Son dönemlerde İslami değerlere yönelik saldırılar
artarak devam ediyor. Şimdiye kadar haddini bilmez, bazı ahmaklar tarafından
genelde sözlü saldırılar yapılmaktaydı. Ancak geçen gün, fiili olarak Kur’an’ı
tekmeleyecek kadar insanlıktan çıkmış bir yaratık ortaya çıktı ve müslüman bir
ülkede, müslümanların kutsal kitabına tekme atarak alçaklığını ortaya koydu.
Seküler batı/l sistem, ahlaksız, şahsiyetsiz, değersiz
ve ahmak bir tür yetiştirmeyi sonunda başardı. On yıllardır sürdürülen eğitim
sistemiyle ‘dinsiz bir gençlik’ oluşturma hedefine şimdilik ulaşılmış
bulunmaktadır. Dinin (İslam dini) ve kutsal değerlerinin yok edilmesi
hedeflenmiş bir eğitim sisteminde; ahlaklı ve şahsiyetli bir insan profilinin
ortaya çıkmasını beklemek ise beyhudedir. Ahlaksız ve şahsiyetsiz yaratıklar
ise ancak değersiz ve ahmak olmayı becerebilirler.
Kendi kutsal değerlerine düşman bir neslin, hemen bir
haftada ortaya çıkmadığını, on yıllardır sürdürülen bir dinsizleştirme
politikasıyla bu hedeflere ulaşıldığını artık bilmemiz gerekir. ‘Biz ne ara
böyle bozulduk’ safça hezeyanları dile getirenler, alçakça sürdürülen bu ifsat
projelerini anlayamayacak/göremeyecek kadar şahsiyetleri ellerinden alınmış,
idrakleri tamamen yok edilmiş ve tüketim çılgınlığının idraksiz bir piyonu haline
getirilmiş olan zavallılardır.
İslam toplumundan ahlaksız ve şahsiyetsiz bir nesil
üretmeyi başaranlar, 28 Şubat karanlık sürecinin baskı ve dayatmalarının adım
adım hedefine ulaştırıldığını göstermektedir. Eğitim sistemiyle insanların
dinden uzaklaştırıldığı, basın-yayın, dizi ve filmlerle ahlaksızlığın ve
çirkefliğin özendirildiği, sosyal medya platformlarıyla şahsiyetsizliğin ve
değersizliğin/kuralsızlığın ‘her kesin cebine’ girdiği bu karanlık asırda,
nefsiyle baş başa bırakılan bu neslin ahmaklıktan başka bir duruş
sergileyemeyeceğini artık net olarak görüyoruz.
Ulusal ve uluslar arası bir proje kapsamında İslam’a
ve kutsal değerlerine saldırma alçaklığı tüm hızıyla sürdürülürken; ‘bir mehdi
önderliğinde’ bu alçaklara karşı mücadele başlatma hezeyani hayallerini
kuranların saflığı ve ahmaklığı ise İslam düşmanlarının işini kolaylaştırmaktan
ve daha cüretkâr alçaklıklarda bulunmaya sevk etmektedir. Bu saldırganların
ahmaklığı ve şahsiyetsizliği kadar dindar insanların da pasifliği ve
basiretsizliği bu büyük rezilliğe hizmet etmektedir.
Kur’an’a tekme atanların esas korkusu; karanlık zihin
dünyalarının, İslam’ın nuru karşısında hiçbir varlık göstermeyeceği gerçeğidir.
Hız ve hazzın kutsallaştırıldığı bu karanlık süreçte, bütün beşeri ideolojiler
ve değer yargıları nefsanî girdaplar içerisinde yutulup yok edildi. Geriye
İslam’ın hakikat güneşi kalmıştır. İşte, gerek karanlık mihraklar eliyle,
gerekse beyinsiz piyonlar eliyle elim saldırıların gerçekleştiriliyor olması;
insanlığın kurtuluşuna reçete olabilecek tek alternatifin tevhid inancının
kalmış olmasıdır.
İslam’a saldırmaktan başka hiçbir sermayesi olmayan
‘Ebu Leheblerin, eli kuruduğu’ gibi Kur’an’a saldıranların elleri ve ayakları
taş kesilsin. Yüce Allah’ın, meleklerin ve tüm peygamberlerin laneti bu güruhun
ve destekçilerinin üzerine olsun. İslam’a ve kutsal değerlerine savaş
açanların, dünyada sadece rezillik ve alçaklık; öbür dünya da ise acıklı azap
ve zillet vardır. Fakat izzet sahibi müslümanların, Kab b. Eşreflere
verecekleri bir cevapları yok mudur?