İslam dışı, Batıya bağımlı rejimlerin hâkim olduğu Müslüman toplumlarda hakikatlerin insanlara ulaşmasının önündeki en büyük engel ana medyanın algı operasyonlarıdır. Ne yazık ki halklar hakikatleri değil, hakikat gibi sunulan algıları hakikat sanmakta ve bakış açıları bu doğrultuda şekillenmektedir.
Müslüman halkları yanıltan, yönlendiren algılardan biri de düşmanın kim olduğu konusunda oluşturulan kamuoyudur. Batı dünyası bir asırdan fazladır İslam dünyasına yönelik vahşi saldırılar, katliamlar gerçekleştirmekte, korkunç bir sömürü çarkıyla Müslüman halkları ezmektedir. Amerika, Siyonist rejim, Fransa, İngiltere ve diğerleri Asya’da, Afrika’da Müslüman halklara, İslam ülkelerine yönelik on yıllardır korkunç saldırılar sürümekte, vahşi katliamlar gerçekleştirmektedirler.
Fransa’nın Cezayir’de, İtalya’nın Libya’da, İngiltere’nin Mısır ve Filistin’de gerçekleştirdikleri katliamlar tarih kitaplarında birer kara leke olarak durmaktadır. Amerika, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya ve diğerlerinin ortak askeri oluşumu olan NATO’nun Afganistan, Libya, Irak, Yemen, Sudan, Somali, Suriye ve daha birçok İslam beldesinde gerçekleştirdiği katliamlar hala sürmektedir. Siyonist rejimin Gazze ve Filistin’de hala devam eden vahşi soykırımının en büyük destekçilerinin Batılı ülkeler olduğunu artık herkes biliyor. İran İslam Cumhuriyeti’ne ve Lübnan’a yönelik vahşi saldılar yine Batılıların lojistik ve siyasi desteğiyle olmaktadır. Askeri destek konusunda da İngiltere başta olmak üzere Batılı ülkeler girişim başlatmış durumdadırlar.
Ama öyle bir algı oluşturuluyor ki bizim medyamızda, sanki Netanyahu veya Trump giderse Siyonist rejim veya Amerika Müslümanlara dost olacak. Amerika, Irak ve Afganistan’da milyonlarca Müslümanı kadın ve çocuk demeden katlederken Trump mı vardı? Filistin’de Sabra ve Şatila katliamlarının asıl mimarı Netanyahu muydu?
Netanyahu veya Trump İslam düşmanı Batı uygarlığının birer silahşordurlar. Onlar giderse yerlerine başkası gelir. Müslümanların düşmanları Batı uygarlığının, Batılı rejimlerin bizzat kendileridir. Kim gelirse gelsin Batı dünyasının, Amerika ve Siyonist rejimin Müslüman halklara düşmanlığı bitmeyecektir.
O yüzden Müslümanlar kişilerden çok rejimleri hedef almalı; düşman Amerika’nın, Siyonist rejimin bizzat kendisidir.
Suriye’deki korkunç iç savaşın, ümmetin evlatlarını birbirleriyle uğraştırıp bellerini kıran fitnenin, Suriye’yi Siyonist rejimin saldırı ve işgalleri karşısında savunmasız bırakan kargaşanın mimarı Amerika’nın başındaki sözde en demokrat ve ismi bile Müslüman ismi olan Hüseyin adlı adam değil miydi? Barack Hussein Obama…
Netanyahu veya Trump’ı eleştirip Amerika’ya güzellemeler yapanlar, Amerika ile dostluk ve ortaklık içinde olmayı savunanlar, Filistin meselesi için iki devletli çözüm fikrini ortaya atanlar Müslümanları kandırıyorlar, kişileri hedef gösterip asıl düşmanı gözden kaçırtmaya çalışıyorlar.
Kim gelirse gelsin Siyonist rejim Müslümanların düşmanıdır! İslam ümmetinin düşmanıdır! Siyonist rejimde yaşayan Yahudilerin büyük çoğunluğu da İslam ve Müslümanlara karşı vahşi duygular paylaşan teröristlerdir. Tek çözüm bu rejimin yıkılıp yok edilmesi, Kudüs’ün Siyonist teröristlerin tahakkümünden kurtarılmasıdır. Filistin’i özgürlüğe götürecek tek yol budur. İslam ümmetini Siyonistlerin yayılmacı emellerinden kurtaracak tek çözüm budur.
Bu gerçeği bizzat insaflı, Siyonist olmayan Yahudi aydınlar da itiraf etmektedirler. İşte Dünyaca ünlü siyaset bilimci Prof. Norman Finkelstein’in İsrail’in Gazze’deki katliamlarına ilişkin ezber bozan sözleri; bu vicdanlı Yahudi adam Netanyahu adlı teröristin günah keçisi ilan edilmesine karşı çıkıyor ve aynen şunları söylüyor: “Sorun Netanyahu değil. Sorun, İsrail toplumunun tamamı. İsraillilerin yaklaşık %70–75’i Gazze’deki çocukları dahi masum görmüyor. Çocukları bir hobi olarak öldürüyor. Bir hobi olarak.”
İslam ümmeti artık gözlerini açmalı, yerli gibi görünen ama aslında Batı yanlısı olan, Batılı ajansların borazanlığını yapmaktan öteye gitmeyen ana medyanın algılarına kanmamalı. Kim gelirse gelsin Amerika’nın, Siyonist rejimin İslam’a, İslam ümmetine düşmanlıktan vazgeçmeyeceğini bilmeli ve Amerika ile Siyonist rejim ile arasına mesafe koymayanlardan uzaklaşmalı. Bu şeytani rejimlerle savaş halinde olan Müslüman kardeşlerine kavimlerine, mezheplerine bakmadan her türlü desteği vermeli…
Amerika’nın olmadığı, Siyonist rejimin olmadığı bir İslam dünyası ancak özgür ve bağımsız bir İslam dünyası olabilir… Gerisi kocaman bir yalan ve aldatmadan başka bir şey değildir…