Kökleri toprağın en derinliklerinde sapa sağlam yayılmış… Hz. Ömer’e, Ebu Ubeyde Bin Cerrah’a, Selahaddin-i Eyyubi’ye kadar derinleşen köklere sahip koca fidanlar… Hiçbir fırtınada, hiçbir zemheride ve hiçbir zeminde zerre kadar sarsılmamış, etkilenmemiş kadim fidanlar…

67’de “Nekse” gününde Arap ülkelerini (Mısır, Ürdün, Suriye) altı günde yenerek önemli miktarda toprak işgal etmesiyle şu utanmaz dünyamızın gündemine süper güç-süper soykırımcı olarak lanse edilen işgalci terör rejim…

Ancak 7 Ekim Aksa Tufanı Cihadından bu yana HAMAS’ın Fidanlarına karşı adına başarı diyebileceğimiz tek bir kazanım bile elde edemeyen zıvanadan çıkmış aşağılıklar güruhu… Aşırı sıkı sansürlere rağmen binlerce kaybını, yüz binlerce dış göçü ve milyarlarca dolarlık ekonomik kaybını ve dahası içine girdiği çöküş trendini bir türlü saklayamayan soykırımcı caniler…

Bu kadim fidanların sayesinde, aşağılık kavmin hayal ettikleri Arz-ı mev’ud hezeyanları, kısa bir süre sonra mezar-ı merdud gerçeğine dönüşecek…

Büyük şeytan Amerika siyasi ve askeri şeytanlıklarını son gaz arttırsa da, özellikle başkanlık seçimlerine kadar soykırımcı Siyonist rejime yapay da olsa bir zafer kazandırmanın çabasına girse de.. Savaş alanını genişletmek ve yeni kurbanlar oluşturmak için elinden gelen tüm alçaklığı sergilemekten çekinmese de değişen bir şey olmayacak.

Az düşünelim.

Evvela İran’ı gözüne kestirdi olmadı. Sonra bir iki Avrupa ülkesine sataştı o da olmadı. Şimdi de Yemen’in izzetli evlatları üzerinden Mekke İttifakı ülkelerini işgalin battığı kanlı bataklığa çekmenin peşinde ancak o da olmayacak… Kısacası tüm çabaları beyhude, eninde sonunda soykırımcı mel’un kavim önce kendisini sonra ABD’yi dahası tüm batıyı yok oluş uçurumuna sürükleyecek. Onlar yok oldukça insanlık var olacak.

İşte bu güzelim sonu, doğacak hakikat güneşinin ilk muştusunu HAMAS’ın Fidanları’dır dünyaya muştulayan…

Dünyanın özgürlük meşalesini tutuşturan bu aziz fidanları tanımamak, okumamak, anlamamak hiç olacak iş midir?

Filistin, Gazze ve HAMAS üçlemini gönüllerden, dualardan, meydanlardan hiçbir zaman düşürmeyen halkımızın, Muhibbân-ı Kütüp dostların ve Muhibbân-ı Hürriyet olanların coşkuyla okuduğu şu muhteşem kitap… HAMAS’ın Davet İklimi, HAMAS’ın Fidanları…

Abdullah Yusuf el-Ledavi’nin kaleminden, Nisan 2026’da Dua Yayıncılığın ülkemize kazandırdığı bir şaheser…

Özellikle Gazze halkının dünya halklarını hayretlere düşüren muazzam direncinin ana kaynağını merak edenlere…

Yediden yetmişe göz kamaştırıcı vatan sevgisinin arkasında yatan sır neymiş?

Gencini, yaşlısını birer cami aşığı yapabilmenin püf noktalarını…

Bu savrulmaz, eğilmez fidanların dünya kamuoyunca da görünen bu meyvelerine ek olarak şu diğer meyvelerine gıpta etmemek mümkün müdür acaba?

Global bilinç ve boykot şuuru, dünya çapında tel’in hareketleri, mitingler, protestolar… Kültürel, sanatsal ve akademik dünyada devrim denilebilecek düzeyde ciddi değişimler… Spor ve ticaret kulvarında kalıcı dönüşümler… Maşeri vicdanlarda sömürü ve hürriyet gerçekliğinin anlaşılırlığı ve daha nice güzellikler/meyveler…

Soykırım vahşetinin en karanlık anlarında bile Kur’an-ı Kerim’i hıfzetme aşkının aydınlığına koşan bu halkı kim, nasıl bu seviyeye getirdi? Gün aşırı hafızlık merasimleriyle gönülleri mest eden, fetheden bu necip milletin gelişim evrelerindeki gizil kodları öğrenmek…

Soykırım vahşetinin o feryatlar dolusu ikliminde, şehidler kervanının devam ettiği şehadet mevsiminde, cihadın, ribatın, sabrın, sebatın merkezinde, dünyanın gözleri önünde, yoklukta, acıda, gözyaşında kaleme alınmış bu eşsiz eser…

HAMAS’ın ilk günlerinden, ilk gönüllülerinden taa günümüze kadar gerçek bir projeksiyon ile detaylı içeriği ve sade anlatımıyla tüm dikkatleri üzerine çekmeyi başarmış bu kitap okunuyor çünkü kalbe dokunuyor.

Bu güzelim kitabı siz kitapseverler ile baş başa bırakmanın umudu ve mutluluğu ile…