Kürt Sanatçı Mem Ararat’tan Yayıncı Kuruluşa Sert İsyan: "12 Yıldır Emeğimi Gasp Ediyorsunuz, Artık Yeter!"
Sosyal medya hesabı üzerinden Kürtçe bir açıklama yapan ünlü sanatçı; uğradığı haksızlıkları, emek gaspını ve maruz kaldığı vefasızlığı çarpıcı ifadelerle kamuoyuyla paylaştı.
Ararat, 12 yıldır dijital medya gelirleri dahil olmak üzere sanatsal üretiminden elde edilen hiçbir telifin kendisine ödenmediğini, albüm masraflarını bizzat kendisi karşılamasına rağmen tüm gelirlerine el konulduğunu belirterek, "Bu düpedüz emek hırsızlığı ve zulümdür" dedi.
"Hiç Kimsenin Kölesi Değilim"
Açıklamasına şairane ve vakur bir dille başlayan Mem Ararat, kökenlerine ve sanatına olan bağlılığını şu sözlerle ifade etti:
"Ben Dêrika Çiyayê Mazî’de (Derik), anne ve babamın alın teriyle, iki Fırat arasında bir zeytin ağacı gibi yeşerdim. Sözümden ve sazımdan başka hiçbir silahım yok. Hiçbir Kürt partisine veya kurumuna karşı değilim; Kürtler için taş üstüne taş koyan herkesin başımın üstünde yeri var. Ancak herkes şunu çok iyi bilsin ki: Ben kimsenin babasının kölesi değilim."
"12 Yıldır Tek Bir Kuruş Ödemeden Emeğimi Gasp Ettiler"
Yayıncı kuruluşun hiçbir emek harcamadan kendisinin tüm haklarını elinde tuttuğunu belirten Ararat, uğradığı haksızlığın boyutlarını şu sözlerle gözler önüne serdi: "Tam 12 yıldır, iğne ucu kadar bir emekleri olmadığı halde benim bütün emeğimin gelirlerine el koydular. Hani demokrasi, hani insan hakları, hani emeğe saygı? Albümlerin tüm masraflarını o yoksulluğuma rağmen ben kendim karşıladım, üstüne bir de onlara baskı/matbaa ücreti ödedim. Tüm bu haksızlıklara rağmen sustum ama artık bıçak kemiğe dayandı. Sabrın da bir sınırı var."
"Kürt Kurumları Zarar Görmesin Diye Sustum, Hep Alttan Aldım"
Meseleyi büyütmemek ve Kürt kültür kurumlarına zarar vermemek adına yıllarca yapıcı davrandığını, arabulucular vasıtasıyla sorunu çözmeye çalıştığını belirten sanatçı, muhataplarının bu iyi niyeti suistimal ettiğini söyledi. Geçmişte bu yapıların yaşadığı zor günlerde (kayyum dönemleri vb.) hiçbir karşılık beklemeden, hatta müzisyenlerinin yol masraflarını bile kendi cebinden ödeyerek yanlarında durduğunu hatırlatan Ararat, vefasızlığa şu sözlerle sitem etti: "Her seferinde araya birilerini sokup 'Ya arkadaşlar, bir yanlışlık olmuş' diyerek geçiştirdiler. Arkasından gelen yeni yetkililer daha büyük haksızlıklar yaptı. Benim denizler kadar geniş olan sabrımı tükettiniz."
"Hem Emeğimi Çalıyorlar Hem De Sanatımı Beğenmiyorlar"
Kendisine yönelik "Bizim acılarımız üzerinden şarkı yapıp para kazanıyor" şeklindeki eleştirilere de çok sert yanıt veren Mem Ararat, şöyle devam etti:
"Para sizin başınızı yesin! Dert benim derdim, acı benim acımdır. Madem öyle, siz de buyurun iki kelamı ve gözyaşını bir araya getirin de bütün alkışlar ve paralar sizin olsun. Binlerce Zana var, binlerce Taybet ana var, binlerce Cemile var... Ayrıca duyuyorum ki benim sanatçılığımı da beğenmiyormuşsunuz. Madem sanatımı beğenmiyorsunuz, her ay benim emeğimin parasını cebinize koyarken neden hiç utanmıyorsunuz?"
"Camdan Kapılarım Kırıldı, Artık Karşınızda Çelikten Kapılar Var"
Açıklamasının sonunda haklarını aramaktan vazgeçmeyeceğini ve kölelik düzenine boyun eğmeyeceğini vurgulayan ünlü sanatçı, Kom Müzik’e rest çekerek sözlerini şöyle noktaladı: "Musa, Firavun’a 'Senin kanunlarının ve sözlerinin hiçbir kıymeti yoktur' demişti. Siz kendinize zalimlerin tahtı gibi bir taht kurmuşsunuz. Size bir kardeş, bir yoldaş gibi yaklaştım; karşısınızda 5 yaşında bir çocuk gibi silahsız ve savunmasız durdum. Meyve yemek isteyen, o ağaca bir yudum su verir, gövdesini korur. Siz ise ağacın dallarını kırdınız. Bugüne kadar size sonuna kadar açık olan camdan kapılarım ve pencerelerim artık kırıldı. Kirli ayakkabılarınızla değerlerimi çiğnediniz, kalbimin sırrını kırdınız. Müjdem olsun size; kapılarım artık çeliktendir ve size sonsuza kadar kapalıdır!"
Mem Ararat’ın bu açıklamaları, Kürt müzik camiasında ve sosyal medyada telif hakları ile sanatçı emeğinin sömürülmesi konusunu yeniden büyük bir tartışma dalgasıyla gündeme taşıdı.




