Öğle: İkindi:
4 °C
asd

KÜRDİSTAN İÇİN 28 ŞUBAT DEVAM EDİYOR

  • SADULLAH AYDIN
  • 2015-02-27 15:15:21
  • 893 Görüntülenme
  •  

    Dünya ve Ortadoğu’nun hâkimiyeti Batının eline geçtikten sonra en büyük saldırıyı İslam ve Müslümanlara yaptı. Çünkü Batı, İslam dinine düşmandı. Batı İslami yaşam tarzına düşmandı. Batının İslami düşünce ve değerlere hiç tahammülü yoktu. Çünkü Batının İslam dünyasıyla ilgili emperyalist, sömürgeci emellerinin önündeki en büyük engel İslam'dı. İslam kendi mensuplarına adaleti, özgürlüğü, izzetli yaşamı, onuru, bağımsızlığı, kendi kendine yeterli olmayı, kalkınmayı tavsiye ediyordu. Kardeş olmayı, vahdeti, düşmana cesurca direnmeyi tavsiye ediyordu.


    EFENDİLER GİTTİ AMA UŞAKLAR AYNI GÖREVİ GÖRÜYOR

    Batı İslam âleminden gitti ama yerine kendine bağlı, kendi çıkarlarını koruyan, kendi değer ve öğretilerinin temsilcisi uşak yönetimler bıraktı. Bu yönetimler İslam'a düşmanlıkta, Müslüman halklara zulümde kendi efendilerini bile geçtiler. Batının menfaatlerini gözleri gibi korudular. Batının emperyalist çıkarlarına engel gördükleri kişi ve grupları vahşice sindirdiler. Ne zaman Müslüman halklar bilinçlense, kendi din ve onurlarına sahip çıkmaya kalkışsa bu uşakları karşısında buldu ve acımasızca sindirildi. Batının uşakları Müslüman halklara yönelik barbarlıklarını çağdaş uygarlık, demokrasi, özgürlük, irticayla mücadele adına yaptılar.


    28 Şubat, Batı uşağı güçlerin Müslüman Türkiye halkına yönelik en vahşi ve aleni saldırılarından biriydi. Uyanışa geçen, toparlanan, kendi değerlerine sahip çıkan Müslümanları kaba kuvvetle sindirme, etkisiz hale getirme girişimiydi. Ve Amerika destekliydi, israil destekliydi.


    TOPLUMU DİNSİZLEŞTİRME SÜRECİYDİ 28 ŞUBAT

    28 Şubat İslam'la savaşmanın adıydı. İslami yaşam tarzını, Allah merkezli kültürü toplumun hayatından çıkarma, toplumu dinsizleştirme ve ahlaksızlaştırma süreciydi. Bu süreç zarfında Müslüman kişi ve gruplara yönelik adeta bir cadı avı başlatıldı. İslami kesimlerin tüm kazanımları ellerinden alınmaya çalışıldı. Dindarlar yönetimden, meclisten, bürokrasiden, ordudan, medyadan ayıklandı. Dindarlık suç sayıldı. Dindar etiketli olmak, sakallı olmak, namaz kılmak, tesettürlü akrabalara sahip olmak işten atılmaya, mağdur edilmeye, terörist muamelesi görmeye yeterli delil sayıldı. Milli Eğitim kesintisiz sekiz yıla çıkarılarak Kur'an kurslarının, İmam Hatiplerin önü kesildi. Eğitim sistemi ateistlerin, laik Kemalist ve solcuların insafına bırakıldı. Ve bir kaç yıl içinde inançsız, ahlaksız, şehvetperest, ülkelerinin kaderiyle hiç ilgilenmeyen, Batı hayranı, hippi kılıklı, bütün hayalleri kadın, spor ve müzikten ibaret olan nesiller türedi. Türkiye'nin en dindar taşra kent ve kasabaları bile bu gençlerden geçilmez oldu.


    PROJE AMERİKADAN, YÜRÜTME DEVLETTEN

    Bu süreç bizzat devletin imkânlarıyla yürütüldü. Devletin elleriyle yürütüldü. İrticayla mücadele adına yürütüldü. Demokrasi adına yürütüldü. Laikliği koruma adına yürütüldü. Atatürk'ü koruma, Atatürk ilke ve inkılâplarına sahip çıkma adına yürütüldü.
    Bu karanlık dönemde Batı ve onun yerli uşakları ülkeyi babalarının çiftliği gibi talan ettiler, ülke zenginliklerini birbirlerine peşkeş çektiler.

    MAZLUM KÜRTLERİN 28 ŞUBATI DEVAM EDİYOR

    Bugün 28 Şubat… Aradan yıllar geçti. Türkiye’nin Batısı nispeten 28 Şubat politikalarından kurtuldu. Ama aynı şeyleri doğu için, Kürdistan için söyleyemiyoruz ne yazık ki? 28 Şubat Kürdistan’da hala yürürlükte. 28 Şubatın mağduru yüzlerce Müslüman zindanlarda çile dolduruyor. Başta Cevzet Soysal olmak üzere o dönemde Kaçırılmış yüzlerce Müslüman’ın akıbeti hala meçhul… Aileleri mezarlarına sahip olmaktan bile mahrum. 28 Şubatın Kürdistan ayağı ve Kürdistan’da işledikleri cinayetler hala su yüzüne çıkmış değil. Fırat’ın bu yakasındaki karanlık çeteler hala varlıklarını ve çalışmalarını devam ettiriyorlar.

    Ve en önemlisi 28 Şubat benzeri yeni bir süreç yerli taşeronların elleriyle mazlum Kürtlere tekrar yaşatılmak isteniyor. Kürdistan’ı yeni bir 28 Şubat karanlığına götürecek süreç Amerika, Avrupa ve ne yazık ki hükümetin içindeki bazı derin ellerin yardımıyla hızla aşama kat ediyor. Bu tehlikeli gidişe karşı sesini yükseltip tedbir alınmasını isteyen dindarlara karşı ise sağır sultan rolü oynanıyor.

     

    28 Şubat’ın mağduru dindar Kürtlerin gönüllerini süslü püslü sözlerle okşayan hükümet yetkilileri uygulamada en ufak bir adım atmayı düşünmüyor.