Yine yaz geldi... Yine hava sıcaklıkları 40 derecenin üzerine çıktı... Ve ne yazık ki yine Batman'dan yürek yakan boğulma haberleri gelmeye başladı.

Daha yaz mevsiminin ilk ayında gencecik fidanlarımızı toprağa verdik. Kimisi daha lise çağındaydı, kimisi üniversite hayalleri kuruyordu, kimisi de çocuktu... Birkaç dakikalık serinleme isteği, aileler için ömür boyu dinmeyecek bir acıya dönüştü.

Her boğulma haberinde aynı cümleleri kuruyoruz.

"Yasaklı suya girmişti..."

"Defalarca uyarılmıştı..."

"Yüzme bilmiyordu..."

Sonra birkaç gün üzülüyoruz, birkaç gün konuşuyoruz ve bir sonraki acı habere kadar sessizliğe bürünüyoruz.

Oysa artık kabul etmemiz gereken bir gerçek var.

Boğulmaları sadece uyarılarla önleyemiyoruz.

Elbette DSİ görevini yapıyor. Valilik uyarıyor. Emniyet ekipleri denetim yapıyor. Basın olarak bizler her gün haberler hazırlıyoruz. Siyasetçiler açıklamalar yapıyor. Uzmanlar tehlikeyi anlatıyor.

Kimsenin bu konuda sessiz kaldığını söyleyemeyiz.

Ama bütün bunlara rağmen çocuklarımız yine o kanallara, göletlere ve barajlara gidiyor.

Neden?

Çünkü o çocukların gidebileceği başka bir yer yok.

Batman'ın gerçeği budur.

Yaklaşık 600 bin nüfuslu bir şehirde devletin vatandaşın rahatça ulaşabileceği yüzme havuzu sayısı yok denecek kadar az. Özel havuzlar ise birçok aile için lüks sayılabilecek ücretlerle hizmet veriyor.

Dar gelirli bir ailenin çocuğu ne yapsın?

Sıcakta evde mi otursun?

40-45 derecede betonların arasında mı serinlesin?

Elbette serinlemek isteyecek. Elbette suya koşacak.

İşte tam da bu yüzden mesele sadece "yasak" meselesi değildir.

İnsanlara alternatif sunmadan sadece "Gitmeyin." demek, ne yazık ki çözüm olmuyor.

Bu gerçeği artık görmeliyiz.

Batman büyüyor. Yeni mahalleler kuruluyor. Nüfus her geçen yıl artıyor. Ama çocukların güvenle yüzebileceği sosyal alanlar aynı hızla artmıyor.

Oysa mahallelere yapılacak birkaç yeni yüzme havuzu, ücretsiz ya da sembolik ücretlerle hizmet verecek tesisler, yaz boyunca düzenlenecek yüzme kursları belki de onlarca gencimizin hayatını kurtaracak.

Bu bir masraf değil, geleceğe yapılan yatırımdır.

Çünkü bugün yapılacak bir havuz, yarın bir annenin gözyaşını dindirebilir.

Bir babanın evlat acısını yaşamamasına vesile olabilir.

Hiçbir yatırım, bir evladın hayatından daha kıymetli değildir.

Evet, ailelerin de sorumluluğu var.

Evet, gençler de kurallara uymalı.

Evet, tehlikeli sulara girmekten vazgeçmeliyiz.

Ama devletin de vatandaşın ihtiyacını gören, önleyici ve kalıcı çözümler üreten yatırımları artırması gerekiyor.

Artık her yaz aynı acıları yaşamak istemiyoruz.

Her boğulma haberinin ardından aynı cümleleri kurmak istemiyoruz.

Batman'ın çocukları kanallarda değil, güvenli havuzlarda yüzsün.

Anneler evlatlarını mezarlıkta değil, akşam eve dönerken beklesin.