YKS 2026 sonuçları açıklandı. 12 yıllık zorunlu eğitimin meyvesini alacak düzeydeki öğrencilerin sayısı 766.971 kişi olmakla beraber bu adaylardan sadece 350.354’ü tercih yapmış, yani 416.617 aday tercih yapmamış. Bu da oran olarak % 54,30 gibi bir rakama tekabül ediyor.
Bu oran 2022 de % 40,62 civarındaydı. Lise son sınıfta yerleşen öğrenci sayısının oranı 2015 te % 53 iken bu oran 2026 yılında % 28’e düşmüştür. Bu rakamlar maalesef hayra alamet değil. Öncelikle 12 yıllık zorunlu eğitimin hızlıca tekrar gözden geçirilmesi gerçeğini ortaya koymaktadır.
Öyle ya 12 yıl boyunca büyük emekler harcayarak eğitim-öğretime hazırladığımız öğrencilerimiz 12 yılın sonunda belli bir hedefleri olmadan, hangi alanda başarılı olacaklarına karar veremeden bir sene daha “mezuna kalarak” düşünmeye devam edeceklerdir.
Mezuna kalıp da sıralamasını yükselten öğrencilerin sayısı da ne yazık ki fazla değildir. Bu öğrenciler kurs merkezlerine sermaye olmaktan öteye gidememektedir. 12 yıldan sonra bir yıl da kütüphanede sandalye kapmak için sıraya girmek ve bir yıl boyunca bunu tekrarlayarak zorunlu eğitimi 13 yıla çıkarmaktan başka bir katkısı da bulunmamaktadır.
O halde şunu sorgulamanın zamanı gelmiştir herhalde. Bütün öğrenciler liseden sonra bir üniversite okumak zorunda mı? Bu kadar insan kaynağımızı üniversite kapılarında bekletmek, dört-beş sene okuttuktan sonra da tekrar yeterlik sınavları, KPSS ve AGS gibi sınavlara sokmak ve bunun için de bir yıllarını daha çalmak nasıl bir gelecek vizyonudur? Bu tasarım gerçek hayatla örtüşmemektedir. Piyasanın ihtiyacı olan iş gücü ile bu iş gücünü temin etmesi gereken eğitimi sistemi arasında paralellik değil, tezatlık vardır.
Gelelim diğer hususa.
12. Sınıfa devam eden öğrencilerin büyük çoğunluğu 12. Sınıfa geldiklerinde okula gitme isteklerinde büyük düşüş yaşanmaktadır. Öyle ki, herkesin bildiği ama kimsenin de ifşa etmek istemediği bir sır da, bu öğrencilerin okula devam etmedikleridir. Bu sorun ülke genelindeki bütün liselerimizde devam eden kronik bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu durum hem okul idarelerine ağır sorumluluk yüklemekte, hem de öğrencilerin bu süreyi gerçekte nasıl değerlendirdikleri hususudur. Veliler de idarelere baskı uygulamakta öğrencilerin kurs merkezlerine veya etüt salonlarına kayıtlarını yaptırarak, adeta emr-i vaki ile öğrencilerin bu süreyi okulda değil de bu ortamlarda geçirmelerini istemektedirler.
Sene sonunda ise, yüzleşmek istemediğimiz ve yukarıda oran olarak verdiğimiz sonuçlarla karşılaşmaktan geri kalmıyoruz. Normalde başarının artması gerekirken tam tersi bir durum ortaya çıkmaktadır. Yani hem okula devam etmiyorlar hem de aldıkları puanları beğenmeyip tercih de yapmıyorlar. Bir seneyi harap etmenin adını da “Mezuna Kalmak” olarak beyinlerine kodluyorlar.
Liselerin 4 yıl olması ve en önemlisi de zorunlu olması artık sürdürülebilir bir durum olmaktan çıkmıştır. Artık acil tedbirlerin bir an önce alınması ve ülkenin önünü açacak politikaların üretilerek genç nüfusun üretime ve genç yaşta hayata hazırlanmasının önü açılmalıdır.