve halkıyla rahatı, huzuru bir kenara bırakmış, bu şeytani ittifaka karşı adeta destansı bir mücadele veriyor. İslam dünyasını istila sevdasındaki bu şer ittifak karşısında yıkılmaz bir kale gibi duruyor. Belki çok daha büyük bedeller ödeyecek, çok daha fazla evladını feda edecek, şehirleri yakılıp yıkılacak… Mazlum Gazze’nin akıbetini yaşayacak. Ama asla teslim olmayı düşünmüyor. Direniş bayrağını yere bırakmayı düşünmüyor. İmam Hüseyin gibi zillet bizden uzaktır diye haykırıyor…

Ne yazık ki İslam ümmeti, İran İslam Cumhuriyetinin verdiği destansı mücadelenin farkında değil, bu mücadelenin İslam ümmeti adına verildiğinin, yenilginin İslam ümmetini savunmasız bırakacağının farkında değil. İran’ın yenilgisinin Gazze’nin, Filistin’in, Lübnan’ın, Yemen’in, Suriye’nin, Irak’ın yenilgisi anlamına geleceğini idrak edemiyor çoğu Müslüman… Barbar istilanın Mısır’dan, Sudan’dan Türkiye’ye, Pakistan’a kadar uzanacağı gerçeğini umursamıyor Müslüman halklar…

Bir tarafta ümmeti esaretten kurtarmak için savaşan, akıllara durgunluk veren bir direniş gösteren, on binler halinde şehit veren, soykırıma uğrayan, dehşetli acılar çeken ama asla yılmayan, teslim olmayan, boyun eğmeyen, düşmana ağır darbeler vuran, düşmanı şaşkına çeviren bir direniş ekseni var, Allah’a güvenen salih kullar topluluğu var.

Öbür tarafta sağduyulu, bilinçli, çok küçük bir kesim hariç, bu destansı mücadeleyi önemsemeyen, doğru dürüst gündemine bile almayan, bu destandan bahsetmeye çekinen, yazılarına, haberlerine konu edinmeyen, hatta bu mücadelede taraf tutmayı fitne kabul eden, vurdumduymaz, ilgisiz bir İslam ümmeti var…

Ne acı! İmam Hüseyin’e ağlayan çoğu insan, Kerbela denince gözleri dolan, keşke o gün orada olsaydık diye hayıflanan çoğu kişi, zamanın Hüseyinlerine karşı kör ve ilgisiz… Gazze’de, Filistin’in diğer mübarek topraklarında, Lübnan’da, İran’da yaşanan onlarca Kerbela’yı yok sayar halde…

Bırakın zamanın Hüseyinlerine sahip çıkmayı, çağdaş Kerbela’ların yaşanmasına engel olmaya çalışmayı, zamanın Yezidleriyle kol kola giriyor, onlara destek veriyor, katliamlarına katkı sağlıyorlar. Aynen Kufe halkı gibi… Dilleri Filistin diyor, Gazze diyor ama paraları Siyonistlerin cebine akıyor… Amerika’ya her türlü desteği vermeyi, Amerika’yı bağırlarına basmayı, zamanın Yazidlerine övgüler dizmeyi izzet sayıyor…