Gazze’de ölümsüz gün yok.

Yetimsiz gün yok.

Acısız, sancısız gün yok.

Yürekleri yakan, kulakları patlatan çığlıklara rağmen verilen ses de yok.

Sus pus her taraf. Ölüm sessizliği var. İçinde korkunç ölümler olan bir ‘ateşkes’ var.

Kalabalık ama çaresiz bir yığın insan var.

Ne zulmü durduran ne zalimin karşısında duran var.

Sessiz ölümler izleniyor sadece.

Çaresizliğin konforuna sığınmış, "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" diyerek vicdanın sesini susturmuş yığınlar...

Dünya, imzalanan o metinlerin ardından derin bir "oh" çekti. Herkes savaşın bittiğini, kanın durduğunu, acıların geride kaldığını sandı ya da öyle inanmak istedi.

Ekranlar kapandı, haber bültenleri başka gündemlere döndü. Dünya başka meselelerin peşine düştü.

Ama Gazze’nin gündemi değişmedi. Orada ölüm, ateşkes kelimesini tanımıyor. Orada ateşkes ölüm getiriyor.

Adında "barış" geçen o kâğıt parçaları, katliamı daha da sinsi, daha da katmerli bir boyuta taşıyor. Ateşkes ilan edildi denilen o günlerde bile gökten füzeler yağmaya, enkazlar altından yeni cenazeler çıkmaya devam ediyor. Adı barış olan ama kendisi ölüm üreten bir mekanizma bu. Kâğıt üstündeki o sahte imzalar, vahşeti durdurmuyor; sadece dünyadakilerin arkasına saklanacağı ucuz bir bahane, suç ortaklıklarını örtbas edecekleri konforlu bir perde oluyor.

Silahlar asla susmuyor. Acılar dinmiyor. Ateşkes denilen o maskeli balo, her gün çocukların üstüne ölüm kusmaya devam ediyor. Ve buna karşı tek bir ses bile çıkmıyor. Herkes susuyor; masadakiler, sokaktakiler, ekran başındakiler... Koca bir insanlık, imzalanan bir yalanın ardında kaybolup gidiyor.

Zulüm katmerli, zulüm sıradanlaşmış bir rutin gibi iniyor tepelere. Ve biz... Sıcak odalarımızda, kelimelerin bile utandığı o köşede, kendi sessizliğimizin altında eziliyoruz. Atılan her kurşun, biraz daha eksiltiyor insanımızı. Bu ateş, sadece orayı değil, hepimizin içindeki son temiz yeri yakıyor.

Kâğıt üstündeki barış masalları ve bu masalları gerçeğe tercih eden koca bir dünya, atılan her bombadan çok daha ağır bir suç ortaklığına imza atıyor.

Bu ateşe sırtını dönen, bu sahte barış yalanına alkış tutan, sınırların ötesinde bir canın yandığını bildiği halde konforundan vazgeçmeyen herkesin dökülen her damla kanda payı vardır.