Öğle: İkindi:
4 °C
asd

ANALARIMIZ ÂFRA ANA GİBİ Mİ?

  • SADULLAH AYDIN
  • 2016-08-24 11:46:17
  • 898 Görüntülenme
  •  

    Tarihte öyle analar var ki insan onlara gıpta eder, ah keşke anam da böyle olsaydı der. Böyle analar evlatlarına analık lezzeti nedir gösterirler. Böyle anaların olduğu toplumlarda Ammarlar, Musablar yetişir. Böyle toplumlar kölelik nedir, esaret nedir, korku nedir bilmezler.

    İşte Âfra ana böyle analardan biridir. Onu Medine’de, Bedir kuyularının başında görüyoruz. Gelin 15 asır öncesine gidelim ve Âfra anayla beraber Bedir ovasını dolaşalım. İslam’ın kadınları, İslam’ın anaları nasıl olurmuş görelim.

    Müslümanların savaşla ilk imtihanıydı. Müslümanlar o güne kadar düşmanla herhangi bir sıcak çatışmaya girmemişlerdi. Anaların ve eşlerin yüreklerine kor düşmüştü. Gidip de dönmemek vardı; dul kalmak, ciğerpareleri toprağa vermek vardı. Evlatlarını, kocalarını gözyaşları içinde, dudaklarından hüzünlü dualar dökülerek Bedir’e yolcu ediyorlardı…

    Bedir ordusunu yolcu eden kadınların arasında Afrâ Hâtun da bulunuyordu. Medine’nin yiğit Ensari kadını Afrâ Ana…

    Afrâ Hatun Muâz, Muavviz ve Avf adlarında üç oğula sahipti. Üçünü de kendi elleriyle giydirip silahlandırmış, onları orduya katmıştı. Şimdi de onlarla beraber Medine’nin dışına doğru yürüyor, yüzü sevinç ve mutluluktan parlıyordu. Sanki oğullarını savaşa değil de düğüne gönderiyordu. Gözyaşı döken kadınları teselli ediyor, kalpleri Allah ve İslam aşkıyla coşturmaya çalışıyordu. O, diğer kadınlar gibi ağlamıyordu. Oğullarını savaşmaya ve şehid olmaya teşvik ediyordu.

              ---Sakın bana geri dönmeyin! diyordu yavrularına… Ben sizi bu günler için doğurdum! Kendinizi Allah’a feda edin, dininizin bekâsı için Şehadet’e koşun! Şehidlik haberinizi alacağım gün, benim bayram günümdür!

    İslam’ın kadını böyle bir kadındır işte! İslam’ın İnsanı böyle bir insandır işte.… En sevdiği şeyi, gönlünün en kıymetli yadigarını mutlulukla, kararlılıkla  feda edebilen; İbrahim gibi İsmail’ini Rabbinin rızasını kazanma umuduyla bıçağın altına sürebilen insan …

                    Afrâ ananın oğulları şirk ordusunun üzerine yiğitçe saldırdılar. Bedir ovasının taşlarını, toprağını Mekkeli müşriklerin kanlarıyla suladılar. Küfrün babası Ebu Cehil bile bu aslan yavrularının saldırılarından kurtulamadı. Afrâ ananın oğulları Muaz ve Muavviz, Ebu Cehil’i aralarına alıp onu ağır şekilde yaraladılar. Başka bir kahramanın yardımıyla onun canını cehenneme yolladılar. Sonra da şehid oluncaya kadar çarpıştılar.

                    İki oğlunun Şehadet haberi Afrâ anaya ulaşınca şükür secdesine kapandı. Onu iki şehidin anası olma bahtiyarlığına kavuşturduğu için Allah’a hamdetti. Şehid olan oğullarına değil, cepheden sağ dönen oğlu Avf’a üzüldü. Onun için hayıflandı. İstiyordu ki o da şehid olsun, bu büyük saadetten o da yararlansın. Bu üzüntüyle Rasulullah’ın huzuruna çıktı.

    Ya Rasûlallah! İki çocuğum şehid oldu, Avf ise geri döndü. Keşke Avf da şehid olsaydı! Yoksa Avf onlar kadar dindar ve takva sahibi değil mi?

    Peygamber Aleyhisselam, yüreği iman ve şehidlik özlemiyle dolu bu saliha kadına şu cevabı verdi:

    Üzülme! Avf onlardan geri değildir! Peygamberin müjdesinden kısa bir süre sonra Avf da şehidler kervanına katıldı.

    Artık Afrâ ananın mutluluğuna diyecek yoktu. Tam üç şehidin anası olmuştu. Cennette onu bekleyen üç evlat .…

     

                    Afrâ hatunun ve şehid oğlunun kahramanlığı Medineli Müslümanların arasında gıptayla anılır oldu. Herkes hayranlıkla Afrâ anadan; onun üç iman abidesi, kahraman oğullarından bahsediyordu.