Öğle: İkindi:
4 °C
asd

FATIMA’NIN GÖZYAŞLARI

  • SADULLAH AYDIN
  • 2015-01-23 15:52:08
  • 1151 Görüntülenme
  •  

    Resûl-i Ekrem’in son on yılı hep savaşlarda, cihat meydanlarında, serhadlerde geçmiştir. Bu zaman zarfında kılıcını kınına sokmamış, zırhını omzundan çıkarmamıştır. O çile ve yokluk adamıydı. Çoğu sefer rahat bir uykuya hasretti. Dostlarıyla beraber cephelerde toprak ve üzerinde uyuyor, kollarını başına yastık yapıyor, mübarek vücuduna batan çakıllara tahammül ediyordu. Çoğu liderlerin, devlet başkanlarına veya komutanların yaptığı gibi kendisi korunaklı mekanlarda, yüksek kulelerde savaş planları yapıp taraftarlarını ölüme göndermiyordu. Onlarla aynı kaderi paylaşıyor, onlar gibi tehlikelerin içine dalıyor. Düşmanla çarpışıyor, yaralanıyor, aç kalıyor, yaz güneşinin altında terliyor, kavruluyordu.

    Peygamber Aleyhisselam; adalet, özgürlük, barış, ilahi ve insani öğretilerin, halkların hayatına hiçbir çileden, acıdan çekinmiyor, fesat odaklarıyla fedakarca savaşa tutuşuyordu.

    İşte bu savaşlardan birinde Medine’ye dönerken mescide uğradı. O, her zaman böyle yapardı. Önce mescide uğrayıp iki rekat şükür namazı kılar, sonra kızı Fatıma’yı ziyaret ederdi. Daha sonra da evine, eşlerinin yanına giderdi.

    Peygamber Aleyhisselam namazdan sonra sevgili kızının evine yöneldi. Dünya ve ahiret kadınlarının efendisi Fatıma, babasını kapıda karşıladı. Babasının yüzünü avuçlayıp öptü. Sonra geri çekildi. Babasına tepeden tırnağa baktı ve ağlamaya başladı.

    Resûl-i Ekrem, “Benim canımdan bir parçadır o” dediği sevgili kızının gözyaşları karşısında hüzne kapıldı. Müteessir oldu.

    -Neden ağlıyorsun yavrum? diye sordu.

    Fatıma, üzüntü dolu, ağlamaklı, dokunaklı bir sesle:

    -Halini görmüyor musun sevgili babacığım? diye cevap verdi. Sen ki Allah’ın Resûlu’sün, Resûlullah’sın! Ama katlandığın sıkıntılara bak! Rengin sararıp solmuş. Elbiselerin toz toprak içinde kalmış, eskimiş, yıpranmış… Sana baktıkça içim gamla, hüzünle doluyor!

    Allah’ın yüce Resûlü gülümseyerek Fatıma’yı teselli etti.

    -Fatıma, ağlama! Allah, babanı öyle bir dava ile göndermiştir ki, bu dava gecenin olduğu her yere ulaşacak. Gündüzün olduğu her yere ulaşacak. Yeryüzünde ne kadar ev varsa Allah bu dava vesilesiyle o evlere ya izzeti sokacak ya da zilleti…