Gazze soykırımı 3. yılını geride bıraktı. Şimdiye kadar siyonist işgalciler 75.000’den fazla masum insanı öldürdü. Çoğunluğunu çocuk ve kadınların oluşturduğu bu rakamlar, resmi rakamlar olarak ifade edilmektedir. Ancak katledilen insan sayısı bu rakamın çok üzerindedir. Halen enkaz altında kalan on binlerce ceset buna dâhil değildir. Filistin kaynakları ve bağımsız kuruluşlar ise bu sayıyı yüz binlerce olarak açıklamaktadırlar.

Gazze’nin yakılıp yok edilmesine, sistematik soykırıma ve istisnasız her gün yapılan saldırılarda onlarca kişinin öldürülmesine alıştık. Artık onlarca kişinin öldürülmesi haber değeri bile taşımıyor. Bu sistematik soykırım, dünya âlemin gözü önünde gerçekleştirilirken, artık bu vahşeti kınamayı Müslümanlar değil; Avrupalı halklar yapmaya çalışmaktadırlar. Müslüman idareciler ve halklar ölü taklidi yapmayı tercih etmektedirler.

Ancak siyonist Yahudiler, bütün bu vahşetleri gerçekleştirirken; sistematik olarak uyguladıkları başka bir vahşet daha var. Çocukları kaçırmak, herhangi bir bahane olmaksızın çocukları tutuklamaktır. Dünyanın en büyük çocuk hapishanesinin işgal altındaki topraklarda olduğunu ve burada hiçbir suçu olmadığı halde on binlerce çocuğun bu hapishanede tutulduğunu BM raporları dâhil, bütün açık kaynaklar açıklamaktadır.

Burada tutulan Müslüman çocuklar, hırsızlıktan, uyuşturucudan, yüz kızartıcı suçlardan değil; siyonist Yahudi katiller, bu çocukların iç organlarını, derilerini almak için buralarda kurulan laboratuvarlarda kobay olarak kullanmaktadır. Dünyanın en büyük deri ve iç organ bankasının siyonist işgalcilerde olduğunu herkes biliyor. Yahudilerden iç organ ve deri bağışı yasak olduğunu da biliyoruz. O halde bu en büyük iç organ ve deri bankası nasıl oluşturulmuş?

Siyonist Yahudi katiller, öldürebildikleri kadar Müslümanı öldürüyor. Sağ yakaladıklarını özellikle çocukları alıp götürüyorlar. Hiçbir sebep ve bahane olmaksızın istedikleri çocuğu ya gizlice kaçırıyorlar ya da tutuklayıp hapishanelere tıkıyorlar. Hapishanelerde ise her türlü işkence, zulüm yapılıyor. Ancak bu masum çocukların deri ve iç organlarının alınması ‘cürmünün’ ise vahşet kelimesi bile yanında masum kalıyor. Kaçırdıkları çocukların akıbeti ise hiç bilinmiyor.

İslam İşbirliği Teşkilatı, İslam ülkeleri, Mekke İttifakının ekâbirleri, 2 milyarlık İslam âlemi; bu zulüm karşısında neredesiniz? ‘Zulüm karşısında susan, dilsiz şeytandır’ hadisi şerifini bildiğiniz halde, Mahkeme-i Kübra’da Resulallah (as)’tan hangi yüzle şefaat dileyeceksiniz? “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” hadisi şerifini bildiğiniz halde, Gazze’de açlıktan ölen çocukların hesabını, Kahhar olan Allah’a nasıl vereceksiniz?

Gazze Barış Kurulu üyeleri, HAMAS’ın elindeki silahları aldınız. Ama siyonist katilleri, soykırım yapmaktan vaz geçiremediniz. Katliam, yıkım ve açlıktan ölen çocuklara çare olmadınız. Bari kaçırılan ve gözaltına alınan çocukların iç organlarının ve derilerinin alınmasına mani olun. Şu an farklı bir şekilde vahşetlerini sürdüren ‘Epstein çetesine’ bu çocukların gönderilmesine engel olun.

Evet, Gazze bitirildi; sıra Batı Şeria’dadır. Sistematik bir şekilde burası da yok edilmekte, Müslümanlar gruplar halinde infaz edilmekte, mülklerine el konulmakta, çocukları kaçırılarak iç organları çıkarılmaktadır. Buna hâlâ ses çıkarmayan Müslümanların ve bütün insanlığın ‘büyük belalara’ maruz kalacağını söylemek kehanet olmayacaktır.