Gram altın Cumhuriyet Altını Gümüş ONS Yarım Altın

İmsak: Güneş:
4 °C

PEYGAMBERİ ÖRNEK ALSAYDIK EVLERİMİZ CENNETTEN BİRER KÖŞEYE DÖNERDİ

  • SADULLAH AYDIN
  • 2014-12-21 08:20:12
  • 1107 Görüntülenme
  •  

     

    Ben Enes bin Malik! Çocukluğunu Peygamber Aleyhisselamın evinde geçirmiş bahtiyar bir insan… Peygamberi, onun güzel ahlakını size nasıl anlatsam bilemiyorum ki! Onun öfkelendiğini hiç görmedim. Ev halkının ayıplarını, hatalarını görmezden gelirdi. Onları hiç azarlamaz, hiç utandırmazdı.

    Çocuklara özel bir sevgisi vardı. Bir çocuk görünce yüzü mutluluktan parlardı. Çocuklarla şakalaşır, onlarla oyunlar oynardı. Hasan ve Hüseyin’i sırtında, omzunda taşıdığını çok görmüşümdür.

    Hiç unutmam, küçük bir çocuktum daha. Bir gün sevgili Peygamberimiz beni yanına çağırmıştı. Hemen gittim. Peygamberimizle konuşmak, onunla aynı ortamda bulunmak beni çok mutlu ediyordu.

    Yanına gidince Peygamberimiz gülümseyerek:

    ----- Enesciğim! Dedi. Sana bir görev vereceğim. Seni bir yere göndereceğim.

    Sevinçten içim içime sığmayarak:

    ----- Anam-babam sana feda olsun ya Resulallah! Dedim. Buyurun…

    ----- Ama önemli bir iş, hiç oyalanmadan gidip gelmen lazım!

    Peygamber Aleyhisselamın verdiği görevi yerine getirmek için evden ayrıldım. Peygamber Aleyhisselam beni uğurlarken tekrar tekrar uyardı. Sakın oyalanma diye… Gönül okşayıcı, nazik bir sesle yapıyordu uyarılarını.

    Sokağa çıkınca oyun oynayan çocuklarla karşılaştım. O kadar güzel oynuyorlardı ki durup onları seyretmeden edemedim. Neticede ben de bir çocuktum. Biraz geç kalmaktan ne çıkar diye düşündüm. Azıcık seyreder, sonra yoluma devam ederim.

    Çok geçmeden bana verilen görevi unuttum. Oyunun cazibesine dayanamadım. Ben de çocukların arasına katıldım. Oyuna daldım.

    Ne kadar zaman geçti bilmiyordum. Sevgi Peygamberinin sesiyle kendime geldim. Ben dönmeyince merak etmiş, beni aramaya çıkmıştı.

    Çocukların arasından ayrılıp Peygamberin yanına koştum. Mahcubiyetten kızarmış bir yüzle önüme baktım. Peygamber Aleyhisselam gülümseyerek:

    ----- Sana verdiğim görevi yerine getirdin mi? Diye sordu.

    Kekeleyerek cevapladım:

    ----- Oyuna dalmıştım ya Resulullah!

    Hiç kızmadı. Yüzünü bile asmadı. Sadece:

    ----- Haydi Enesciğim! Dedi. İşini bitirince oyununa devam edersin.

    İşte Peygamber böyle bir insandı. Onunla beraberliğim çok kısa sürdü. Ama onun o gülümseyen yüzünü, tatlı bakışlarını hiç unutamadım. Ölünceye kadar da unutmayacağım! Enesciğim deyişi hiçbir zaman gözümün önünden gitmeyecek! Onun ahlakı, yüce karakteri önümü aydınlatan, bana rehberlik eden bir kandil olmaya devam edecek…

     Keşke onu tanısaydınız! Onunla konuşabilseydiniz. Gülümseyen yüzüne, ışıldayan bakışlarına, tatlı sözlerine muhatap olsaydınız. Ne kadar mutlu olurdunuz? Kalpleriniz sevinçle dolardı. Çünkü insanları rahatlatan, mutlu eden, ruhlarını okşayan bir yüzü vardı onun. Onu görseydiniz eğer ona âşık olacağınızdan eminim!

    Onu görüp de, tanıyıp da ona âşık olmamak, bağlanmamak, hayranlık duymamak mümkün mü? Düşmanları bile ona hayrandı! Evet, düşmanları bile…

    Eğer annelerimiz, babalarımız Peygamberimizin ahlakını kendilerine örnek alsaydılar evlerimiz cennetten birer köşeye dönerdi…