Gram altın Cumhuriyet Altını Gümüş ONS Yarım Altın

Akşam: Yatsı:
4 °C

PEYGAMBERİN OĞLU

  • SADULLAH AYDIN
  • 2015-07-31 06:48:05
  • 837 Görüntülenme
  •  

     

             

    Adam sarığının ucuyla terini sildi. Hurma ağaçları içinde kaybolmuş Medine’ye sevinçle baktı. Üstüne bindiği devenin hörgücünü okşayarak:

    ----- Peygamber şehri gerçekten dedikleri kadar varmış! Diye mırıldandı. Her taraf yeşillik içinde kaybolmuş. Gerçi Şam kadar güzel değil ama olsun. Bu kavurucu sıcakta Medine’nin hurmalıkları, gölgelikleri herkese nasip olmaz. Haydi arkadaşım, bunca yorgunluktan sonra dinlenmeyi hak ettik.

    Şamlı yolcu doğruca Peygamber mescidine yöneldi. Avluya girdi. Devesini bir ağaca bağladı. Bir çardağın altında kurulmuş şadırvan gibi bir yerde abdestini aldı. Sonra serinlemiş, rahatlamış olarak çimenlerin üstüne oturdu ve mescide girip çıkanları izlemeye başladı.

    Mescitten çıkan otuz yaşlarındaki bir adam dikkatini çekti. Sade, beyaz giysileri içinde heybetle duran ve hep gülümseyen bu nur yüzlü adam insanda büyük bir saygı ve ilgi uyandırıyordu. Etrafında bir sürü insan vardı. Ona saygıyla yol açan, hizmetine koşmak için bir biriyle yarışan bir sürü insan…

    Şamlı yabancı, yakınındaki şadırvanda abdest alan yaşlı bir adama merakla sordu:

    ----- Amcacığım, etrafında Medinelilerin pervane olduğu bu adam kim acaba?

    ----- Onu tanımıyor musun?

    ----- Hayır…

    Yaşlı adam kınayan bakışlarla yabancıyı süzdü.

    ----- Nasıl tanımazsın onu? Peygamberin oğlunu tanımamak büyük bir eksiklik…

    ----- Ben Şamlıyım amcacığım, buralı değilim. Beni mazur gör!

    Yaşlı adam muhabbetle topluğun arasında gülümseyerek konuşan nur yüzlü adama baktı.

    ----- O, dedi. O Efendimizin oğludur! Fatıma’nın biricik yadiğarıdır! O İmam Seccad’tır…

    ----- İmam Seccad…

    ----- Çok secde ettiği, gecelerini hep namazla geçirdiği için ona bu lakabı vermişler. Çok ibadet eden, çok secde eden imam manasına gelir. Diğer bir ismi de Zeynelabidin, yani ibadetlerin süsü…

    Şamlı adam sabırsızca kıpırdandı. Biraz öfkeli bir sesle:

    ---- Ben sana onun kim olduğunu sordum, sen bana şiir okudun! Dedi.

    Yaşlı adam :

    ----- O Ehli-Beyt imamlarından Ali ibni Hüseyn’dir! diye açıkladı.

    Şamlı adamın yüzü birden sarardı. Bir öfke nöbeti bütün bedenini sardı. Nefretle konuştu:

    ----- Mü’minlerin emiri Yezid ibni Muaviye’ye isyan bayrağı açan, İslam ordusuyla savaşan Hüseyn’in oğlu… O fitnecinin oğlu…

    Sonra durakladı. Şaşkın şaşkın etrafına bakındı.

    ----- Ama! Diye homurdandı. Bu asinin Peygamber mescidinde ne işi var? Hüseyn ve taraftarlarının namaz kılmadıklarını duymuştum. Namaz düşmanı, İslam düşmanıymış onlar!

    Şamlı adamın zihni İmam Hüseyn’le ve Peygamberin Ehl-i Beyt’iyle alakalı o kadar yanlış ve düşmanca bilgilerle doldurulmuştu ki, adam tepeden tırnağa bir kin denizine batırılmış gibiydi. Az önceki ilgi, hatta hayranlık yerini kör bir nefrete bırakmıştı.

    Şamlı adam duygularında samimimiydi. Gerçekten de İmam Hüseyn ve evlatlarını kötü ve günahkâr insanlar sanıyordu. Şam’ın camilerinde gece-gündüz Ali evlatlarına lanet okumak ibadetin ayrılmaz bir parçası haline gelmişti.

    Şamlı yabancının nefreti o kadar büyüktü ki nerede olduğunu unuttu. Ali ibni Hüseyn’in etrafındaki insanların ona zarar verebileceklerine aldırmayarak kalabalığın yolunu kesti. İmam Zeynelabidin’nin mübarek yüzüne tükürdü.

    ----- Ey yalancının oğlu! Diye bağırdı. Bu münafıkça namazınla Müslümanları kandıracağını mı sanıyorsun? Senin fitneci baban yüzünden İslam toplumu ikiye bölündü! Binlerce Müslümanın kanına girdiniz! Siz fitneci katillersiniz!

    İmamın etrafında bulunan Müslümanlar kılıçlarını çekip Şamlı yabancıyı öldürmek istediler. O an için bu çok kolay bir işti. Şamlı adam yabancıydı, Medine’de kimse onu tanımıyordu. Şamlı adam da bunu bildiği için ölümü göze almıştı.

    Ama İmam Seccad kalabalığı durdurdu. Gülümseyerek Şamlı yabancıya döndü:

    ----- Eğer, dedi. Dediklerin doğruysa Allah beni affetsin! Yok sen yanlış yoldaysan senin için dua edeceğim!

    Sonra etrafındakilere döndü. Yumuşak bir sesle konuştu.

    ----- Kardeşiniz yabancı, aç ve yorgun… Misafirperverliğinizi gösteriniz. O bizi tanısaydı böyle davranmazdı…

    Şamlı adam şok olmuştu. Öldürülmeyi beklerken İmam’dan gördüğü bu muamele onu utanç içinde bırakmıştı. Ve kalbini, ruhunu bir ışık gibi aydınlatmıştı bu davranış. Peygamberin çocuklarıyla alakalı aldatıldığını anlamıştı.

    Şamlı adam Medine’de kaldığı süre içinde İmam Seccad’ın yanından bir an olsun bile ayrılmadı. O yüce zatı yakından tanıma şerefine ulaştı. Medine’den ayrılırken ruhu Ehl-i Beyt sevgisiyle dolup taşmıştı…

    Sevgili okuyucu, bize düşman olan herkes bilinçli bir düşman olmayabilir. Hatta düşmanlığın çoğu cehaletten ve bilgisizlikten kaynaklanır. O halde sevilen bir topluluk olmak istiyorsak toplumla aramızdaki suni engelleri kaldırmalıyız. Kendimizi sabırla tanıtmalıyız. Sevgi ve muhabbetle davranmalıyız insanlara… Bizi öldürmeye gelen bizde dirilmeli!