Son ateşkes sürecinden sonra, 2. tur müzakereler Pakistan’da yapılacaktı. Ancak ABD’nin artan saldırgan tavırları ve üst perdeden dayatmalara kalkışması müzakere sürecini baltalamış gözüküyor.
İran’ın bu konuda ortaya koyduğu net tavır ve müzakere öncesi ön koşul olarak belirlediği şartların kabul edilmemesinden dolayı bu müzakerelere katılmayacağını açıkça ifade etti.
Ancak İran’ın bu net tavrı, ABD ve siyonist çevrelerden önce ülkemiz de dahil birçok İslam ülkesindeki sözde gazeteci, stratejist, İran araştırmacısı tipleri kızdırdı/endişelendirdi. “ABD gibi bir süper gücün müzakere masasına nasıl gidilmezmiş?” diye efendileri adına müthiş içerlemişler. Bugüne kadar ekranlarda, gazete köşelerinde efendileri ABD ve siyonistlerin güzellemelerini, silahlarını, uçak gemilerini ve yenilmezliklerini ballandıra ballandıra anlatan bu sefillerin; karizmaları çizilen bu efendilerini aklama telaşına düştükleri görülmektedir.
İşte bu etki ajanlarının, bugüne kadar ABD hakkında tek olumsuz bir cümle kurduklarını göremezsiniz. Kendi durumları anlaşılmasın diye de siyonizme ‘kızıyormuş gibi’ konuşup yazdıklarını görürsünüz. Zaten efendileri kendilerine bu kadarına da izin vermiştir. ‘Bu görevli tipler’ toplumu kandırmaya, olayları ters yüz etmeye ve ‘efendileri hakkında olumsuzluklar oluşmasın diye’ çaba sarf etmeye devam etmektedirler.
Aynı şekilde kimi İslam ülkelerinin politikalarının da aynı bu şekilde oluşturulduğunu, siyonizme kızıyormuş gibi davrandıklarını, ama el altında her türlü ilişkiyi sürdürdükleri, ticari faaliyetleri artırarak devam ettirdikleri görülmektedir. Hatta daha önce siyonistlerin katliamlarını kınayanların, artık kınama gereği bile duymadıklarını görüyoruz. Siyonist katil sözde bir milletvekilinin “artık insanlar, Gazze’de bir günde 100’den fazla insanı öldürmemize alıştı” sözüne karşılık bunu kınama gereğini duymayan sözde İslam ülke idarecilerinin zilletine de şahitlik ediyoruz.
Şimdiye kadar siyonizme kızıyormuş gibi davrananların, şimdi de ABD’ye kızıyormuş gibi davranma ‘cinliğine’ giriştiklerine şaşırmamak lazımdır. Neticede siyonizmin hedeflerine ve ABD çıkarlarına uygun hareket etmek gibi bir bedbahtlığı yol edinenlerin, Gazze’de işlenen soykırıma ‘mış gibi’ davrandıklarını gördük. Şimdi de İran’a gerçekleştirilen saldırıları ‘mış gibi’ görmezden gelecekleri anlaşılmaktadır.
İran’ın bu müzakere sürecindeki onurlu duruşunun ise; kendi kara yüzlerinin ve zillet hallerinin, halkları nezdinde anlaşılmaması için siyonistlerin ve bağlı çalışanlarının- ki dünyada 60 binden fazla olduğunu kendileri söylemektedir- ortaya attıkları kirli bilgileri gerçekmiş gibi ekranlarda saatlerce halkın üzerine boca etmeleri bunun bir sonucudur.
Son olarak ‘İran’da darbe olduğu ve bundan dolayı müzakereye gidecek kimse kalmadığı’ balonunu patlattılar. ABD’deki karanlık siyonist dehlizlerde uydurulan bu haber ile aslında Hürmüz boğazının kapatılmasından kaynaklanan enerji krizinin ve bunun etkisiyle ortaya çıkacak ekonomik buhranın dünyayı etkisi altına alması karşısında ABD’nin çaresizliğini perdeleme operasyonundan başka bir şey değildi.
Bu müzakere sürecinin başlayabilmesi için İran’ın ön şartlarının kabul edilmesi gerekir. Bu da ABD ve siyonizmin yenilgisi anlamına gelecektir. İran’ın ön şartlarının kabul edilmemesi durumunda savaşın yeniden başlaması riski daha da artacaktır. Bu durum, bütün bölge ülkelerini yeni bir kaos ortamına sürükleyecektir. Katliamlar, yıkımlar ve büyük acılar hepimizi içine alacaktır. Ama inşaallah siyonist işgalcilerin sonu ve ABD emperyalizminin yıkılışına da zemin oluşturacaktır.