Gram altın Cumhuriyet Altını Gümüş ONS Yarım Altın

Öğle: İkindi:
4 °C

DAVAMDAN VAZGEÇMEM ASLA!

  • SADULLAH AYDIN
  • 2015-01-23 08:36:43
  • 843 Görüntülenme
  •  

     

    Peygamber Aleyhisselam davasına son derece bağlıydı. Davası söz konusu olunca her türlü çileyi, acıyı, musibeti göğüslemekten çekinmezdi. İnandığı değer ve öğretilerden kesinlikle taviz vermezdi. Hoşgörü adına, tolerans adına, uyum içinde yaşama adına, dünya barışı adına, halkların kardeşliği adına inancını küçük düşürmez, en ufak bir zafiyet göstermezdi.

    Mekke site devletinin Müslümanlara hayatı cehenneme çevirdiği günlerin birindeydi. Peygamber ve bir avuç yareninin direnişi, azmi, sabrı karşısında Kureyş aristokrasisi acziyet içindeydi. Allah dostlarını bir türlü sindiremiyorlardı. Sonunda Ebu Talib’e başvurmak zorunda kaldılar. Ebu Süfyan, Ebu Cehil, Muğire İbni Halef ve Kureyş’in diğer liderleri toplanıp Ebu Talib’in evine gittiler. Çok öfkeliydiler. Tehditler savurarak bağırıp çağırmaya başladılar.

    -Senin yeğenine dayanacak tahammülümüz kalmadı ey Ebu Talip! Yeni bir din icad etmekle yetinmeyip atalarımıza da  dil uzatıyor artık. Atalarımıza, putlarımıza, bizi biz yapan değerlerimize söylemediğini bırakmıyor. Söyle ona putlarımıza dil uzatmaktan, atalarımıza sövüp saymaktan vazgeçsin! Aksi taktirde seninle aramızda kılıç konuşur ya Ebu Talip! Ya onu kutsallarımıza dil uzatmaktan vazgeçir ya da aramızdan çekil. Bırak onunla hesabımızı görelim!

    Ebu Talip, öfkeden kuduran Kureyş liderlerini sakinleştirmeye çalıştı. Oyalayıcı, yuvarlak sözlerle kalplerine su serpti. Onları yumuşattı. Kureyşli liderler  ümide kapılarak Ebu Talib’in yanından ayrıldılar. Ebu Talip daha sonra Peygamberi yanına çağırttı.

    Peygamber Aleyhisselam Ebu Talib’in evine gelince, Ebu Talip onu durumdan haberdar etti.

    -Kureyşliler senden bazı taleplerde bulunuyor, diye konuştu. Putlarına dil uzatmamanı, ataları aleyhine söz söylememeni istiyorlar. Karşılığında onlar  da seni rahat bırakacaklarmış.

    Aslında Ebu Talip sadece Peygamber Aleyhisselamı bilgilendirmek istemişti. Ancak Resûl-i Ekrem, Ebu Talib’in sözlerini farklı yorumladı sevgili amcasının da onu bırakacağını, korumaktan vazgeçeceğini sandı. Zaten yalnız olan Peygamber, büyük koruyucusunun himayesinden mahrum kalırsa davasını hakkıyla tebliğ edemeyeceği  endişesine kapıldı. Çok üzüldü, mübarek gözlerinden  yaşlar aktı. Şu sözler duygu çağlayanı halinde ağzından döküldü:

    -Amcacığım! Vallahi güneşi sağ elime, ayı da sol elime verseler yine de davamdan vazgeçmem! Allah’ın bana vahyetiği  ilahi mesajı tebliğ etmekten, en  küçük bir hakikati açıklamaktan geri durmam!

    Ebu Talip, aziz yeğenine sevgiyle baktı. Onu Mekkeli barbarların karşısında yalnız bırakabilir miydi? Bu mümkün müydü? Ki o, Muhammed Aleyhisselamın ikinci babası sayılırdı. Muhammed Aleyhisselam sekiz yaşından beri onun himayesinde büyümüştü. Onu kendi çocuklarından bile daha çok seviyordu. Muhammed Aleyhisselam ondan bir parçaydı, onsuz bir yaşamı tahayyül edemiyordu Ebu talip...

    Ebu Talip  aziz yeğenine şefkatle sarıldı  ve ona şöyle dedi:

     

    -Git ne istiyorsan onu yap! Sana vahyedileni eksiksiz tebliğ et. Ben her zaman yanındayım ve ölünceye kadar da seni korumaya devam edeceğim!