Ticari, siyasi ve diplomatik ambargoların kıskacında direnen Afganistan...
Afganistan’ın hala tanınmıyor olması ve ABD’nin uyguladığı ambargo, Pakistan ile yaşanan sorunlar doğal olarak ülkenin hareket alanını daraltıyor ve yaralarını sarmasını geciktiriyor. Aslında Afganistan’ın birçok ülke ile ilişkileri ve onların Afganistan’da değişik düzeyde temsilcilikleri var. Lakin bu olması gerekenin çok gerisindedir.
Bütün sorunlarla boğuşmanın yanı sıra İslam Emirliği önceliğini, ülke genelinde güvenliği sağlamaya ve yoksulluğu yenmeye vermiştir. İlkinde fevkalade başarılıdır. İkincisinde de her geçen gün iyiye gidiyor.
Malum sorunlar nedeniyle Pakistan hariç, bütün komşularıyla ticari ilişkileri vardır. İran, %45 ile ilk sıradadır.
Ülkedeki madenlere olan ilgi de her geçen gün artmaktadır. Çin’den Türkiye’ye kadar birçok şirket değişik madenlerde faaliyet göstermektedirler.
Ayrıca Afganistan’ın başlattığı büyük ulusal ve uluslararası projeler de vardır. Ulusal projelerden biri, tarım alanlarının işletilmesidir. Mesela Kuştepe Projesi bunlardan biridir. Ceyhun Nehri’nin kıyısındaki sulu topraklar 20şer dönüm olarak ve az bir ücret ile icara verilmektedir.
Şimdilik itibariyle uluslararası projelerin büyüğü, Turkmenistan–Afghanistan–Pakistan–India (TAPI)‘dir. Türkmenistan’dan Hindistan’a kadar uzanan 1814 kilometre uzunluğundaki doğalgaz ve petrol boru hattıdır. Aslında bu proje 1995lerde başlamış, ama projenin Afganistan ayağına iç savaş ve daha sonra da ABD işgali nedeniyle başlanmamış. Hükümet Sözcüsü Zebihullah Mücahid’in verdiği bilgiye göre, Afganistan’da da başlanması için siparişi verilmiş borular bekleniyor. Burada bir ayrıntıya dikkatinizi çekmek istiyorum. Proje üyesi diğer ülkelerin, aramızda herhangi bir anlaşmazlığın olması halinde İngiltere mahkemesi (bunda tam emin değilim, başka uluslararası bir mahkeme de olabilir) hakem olsun” şeklindeki önerisi Afganistan İslam Emirliği tarafından reddedilmiş ve Afganistan sınırları içindeki sadece İslam Hukukunun geçerli olduğu belirtilmiştir. Her ne kadar diğer ülkeler diretmişler ve “kabul etmezseniz, boru hattını İran üzerinden geçiririz” şeklinde şantaj yapmışlarsa da, sonuçta Emirliğin dediğini kabul etmek zorunda kalmışlardır.
Bu arada bazı Türk işadamlarıyla da konuştuğumuz ve kendilerinden bilgi aldığımız oldu. Hepsi de geldiklerinden ve Afganistan’da iş yaptıklarından memnundur. Ve iş yapmak isteyenlerin aleyhteki propagandalara kanmamalarını söylediler.
Tabii, yatırımcıların korku ve endişelerini gidermek evvela Afganistan’ın ilgili kurumlarına düşmektedir. Ki bunlar da Büyükelçilik ve konsolosluklardır. Temennimiz, anılan yerlere işinin ehli olan şahsiyetlerin ivedilikle atanmalarıdır.
Amerika’nın kovulmasından bu yana benim Kabil’e üçüncü gelişimdir. Kabil dışında da birkaç şehri gördüm. Şehir içi ve şehirlerarası yollardan köprülere ve konutlara kadar çalışmalar var. Kabil Belediye Başkanı Mevlevi Abdurreşid Beluc Bey’e “bu kadar yol ve onarım için para kaynağınız nereden” diye sorduğumda, tok bir ses tonu ile “kendi kaynaklarımız” dedi. İşgal dönemindeki imkânlar şimdikinin 10 katı olmasına rağmen gerekli hizmetlerin yapılmamış olmasının nedeni, rüşvet, yolsuzluk ve diğer olumsuzluklardı.
Satırlarıma son verirken, İslam Ümmetinin Kurban Bayramını tebrik ediyor ve kanımızı dökemedikleri bayramları görmenin azim ve iradesi ile selamlıyorum…