Gram altın Cumhuriyet Altını Gümüş ONS Yarım Altın

Öğle: İkindi:
4 °C

ATEŞTE YANAN PARMAK

  • SADULLAH AYDIN
  • 2015-06-10 05:51:52
  • 766 Görüntülenme
  •  

     

                    Bir şehirde takvasıyla, ilmiyle ünlü bir âlim yaşıyordu. Bu âlim şehirden birkaç mil uzakta, bir mağarada gecelerini ibadetle, gündüzlerini ise oruç tutarak geçiriyordu. Sürekli insanlar onu ziyaret ediyorlar; ilminden, ahlakından feyiz alıyorlardı.

    Âlimin varlığı şehirdeki dindarlara güç ve kuvvet veriyordu. Halkın günahlara meyletmesine mani oluyordu.

    Allah düşmanları, münafıklar şehirdeki etkinliklerinin giderek azaldığını görünce, âlime kötü bir tuzak kurmaya karar verdiler. Bu iş için yoldan çıkmış, düşmüş, kötü ahlaklı bir kadın ayarladılar. Kadın genç ve güzeldi. Ona:

    - Gençliğini ve güzelliğini kullanarak âlimi yoldan çıkarırsan seni altına boğarız! dediler. Hayatında görmediğin kadar para veririz sana!

    Kötü kadın süslenip püslendi. Güzel kokular süründü. Şık elbiseler giyindi. Sonrada mağaranın yolunu tuttu. İzin istemeden mağaradan içeri daldı.

    Allah dostu âlim, genç ve güzel bir kadını, dağ başında karşısında görünce çok şaşırdı. Kadının kaybolduğunu sandı. Sakin bir sesle:

    - Yolunu mu şaşırdın kızım? diye sordu.

    Kötü kadın sırıtarak cevap verdi:

    - Hayır efendim, sizinle dost olamaya geldim. Yalnız yaşadığınızı duyunca, bir arkadaşa ihtiyacınız olabileceğini düşündüm.

    Bu sözlerini şuh bir tavırla söyleyen kadın aklınca âlimi tahrik etmeye çalıştı.

    Âlim, düşük kadının kötü niyetini hemen anladı. Dudaklarında acı bir gülümsemeyle:

    - Kızım! dedi. Sen beni günaha çağırıyorsun. Allah’a isyan etmemi istiyorsun. Ben Allah’tan,

    cehennem azabından korkarım! Var git yoluna! Sen yanlış yere geldin.

    Kötü kadın pis bir kahkaha atarak:

    - Amma da korkakmışsın babalık! dedi. Cehennem ateşinden niye bu kadar çok korkuyorsun ki? Bak ben hiç korkuyor muyum?

    Âlim hiç sesini çıkarmadı. Yavaşça yerinden kalktı. Mağara duvarının dibinde yanan ocağa doğru yürüdü. Başparmağını ateşin içine soktu. Yanık et kokusu Bütün mağarayı doldurdu. Genç kadın dehşet içinde bağırdı ve gördüğü manzaranın korkunçluğuna dayanamayarak oracıkta düşüp bayıldı.

    Allah dostu alim, yüzüne su serperek kadını ayılttı. Merhamet ve acıma dolu bakışlarla onu süzdü.

    - Bak kızım! dedi. Bir anlık ateşin parmağımı yakmasına dayanamadın. Hemen bayıldın. Hem de yanan senin değil, benim parmağımdı. Söyle bakalım, sonsuza kadar sürecek cehennem ateşine nasıl dayanacaksın? Ben nasıl dayanacağım?

    Genç kadın, âlimin yanık parmağına ürpererek baktı.

    - Beni affedin efendim! diye ağladı. Beni affedin! Beni kandırdılar, altın ve parayla gözümü boyadılar.

    Allah dostu âlimin şefkatli sesi genç kadını sakinleştirdi.

    - Tövbe et kızım! Allah, pişmanlık içinde kendisine yönelen kullarının günahlarını affeder.

    Genç kadın, gözyaşları içinde ellerini havaya kaldırdı. İçten duygularla Allah’a yalvardı, tövbe etti. Saliha bir kadın olmaya söz verdi.