Bugün Kurban Bayramı…

Yaşanması, tebrik edilmesi ve sevinilmesi gereken bir gün…

Her türlü olumsuz, sıkıntı ve zorluğa rağmen Bayram’ımız bayram olsun!

Gazze, Yemen, Lübnan, Suriye ve cümle ümmetin bayramı mübarek olsun!

Bayram dedik…

Bayram’ı konuşmak, hissetmek gerekir dedik…

Maalesef İslam dünyası, birbirinden çok farklı gündemlerle uğraşıyor.

Bir yanda ve her şeyden önce Gazze’nin acısı,

Bir yanda SUMUD hareketi ve vicdan filoları üzerinden yükselen direniş çağrıları;

Bir yanda tarih boyunca İslam’ın aziz insanlarına “hain” damgası vuran,

Alim, seyda, şeyh ve mürid demeden binlerce Müslüman’ın kanına giren CHP

Ve CHP’nin bumerang misali kendisine dönen mazlum ahları…

Ve kendi içinde birbirine dönen gerçek itiraflar…

Sen hain, o ihanet içinde, bir diğeri arkadan gammazladı tarzları…

Diğer yanda ise Türkiye’de torba yasa tartışmaları arasında Atatürk’e ilişkin yeni düzenleme girişimleri…

“SUMUD”; sebat etmek, direnmek ve özünden kopmamak anlamına gelir.

Son yıllarda özellikle Filistin direnişi etrafında bir şiar hâline gelen bir kavram,

Bu kavram, yalnızca siyasi, izzetli ve imanlı bir direnişi değil, aynı zamanda mümin bir halkın ahlaki bir duruşunu ifade ediyor.

Abluka, işgal, vahşet ve katliama rağmen toprağını terk etmeyen insanların haklı ve güçlü iradesi…

Bugün bazı yardım filoları ve vicdan hareketleri SUMUD üzerinden bu ruhu temsil etmeye çabalıyor. Dünyanın dört bir yanından insanlar, Gazze’ye sadece insani yardım taşımak için değil; aynı zamanda “unutmadık” demek için yola çıkıyor.

Vicdan taşıyor, umut taşıyor, insanlık taşıyor

Ve kirli Siyonist yüzü deşifre ediyor.

Bazen bir geminin taşıdığı yalnızca yük değildir;

O gemi/ler aynı zamanda insanlığın haykırış, izzet, umut ve vicdanını da taşır.

İşte böyle bir demde Kurban Bayramı’na girdik, bayramı idrak ediyoruz.

Kurban, sadece hayvan kesmek, et dağıtmak ve deri taşımak değildir.

Kurban, bir irade beyanıdır, yakınlaşma arzusu ve teslimiyet bilincidir.

Kurban; Hz. İbrahim’in teslimiyeti, Hz. İsmail’in sadakati ve Rabbi razı etme arzusudur.

Bugün ümmetin en büyük ihtiyacı da budur:

Samimiyet, fedakârlık ve kardeşlik bilinci…

Kurban Bayramı’nda kendimize ısrarla sormamız gereken şudur:

Biz hangi değerlerin taşıyıcısıyız?

Kurban Bayramı’nın ruhu;

Kin yerine merhameti,

Tefrika yerine kardeşliği,

Gösteriş yerine ihlası büyütebilmektir.

Kurban ruhunu anlamak da belki tam burada başlar.

Hakikatin yanında ve müminlerin safında dimdik durabilmek…