İmsak: Güneş:
4 °C
asd

OSMANLIYI PARÇALAYANLAR AYNI OYUNU SAHNELİYOR

  • SADULLAH AYDIN
  • 2015-12-25 15:00:50
  • 1058 Görüntülenme
  •  

    Yine aynı oyun yine aynı gaflet. Milliyetçilik mikrobuyla Osmanlıyı parçalayıp ümmeti yüz parçaya bölen sömürgeci, emperyalist Batı bugün aynı oyunu tekrar sahneliyor. Bu defa mezhepçilik mikrobuyla… Ümmet ise gafletten uyanacağa benzemiyor. Türkiye’deki mezhepçilik korkunç boyutlarda. Öyle tahmin ediyorum ki Türkiye dışındaki diğer ülkelerde de durum aynı minvalde.

    Türkiye’deki Sünni ve Şİİ medya organlarına, sitelere, onlara ait sosyal paylaşımlara bakıldığı zaman kâfirleri, Hıristiyan ve Yahudileri birbirlerine tercih eder hale geldiklerini görürsünüz. Şii denilince, Sünni denilince sanki ayrı dinlerin mensuplarıymış gibi konuşuluyor. İran’a duyulan öfke, Şİİ Müslümanlara duyulan düşmanlık Hıristiyan Avrupa ülkelerine, büyük şeytan Amerika’ya duyulmuyor. Her şey unutuldu. Afganistan, Pakistan’ın bir kısmı, Libya, Irak, Somali, irili ufaklı yirmiye yakın ülke Batılıların işgali altında ama onları gören yok. Ağır konuşuyorum ama Lübnan Hizbullah’ı adeta israil’le aynı kefeye konur oldu. Hatta İsrail’e duyulmayan öfke Hizbullah’a duyulur oldu. Hizbullah komutanın İsrail tarafından şehit edilmesi Sünnici medyada, “ İsrail nokta atışı yaptı” diye başlık oluyor.

    Katledilen Müslümanlar Şii olunca normal karşılanıyor. Siyonist İsrail uşağı Nijerya rejimi aynı gün içinde inkılâpçı oldukları için bine yakın İslami hareket mensubunu şehit etti. Paris’teki bar saldırısında ölenler için ağıt yakanlar haber yapmaya bile değer görmediler bu katliamı. Ya Yemen… Yemen’in Suriye’den ne farkı var? Yemen’de şu an yakılıp yıkılmıyor mu? Ama Şii’dirler diye tık yok. Hain Suudi rejimini eleştireni gördünüz mü?

    Aynı gaflet Şiilerde de mevcut. Hükümete muhaliftirler diye Türkiye’de ne kadar Marksist, Leninist, ulusalcı varsa Şiilere ait medya onları baş tacı ediyor. Yüz yıldır Türkiye halkına zulmeden resmi ideoloji mensupları, CHP gibi partiler Suriye konusunda onlar gibi düşünüyorlar diye İslami kesimlere tercih ediliyor. Rusya’nın ve diğer şeytani güçlerin katlettiği Müslüman siviller sırf Sünni’dirler diye Şiilerin yayın organlarında haber konusu olmuyor bile.

    Türkiye’deki Şii Müslümanların sitelerine bakıldığı zaman sanki Cumhuriyet gazetesinin veya Aydınlık gazetesinin siteleri… PKK ve diğer yapıların Müslümanlara yönelik zulmüne tek satırlık yer yok. Sünni dünyadaki vasat İslami hareketler, mesela Mısır’daki şanlı direniş bu sitelerde yok sayılıyor.

    Ne oluyor bize Allah aşkına? Neden tarihten ders almıyoruz? Elin gâvuruna tanıdığımız tolerans ve hoşgörüyü neden aynı dinin iki aziz mensubu olan birbirimize göstermiyoruz. Batılı alçakların oyun ve desiseleri daha ne zamana kadar bizi perişan edecek. Bizi yüz parçaya böldüler. Şimdi ise bin parçaya bölmek istiyorlar. Küçük lokmalar halinde yutacaklar bizi. O zaman ne Şİİ kalacak ne de SÜNNİ!

    Bu barbarların zenginliklerimize göz diktiklerini, ülkelerimizi birer birer işgal ettiklerini, vahdet ve gücümüzü tarumar ettiklerini, mezhepçilik fitnesiyle bir yüz yıl daha bizi değersiz köleler haline getirmek istediklerini ne zaman göreceğiz? Bu kardeş kavgası bizi mahvedecek.

    Öyle bir hale geldik ki vahdetten, kardeşlikten, Müslümanların uhuvettinden bahsedenler suçlu konuma düşer oldular.

    Evet, ümmetin bekçisi ve muhafızı konumundaki Osmanlının başına örülen çorap tekrar örülüyor. Gafletimizden, bağnazlığımızdan, cehaletimizden, hırslarımızdan faydalanarak bizi tekrar değersiz köleler haline getirmek istiyorlar. Uyanış ve diriliş sancısı çeken ve İnsanlığın tek kurtarıcısı olmaya aday bu aziz ümmeti, yegane hak dinin şerefli temsilcilerini, yeryüzünün gerçek varisleri olan Müslümanları kardeş kavgasıyla sindirip etkisizleştirmek istiyorlar.

    Uyan ey kardeş! Uyan ki tarih tekerrür etmesin. Osmanlının başına gelenlerden ders al. Milliyetçilik fitnesiyle Müslüman halkların arasındaki İslam kardeşliğini tahrip ettiler. Onları birbirlerine düşürdüler. Birbirlerine düşman yaptılar. Vahdetlerini, birlik ve beraberliklerini bozdular. Bu yolla Osmanlı şemsiyesi altında kardeşçe ve özgür yaşayan Müslüman halkları birbirine düşürdüler. Osmanlıyı bu yolla önce zayıflatıp sonra parçaladılar. İslam dünyasını onlarca küçük devletçiğe böldüler. Sonra her devletin başına birer kukla atayıp Müslümanların, ümmetin tüm zenginliklerini ele geçirdiler.

     

    Aynı oyun tekrar sahneleniyor. Bu defa mezhepçilik fitnesiyle Müslümanları zayıflatıp parçalamak istiyorlar. Mezhepçilik yapan her kim olursa olsun, ister şii ister sünni, bilerek ya da bilmeyerek emperyalizmim bu tuzağına düşüyor, emperyalizmin emellerine hizmet ediyor demektir.