14

Gündeme şöyle bir göz atayım derken, karşıma çıkan haber beni derinden müteessir eyledi... 

 Ne oldu da bu toplum bu denli hayâdan koptu... 

Sözüm ona sözde belediyecilik kisvesi adı altında, toplumu hayâsızca gösterilerle ifsat etmeye çalışanlar, bu topluma hizmet değil, en büyük ihaneti yapıyorlar. Evet, bu toplumun, milli ve manevi değerlerini hiçe saymak, alaya almak, bu topluma karşı açılan ciddi bir savaştır. Aile kalemize dört taraftan saldıran insî ve cinnî şeytanlar, bu kez ellerini ve dillerini en mahrem alanlarımıza uzattılar. Bu hayâsız ve fütursuzca gösteriler karşısında lal kesilen yetkililer, unutmamalıdırlar ki bu ateş bir gün hepimizi saracak.  

“Bana değmeyen yılan bin yaşasın” misali, yapılan bu yalan yanlış, nahoş şeylere göz yumdukça, toplum her gün biraz daha bozulacak, bu çirkeflikler içerisinde belki bir gün evlatlarımız dahi, boğulacaktır. Mahfizna! Zira toplumların bozulup ifsad olmasının, onları hayattan koparan en büyük sebep, hayâsızlıktır.  

Fuhşun, zinanın ayyuka çıkmasının, nesillerimizin her gün biraz daha bozulmalarının en büyük sebebi hayâsızlıktır. Toplum bu denli bozulmuş, ıslah projeleri üretilip, bu gençliği ıslah etmemiz gerekirken, maalesef bu nesli nasıl bozabiliriz projelerine imza atılıyor.  

Hem de bu milletin vergileriyle, ifsad projeleri hazırlanıp, hizmet kisvesi adı altında millete sunuluyor.  

Tabii bunu yapanlar bunu bilinçli bir şekilde yaparak, önce ailelerden başlayarak tüm toplumu bozma, ifsad etme peşindeler. Peki ya, bu projelere imzalarını atan yetkililer, böyle hayâsızca gösterileri seyreden aileler, akıllarını kiraya mı verdiler ki böyle edep ve adaba aykırı bir gösteriyi çocuklarıyla beraber izleyip, onaylıyorlar. 

Gelin kardeşler! Artık uyanıp Rabbimizin şu emrine kulak verelim.  

“Ey İman edenler!  Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyunuz. “(Tahrim S. 6.) 

Sadece aileler değil, tüm yetkili ve etkili herkes bu ayete kulak vermeli.  

Ayrıca Hükümet yetkililerine de bu konuda önemli görevler düşmekte. Özellikle insanların milli ve manevi değerlerine hakaret eden, toplumsal ifsada sebebiyet veren, hiç bir program, etkinlik, organize, gösteri, vb. şeylere asla izin verilmemeli, bu konuda yapılanlara da caydırıcı cezalar kesilmelidir.  

Zira şu asla unutulmamalıdır ki, sağlıklı devletlerin oluşması için, sağlıklı bir toplumun inşası şarttır. Hakeza devletleri ayakta tutan toplumlardır. Toplum bozulursa, devlet de millet de bozulmaya mahkumdur.  

Küfür boş durmuyor, bir taraftan, mukaddes kitabımıza, bir taraftan mukaddes değerlerimize saldırıyorlar.  

Tüm bu olanlara sadece, sosyal medyada attığımız bir tivit ya da miting alanında toplanıp, tepki vermek, yetmez. En can alıcı tepki, Kur’an’a sıkıca sarılıp, onu hayatımızın her alanına nakşetmektir. Zira küfür; kitabımızı yırtıp, yakıp yok etmeye çalışsa da hayatlara nakşolmuş Kur’an’a dokunamazlar. Dokundukları an yakar onları nurlarıyla yürüyen Kur’an’lar.  

Kur’an’a aşık olan müminlere yakışan, tepkilerini, hem meydanlarda hem de hayatlarında vermeleridir.  

Ne mutlu hayatlarını Kur’an’a göre ayarlayan müminlere!  

Ne mutlu özü Kur’an, sözü Kur’an olanlara!  

Ne mutlu kıyam ve kırat ruhunu hayatlarına taşıyanlara!  

Ve ne mutlu Kur’an’la kıyama durup, şehadetle secde secde vuslata eren Sacitlere!

Ryan Reynold

0 yorum

FİKRİNİZİ BELİRTİN

Zorunlu alanları doldurunuz *