Kabil’den karayolu ile Özbekistan’a doğru yola çıktık. Yoldaşım ve aynı zamanda rehberim, Prof. Dr. Nurullah Kawsar’dır. Kawsar, halen Kabil Üniversitesi Öğretim üyesi ve Afganistan Bilimler Akademisi üyesidir. Mücahitlerin Amerika’yı yenip kovdukları 2021’de bizim Mehmet Özcan ile Kabil’e geldiğimizde Kawsar ile tanışmıştık. Eve dönüş güzergâhımı Özbekistan üzerinden belirlememde, Kabil’de görüştüğümüzde daha önce gördüğü tarihi yerleri anlatması etkili oldu. Bu satırları da ilk durağımız olan Tirmiz’den yazıyorum. Ancak başlıktan da anlaşıldığı gibi bugünkü konumuz da Afganistan…

Afganistan’daki güzergâhımız şöyle idi: Parwan, Saleng, Puli Khumri, Bağlan, Semengan, Taş Gurgan Boğazı, Mezarı Şerif Vilayetine bağlı Hayratan Limanı sınır kapısı…

Böylece Hindukuş dağlarını da bir daha aşmış oluyordum, ama bu defa araba ile…

Bağlan’da Kuteybe ibni Said’in kabrini ziyaret edip ruhuna Fatiha okuduk. Akabinde ilk nesil mücahitlerinden olan ve cihatta aldığı yaralar sonucu belinden aşağısı felç kalan Üstad Seyfurrahman Ruhullah’ı evinde ziyaret edip bir çayını içtik.

Afganistan içindeki son durağımız, aynı zamanda sınır kapısı da olan Hayratan idi. Ancak Hayratan deyip geçemiyorum. Çünkü burası iki yüz mücahidin topluca şehadetine tanıklık etmiş bir yerdir. Bu katliamın diğerlerinden farkı, diğer birçok katliam gibi faillerinin Rus veya ABD yahut NATO askerleri değil, onlarla işbirliği yapan Afganlılar olmasıdır. Afganistan İslam Emirliği de şehitleri unutmamış ve katliamın yapıldığı yeri bir çeşit mola verme, tefekkür etme ve ibadetini yapma şeklinde düzenlemiştir.

Doğal olarak bu katliamın faillerinin kimler olduklarını merak ediyorsunuzdur. Buradan itibaren bu katliama dair yazacaklarım, ABD işgalinin yanında yer alan Batı medyasından derlediğim bilgilerdir. Bu kaynaklara göre anılan katliamın faili, Türkiye kamuoyunun da adını sıkça duyduğu Raşid Dostum’dur.

Dolayısıyla yazıya alt başlık yaptığım “Afganistan’ın en zalim adamı” tanımı da, Batı medyasının Dostum’a layık gördüğü sıfatlardan biridir.

Burada Batı medyasının bir özelliğine de dikkatinizi çekmek istiyorum. Aslında Dostum’un gerçekleştirdiği katliamlar, ABD öncülüğündeki NATO askerlerinin gerçekleştirdikleri katliamların yanında devede tüy bile değildir. Buna rağmen Batı medyası, Dostum için kullandığı kelimeleri NATO askerleri için kullanmamıştır. Örneğin, “kan emici”, “Afganistan’ın en zalim adamı”, “halı hırsızı” ve “ABD Müttefiki” bu tanımlardan birkaçıdır. Yine Batılı kaynaklara göre, CIA, her ay dostuma 70 bin dolar ödüyordu. Dostum’un Şibirgan, Kabil ve diğer üç yerde kale gibi inşa ettiği malikâneler de bunun göstergesidir.

Tabii, yine Batılı kaynaklara göre, işgalci efendilerinden para alan sadece Dostum değil, diğer işbirlikçilere de hizmetleri oranında ödemeler yapılmıştır. Fakat yine Batılı kaynaklara göre, gerek Rus İşgali ve gerekse ABD İşgali esnasında en uzun süre işgalcilerin hizmetinde olan ve işgalcilere en büyük hizmetleri sunan kişi, açık ara ile Dostum’dur.

Üç bin kişinin öldürüldüğü Deşt-i Leyli ve 20 bin kişinin öldürüldüğü Kale-i Cengi katliamları da Dostum’un siciline kaydedilen olaylardandır.

Dileyenler, Dostum hakkında çok daha fazla bilgilere ulaşabilirler.

Böylece Afganistan hakkındaki özet gözlemlerimi ve düşüncelerimi sizlerle paylaşmış oluyorum. İnşallah geniş bir değerlendirme de en kısa zamanda paylaşmaya çalışacağım. Tirmiz’den selamlar…