Azerbaycan’da uygulamaya konulan başörtüsü yasağıyla, bu ülkede yıllardır İslami sembol ve değerlere yönelik vahşi bir şekilde sürdürülen zulümler silsilesi bir kez daha gün yüzüne çıktı.
Bu ülkede İslam inanç ve değerleri, sürekli olarak düşmanca bir yaklaşımla baskı altında tutulmakta, Müslüman halk büyük bir korku hegemonyasıyla yönetilmekte, dini değerlerini özgürce yaşamasına müsaade edilmemektedir.
Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra; Azerbaycan diğer Türki devletler gibi bağımsızlığını elde etti. Ancak eski Sovyet Bloğunun, halkı Müslüman olmayan devletleri (Ukrayna, Belarus, Baltık Devletleri, Gürcistan ve Ermenistan) seçimlere giderek, halkın seçtiği yeni idarecileri iş başına getirdi. Fakat halkı Müslüman olan devletler (Azerbaycan, Türkmenistan, Kırgızistan, Tacikistan, Özbekistan ve Kazakistan) buralardaki eski komünist parti başkanları göstermelik seçimlerle devlet başkanı olarak kalmaya devam ettiler.
Halkı Müslüman olmayan ülkelerde; insan hakları ve özgürlükler olabildiğince serbest hale gelirken, halkın istek ve hassasiyetleri doğrultusunda olumlu kararlar hızlı bir şekilde yürürlüğe konuldu. Ancak halkı Müslüman olan ülkelerde, başta Azerbaycan başta olmak üzere, komünist anlayış ve halka yönelik vahşi zulümler artarak devam ettirildi. Komünist parti isim değiştirerek ama ideolojik saplantısı aynı kalarak bu ülkelerde zulümlerine devam etti.
Azerbaycan başta olmak üzere, Türki Devletlerin tamamında ‘komünist artığı’ politikacı ve bürokratlar Müslüman halklara yönelik, ‘komünistçe vahşetlerini’ devam ettiriyorlar. Son örneği de Azerbaycan’daki başörtüsü zulmüdür. Bu Türki devletlerin tamamında, başörtüsü yasağı kamu kurum ve okullarda çok vahşi bir anlayışla sürdürülmektedir. Özellikle Türkmenistan’daki uygulamalar Azerbaycan’dan çok daha rezil bir şekilde sürdürülmektedir.
Azerbaycan’da sadece başörtüsü yasak değil, dini değer ve sembollerin tamamına karşı kelimenin tam anlamıyla vahşi bir savaş sürdürülmektedir. 28 Şubat karanlık sürecinde, Türkiye’de sergilenen vahşetlerin tamamı ve daha fazlası şu an Azerbaycan’da uygulanmaktadır. 70 yıllık komünist düzende uygulanan İslam düşmanlığı, son yıllarda aynı gaddarlıkla devam ettirilmektedir.
İslam’a ve Müslümanlara yönelik her türlü baskı ve zulüm ‘laiklik’ bahanesiyle uygulanırken, diğer dinlere yönelik özellikle Yahudi siyonistlere yönelik müthiş bir serbestlik ve özgürlük söz konusudur. İslami basın-yayın, kitap basımı, sivil toplum örgütlenmesi yasaklanırken, Müslüman halkın değerlerine düşman, ne kadar oluşum varsa el üstünde tutulmaktadır.
Siyonist İşgalcilerin, yabancı ülkelerdeki tek askeri üssü Azerbaycan’da bulunmaktadır. Azerbaycan’ın kesintisiz bir şekilde siyonist işgalcilere petrol sevkiyatını sürdürdüğünü göz önüne aldığımızda; başörtüsü başta olmak üzere, İslami değerlere yönelik diktatör Aliyev’in sürdürdüğü savaşın ne anlama geldiğini daha iyi anlayabiliriz.
İslam’a ve değerlerine savaş açmış olan hiçbir diktatör ve zalim yönetici iflah olmamıştır. Masum halka yönelik, işledikleri bunca zulüm ve cürümler dünyada onlara zilletten başka bir şey kazandırmamıştır. Öbür dünyada Kahhar olan Allah’ın hesabı daha çetin olacaktır. Azerbaycan’ın dindar halkı ise inancını izzetle savunmaya ve yaşamaya devam edecektir.
Azerbaycan’da uygulanmakta olan başörtüsü zulmü ve diğer dini yasaklamalar, sadece bu ülkenin sorunu değil, bütün ümmeti Muhammed’in ortak sorunudur. Azerbaycan’ın Müslüman mazlum halkı, bu haklı davasında yalnız değildir. İzzet sahibi bütün Müslümanlar, Azerbaycan’ın Müslüman halkının yanında olduğunu ve bu zulmü asla kabul etmeyeceklerini gür bir sesle haykırmalıdırlar.