Son dönemde Batman’da yaşanan bazı üzücü olaylar, doğal olarak hepimizi düşündürüyor. Basına yansıyan şiddet vakaları, aileler arası anlaşmazlıklar, alacak verecek meseleleri ya da gençleri olumsuz etkileyen gelişmeler toplumda bir tedirginlik oluşturuyor. Aileler kaygılı, vatandaşlarımız huzurun ve güven ortamının korunmasını istiyor.
Elbette bu tür olaylar yalnızca Batman’a özgü değil; ülkemizin farklı şehirlerinde de benzer sıkıntılar yaşanabiliyor. Ancak Batman, geçmişten bu yana toplumsal dayanışması, manevi değerlerine bağlılığı ve güçlü aile yapısıyla anılan bir şehir olduğu için, bu tür gelişmeler daha fazla dikkat çekiyor. Şehir dışında yaşayan hemşehrilerimizin “Batman’da neler oluyor?” diye sorması da biraz bundan kaynaklanıyor.
Özellikle tefecilik ve uyuşturucu bağımlılığı gibi sorunların bazı olayların arka planında yer alabildiğine dair yaygın bir kanaat bulunuyor. Bu meseleler sadece güvenlik tedbirleriyle değil; eğitim, sosyal destek ve değerler eğitimiyle birlikte ele alınmalı. Sorunları görmezden gelmek ya da tek bir sebebe bağlamak yerine, çok yönlü ve kalıcı çözümler üzerinde durmak daha sağlıklı olacaktır.
Burada dini ve manevi değerlerin önemi ayrıca vurgulanmalıdır. Bu topraklarda aile, sadece hukuki bir birliktelik değil; aynı zamanda ahlaki ve manevi bir eğitim ocağıdır. Sevgi, merhamet, kul hakkı bilinci, helal-haram hassasiyeti gibi değerlerle yetişen bir neslin hem kendine hem topluma zarar vermeyeceği açıktır. Manevi eğitimin güçlendirilmesi, gençlerin kimlik ve aidiyet duygusunu sağlamlaştıracaktır.
Öte yandan gençlerimizin sosyal, sportif ve sanatsal faaliyetlere katılması elbette kıymetlidir. Ancak bu etkinlikler planlanırken toplumun kültürel ve dini hassasiyetlerinin gözetilmesi de önemlidir. Karma etkinlikler ya da bazı sanat faaliyetleri konusunda toplumda farklı görüşler ve hassasiyetler bulunabilmektedir. Bu nedenle kurumların, ailelerin beklentilerini dikkate alan; saygılı, ölçülü ve kapsayıcı bir yaklaşım benimsemesi toplumsal huzura katkı sağlayacaktır. Amaç yasaklamak ya da dışlamak değil; herkesin kendini rahat ve güvende hissedeceği ortamlar oluşturmaktır.
Kamu kurumları, eğitimciler, sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri ve aileler ortak bir sorumluluk bilinciyle hareket etmelidir. Daha güçlü aile yapısı, daha bilinçli gençlik ve daha duyarlı bir toplum için yapıcı bir dil kullanmak, kutuplaştırmadan uzak durmak ve ortak değerler etrafında buluşmak büyük önem taşır.
Yaşanan gelişmeleri abartmadan ama hafife de almadan; sağduyulu, birleştirici ve çözüm odaklı bir yaklaşım sergilemek gerekiyor. Batman’ın köklü manevi birikimi, güçlü aile yapısı ve dayanışma kültürüyle bu süreci de olgunlukla aşabileceğine inanıyorum.