İmsak: Güneş:
4 °C
asd

O FATIMA’YDI

  • SADULLAH AYDIN
  • 2015-03-13 07:46:56
  • 1109 Görüntülenme
  •  

                    Peygamber Aleyhisselamın sevgili kızı Fatıma bütün ev işlerini tek başına yapıyordu. O zamanın ev işleri çok zordu. Hayatı kolaylaştıran modern araçlar yoktu o zamanlar. Her işi kadınlar yapardı. Elektrik süpürgesi, çamaşır makinesi, fırın yoktu. Hamurluk buğdayı bile ev ahalisi öğütürdü. Durumu azıcık iyi olanlar kendilerine hemen hizmetçi tutarlardı.

                    Fatıma peygamberin kızıydı. Babası devlet başkanıydı. Başkomutandı. Eşi Ali savaş meydanlarının aslanıydı. Her savaşta bir sürü ganimet elde ederdi. Ama Fatıma’nın evi Medine’nin en yoksul eviydi. Bir hizmetçisi bile yoktu. Çünkü kazandıkları her şeyi hiç beklemeden yoksullara dağıtır, kendilerine bir şey bırakmazlardı.

                    Ekmeklik un için buğdayı kendisi öğütürdü Fatıma. Kuyudan suyu kendisi çeker, kendisi taşırdı. Çalışmaktan, ağır şeyler taşımaktan omuzları yara içinde kalmış, elleri nasır bağlamıştı.

                    Bir gün sevgili kocası Ali, Fatıma’nın bu haline dayanamadı. Ona şöyle bir teklifte bulundu:

                    ----- Biliyorsun, ordumuzun kazandığı savaş ganimeti Medine’ye yeni geldi. Resulullah o ganimeti Müslümanlar arasında paylaştırıyor. Ganimetin içinde köleler de var. Babandan o kölelerden birini isteyebilirsin.

                    Fatıma boynunu büktü. Utangaç bir sesle:

                    ----- Babama nasıl söylerim böyle bir şeyi? Dedi. Utanıyorum!

                    ----- Senin bu haline dayanamıyorum ey Fatıma! Lütfen beni kırma, benim için git.

                    Fatıma çaresiz kocasının teklifini kabul etti. O esnada mescitte Müslümanlara ganimet dağıtmakla meşgul olan Peygamber Aleyhisselamın bulunduğu yere gitti. Kadınlar için ayrılan bölmeye oturdu. Babasının etrafı tenhalaşınca onun yanına gitti.

                    Peygamber, kızını çok seviyordu. Onu görünce mutlulukla gülümsedi. Fatıma da gülümsedi.

                    Peygamber Aleyhisselam:

                    ----- Gel yanıma otur ey babasının annesi! Diye kızına iltifatta bulundu.

                    Fatıma oturdu. Bir müddet babasını izledi. Yutkundu. Söylemek istediği sözü bir türlü söyleyemedi. Sonra gülümseyerek ayağa kalktı. Hiçbir şey diyemeden vedalaşıp ayrıldı.

                    Resul-i Ekrem sevgili kızının bir sorunu olduğunu, kendisinden bir şey istemek için geldiğini, ama utandığı için arzusunu söyleyemeden gittiğini anlamıştı. Mescitteki işini bitirince Fatıma’nın evine yöneldi.

                    Fatıma ve Ali, Peygamber Aleyhisselamı kapıda karşıladılar. Onu içeri buyur ettiler. Peygamber, toprak zemini örten ince bir yaygının üstüne oturdu. Evin en lüks yaygısı oydu. Keçi kılından ince bir şilte…

                    Fatıma’nın evi, mescide yapışık tek göz bir odadan ibaretti. Zemini toprak, tavanı toprak, kapısı tahta bir ev… Evde doğru dürüst bir eşya yoktu. Birkaç kap ve biraz ev eşyası, hepsi o kadar.

                    Peygamber hemen karşısında saygıyla diz çöküp el bağlayan kızıyla damadına baktı merhametle. Okşayıcı bakışlarını Fatıma’nın üzerinde gezdirdi.

                    ----- Mescide niçin gelmiştin canımın içi? Diye sordu.

                    Fatıma’nın mahcubiyetten yanakları kızardı. Mahcup bir tavırla:

                    ----- Babacığım! Dedi. Ev işi bana çok ağır geliyor. Bak ellerim nasır bağladı. Omuzlarım da çok ağrıyor. Bana yardımcı olması için bir hizmetçim olsaydı ne iyi olurdu?

                    Peygamberin yüzü birden ciddileşti. Ciddi bir sesle:

                    ----- Peygamber ailesi bu ümmetin en yoksulu gibi yaşamalı, dedi. Dünyalık hiçbir şeyinizin olmasını istemiyorum. Rahatlığı ahirete, cennete bırakınız!

                    Sonra kızının ellerini tutup avuçladı. Duygu yüklü bir sesle konuştu.

                    ----- Fatıma! Sana hizmetçiden daha hayırlı bir şey teklif etsem kabul eder misin?

                    ----- Evet babacığım!

                    ----- Her namazdan sonra 33 defa suphanallah, 33 defa elhamdulillah, 33 defa Allah’u ekber de! Bu senin için hizmetçiden daha hayırlıdır.

                    Dünya ve ahiret kadınlarının en üstünü Hazreti Fatıma o günden sonra her namazda bu tebihatları çekti. Zamanla diğer Müslümanlar da onu takip ettiler. Bu zikirlere ‘’ Fatıma’nın tezbihatı’’ denildi.