Yıllar önce Ali Şeriati’nin Öze Dönüş kitabından, bir Türk ile yaptığı birkaç günlük dostluğu ile ilgili anekdotunu okumuştum. Kitapta yazıldığına göre bu arkadaşlığı çok kısa sürmüş. Çünkü İstanbul’a geldiklerinde bir merasim gören Ali Şeriati, Türk arkadaşına “Bu neyin kutlaması?” diye sorduğunda, “Türk ordusunun kuruluşunun 40. yıl dönümü,” cevabını almış. Ali Şeriati ısrarla “40. yüzyıl (asır) mı?” diye sormasına rağmen arkadaşı “Hayır, yıl,” diye cevaplayınca Şeriati, “Tarihi bu kadar kısa olan birinin yanından kaçmak lazım,” diyerek dostluğunu bitirmiş.

"Roja Zimanê Kurdî" ismi ile ilan edilen Kürt Dil Bayramı da maalesef böyle bir talihsizliğe konu olmuş durumdadır. Çünkü 1932 yılında Latin harfleri ile basılan Hawar dergisinin ilk sayısının basım günü olan 15 Mayıs, Kürt Dil Bayramı olarak seçilmiş.

Cizreli Bedirhaniler'in Osmanlı ile ters düşmesi sonucu sürgüne gönderilen aile mensuplarından Celadet Ali Bedirhan’ın, bazı aydınlarla birlikte Latin alfabesini geliştirmesi ve bu harflerle Hawar dergisini basmasını Kürtçe’nin dil bayramının başlangıcı kabul etmek; dilimizi yaşça çocuk seviyesine düşürmekten başka bir anlam taşımaz.

Kürtçe bu kadar kısa tarihli bir dil olamaz ve değildir. Bazı filologların Farsça’nın atası olarak kabul ettikleri Kürtçe’nin bayramını 1932 ile başlatmak, olsa olsa Avrupai kültür işgalinin günüdür.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ve arkadaşları, inkılap adı altında harflerin değiştirilmesini resmi olarak başlatmış ve Arap alfabesinin yerine Latin harflerini ikame etmişler. Bu durumu eleştiren birçok aydının kullandığı spot bir cümle vardır: “Bir gecede alimlerimizi cahil ilan ettiler.” Kökü tarihin derinliklerinde bulunan medreselerde eğitim gören onca alimi, bir gecede okuma-yazma bilmeyenler sınıfına katmışlar.

Olan şuydu: Türkiye, İslam dünyasına ait tarihini tren vagonlarına yükleyip Bulgaristan’a satmış, yerine Avrupa ve Batı zihniyetini ikame etmişti. Peki, biz Kürtler için böyle bir inkılap gerçekleşti mi? Hayır. Ama laik-seküler Kürt aydınları Latin alfabesini Kürtçe’ye uyarlayıp bizleri köklerimizden uzaklaştıracak en büyük kötülüğü gerçekleştirmiş durumdadırlar.

Rahmetli Ali Osman Koçkuzu’nun bu husus ile ilgili güzel bir tespiti var: Türkiye’de Galatasaray taraftarı olan biri, takımının kuruluş evrakını arşivden okuyamaz. Çünkü bu takım 1905 yılında kuruldu ve henüz o tarihte harf inkılabı gerçekleşmemişti. Dolayısıyla takımının kuruluş evraklarını incelemek isteyen taraftarın, Arap harfleri ile yazılı Osmanlıca belgelerini okuyabilmesi gerekir. Bu durum 1903'te kurulan Beşiktaş veya 1907’de kurulan Fenerbahçe için de geçerlidir.

Bu nedenle Şeriati, tarihi yaşça bebek dahi olmayan birinin yanında durmak istememiş. Çünkü bu arkadaşı, 1453’te İstanbul surları önünde duran Fatih’in ordusundan habersizmiş.

Peki ya biz Kürtler, Arap harfleri ile yazılan Melayê Cizîrî’nin o meşhur divanından haberdar mıyız? Bizim dil bayramımızın başlangıcı olarak Latin harfleri ile ilk basımın gerçekleştiği 1932 yılını seçenler, bugün orijinalinden bu divanı okuyabiliyorlar mı?

Kürt edebiyatının kilometre taşlarından sayılan Mem û Zîn ve Ahmedê Xanî’yi bu bayramın hangi noktasında yâd edeceğiz? Ya da Resulullah’a olan aşkını terennüm eden güzelim mevlidin şairi Melayê Bateyî’nin bu bayramda yeri var mı?

Yukarıda yazılı eserlere nazaran yakın bir zamanda yazılan Seyyid Ali Fındıkî’nin divanı dahi bu bayrama dahil edilemez. Çünkü o da medreselerde, dergâhlarda oturup Arap harfleri ile Kürtçe divanını yazmış.

Tarihinizi bu kadar kısa tutarsanız köksüz olur, başka milletlerin yanında bebek muamelesi görürsünüz.