Öğle: İkindi:
4 °C
asd

DİRENİŞ ÖNDERLERİMİZİ TANIMALIYIZ

  • SADULLAH AYDIN
  • 2022-11-23 15:36:04
  • 274 Görüntülenme
  • Müslüman halkların istilacı düşmanların tasallutundan kurtulmaları, İslam topraklarının işgalcilerden temizlenmesi, özgür ve onurlu İslami toplumların inşası için cihat bayrağını kuşanmış direniş önderlerini mutlaka tanımalıyız. Günümüz İslam dünyası Batılı medya organlarının, kültür emperyalizminin etki ve denetiminde olduğu için bu direniş önderleri unutturulmaya çalışılmış, cihat kötü bir olgu gibi gösterilmiştir.

    Müslüman halklar, özellikle yeni nesiller bu saptırıcı algının etkisiyle mücahit önderleri, cihat bayrağını dalgalandırmış şahsiyetleri suçlu isyancılar gibi görme eğilimine girmiş durumdadırlar. İslam ümmetinin başına gelmiş en büyük musibetlerden biri olan tekfirci hareketlerin yaptıklarını cihat sanan veya art niyetli algılarla bu şekilde yönlendirilen Müslüman halklar az da olsa varlığını sürdüren onur ve izzetlerini direniş önderlerine borçlu olduklarını ve yeni direniş önderlerinin sayesinde ayakta durabileceklerini anlamlılar. Müslüman aydın, âlim ve yazarlar tarafından bu bilinç ve anlayış halklara verilmeli.

    Birçok Müslüman toplum bugün bir dereceye kadar onurlu ve özgür yaşayabiliyorsa kendilerinden önce yaşamış olan direniş önderlerinin yiğitlik ve mücadelelerine borçludurlar. Eğer Şeyh Saitlerin, İskilipli Atıf Hocaların, Üstad Bediüzzamanların, Şeyh Esat Erdebillilerin direniş ve mücadeleleri olmasaydı, Kemalistler bu ülkede dini değer ve yaşantıları tamamıyla imha edeceklerdi ve Müslümanlık unutulup gidecekti. Yine işgalci düşmana karşı, İngiliz’e, Yunan’a, Rus’a ve diğerlerine karşı özgürlük ve direniş bayrağını açanlar da Müslüman direniş ve cihat önderleriydi.

    Cezayir’de Şeyh Abdulkadir Es-senusi, Tunus’ta Şeyh Mehdi, Kafkaslar’da Şeyh Şamil, Libya’da Ömer Muhtar, İran’da Mirza Kucukê Cengeli  gibi direniş önderlerinin kıyamları olmasaydı bu ülkeler ve daha niceleri batılı emperyalist güçlerin sömürgesi olmaya devam edecekti. 

    İşte bu direniş önderlerinden biri de şu günlerde şehadet yıl dönümünü idrak ettiğimiz Şeyh İzzettin el-Kassam’dır. Başta Filistin halkı olmak üzere Müslümanlar bu kahraman direniş önderine çok şey borçlu…

    Şeyh İzzettin el-Kassam, siyonizme ve onun arkasındaki emperyalizme karşı Filistin halkına direniş ruhunu ilk aşılayan, Filistin`de cihad ateşini tutuşturan kişidir. 1930’lıu yıllarda İngiliz emperyalizmine karşı direnişin, kıyamın, İslami mücadelenin ve silahlı cihadın önderliğini yapmış bir insandı. 

    Filistin toprakları Osmanlı`ya bağlıydı ancak Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngilizler tarafından Filistin işgal edildi. Filistin`in işgalinden sonra Filistin`in Yahudileştirilmesi eylemi, hareketi başladı ve Filistin’e çok ciddi bir siyonist akım gerçekleştirildi. Filistin adeta siyonist militanların, silahlı eylemcilerin istilasına uğradı. 

    Bu istilaya karşı genelde bütün ümmet ama özelde Filistin halkı büyük bir umutsuzluk, karamsarlık içerisindeyken İzzettin el-Kassam, onlara direniş ruhunu aşıladı ve Filistin`de kıyam hareketini başlattı. Şeyh İzzettin el-Kassam 1935 yılında Filistin`de İngilizlerle girdiği silahlı mücadele esnasında şehid edilen büyük bir İslami önderdir. İslami Cihad, Hamas, Filistin`deki diğer İslami direniş hareketleri olsun Şeyh İzzettin el-Kassam`a, onun mücadelesine, direnişine çok şey borçludurlar.

    Sahte kahramanlardan geçilmediği, hainlerin kahraman ilan edildiği günümüzde gerçek kahramanların, direniş ve özgürlük önderlerinin tanıtılması, genç nesillerin onları öğrenmesi gerekmektedir. Özgürlüğün, bağımsızlığın, onurlu ve izzetli bir yaşamın direnişten, cihadı ve şehadeti kuşanmaktan geçtiğini öğrenmeli çocuklarımız. Lakin cihadı, mücadeleyi, direnişi şaibeli, tekfirci yapılardan değil, İslam’ın diriltici cihat anlayışını, adalet ve özgürlüğün hamisi savaş anlayışını hakiki anlamda kuşanmış Şeyh İzzettin el-Kassam gibi direniş önderlerinden öğrenmeli. Mazlumlara dost, zalimlere düşman, düşmanın sivillerine, kadın ve çocuklarına bile güvenli bir sığınak olan, bırakın yakıp yıkmayı, yeşil bir ağaca, yerdeki karıncaya bile zarar vermeyi günah sayan bir cihat anlayışı…