Türkiye'de iç siyasette oldukça yoğun ve hareketli bir ortam var. Terör ve yolsuzluk gerekçesi ile bazı belediyelere operasyon düzenlendi. Bunun neticesinde CHP liderinin çağrısı ile bazı meydan ve sokaklar karıştı. CHP liderinin, kitleleri sokağa davet eden, medeni tepkilerin çok ötesine geçen çağrısı, her geçen gün daha fazla tehlike arz etmektedir.
Sokağa dökülen yığınların bir kısmı vandallığı ve şiddeti kutsamaya başladı. Ver geçen gün vandallıklarına bir yenisini eklemektedirler. Bu yığınlar, mevcut hadiseyi adalet çerçevesinde değerlendirmek yerine, futbol takımı taraftarı fanatikliği ve sürü psikolojisi ile hareket etmekte ve "benden ise çamurdan da olsa sahip çıkmalıyız" zihniyetine sahiptirler.
Bu arada hem diploma meselesinin hem de yolsuzluk operasyonlarının temelinde, CHPlilerin kavgasının olduğunu; ihbarcı ve gizli tanıkların, eski ya da yeni CHPli olduklarının altını çizmekte fayda vardır.
Oysa ortada çok ama çok ciddi iddialar var. İzahı mümkün olmayan, yolsuzluk ve arsızlık hadiseleri var. Ekrem İmamoğlu, sorgusunda zaten birçok soruya, cevap verememiş ve "bu soru benim muhatabım değil" demek suretiyle, akla ziyan bir tavır ortaya koymuştur. Bu olay deşildikçe, çok daha vahim durumların ortaya çıkacağı düşünülmektedir. Şimdiden yüz milyarlarca lira yolsuzluktan bahsedilmektedir. Bazı belediyelerin bazı işlemlerinde "minare çalınmış ama bir kılıf uydurulmuştur" ama bazı işlemlerde ise "mızrak kesinlikle çuvala sığmıyor" ve izahı mümkün değil. İtalya'da olduğu gibi Türkiye'de de "temiz eller" operasyonu düzenlenmeli ve parti ayrımı yapılmadan milletin malını talan eden tüm hırsız ve arsızların üzerine gidilmelidir. En fazla yolsuzluğun döndüğü yerlerden birisi belediyelerdir. Tüm belediyelerin harcamaları sıkı bir denetimden geçirilmelidir. Yolsuzluk Türkiye'nin en temel sorunlarından biridir. Ekonomik problemlerin temelinde, kaynak yetersizliğinden ziyade, kemikleşmiş olan yolsuzluk ekonomisi bulunmaktadır.
Türkiye'nin temel sorunu; ambardaki buğdayın azlığı değil, ambara dadanan farelerin çokluğudur.
Bu süreç ile beraber Türkiye'nin gündem ekseninde bir kayma oldu. Adeta Gazze'de işlenen vahşet ve soykırım arka plana düştü.
Türkiye'de ve dünyada bir anda gündem değişse de Gazze unutulmamalıdır. Gazze daima gündemin birinci sırasında olmalıdır. Allah için, mazlum çocukları parçalanan bedenlerini unutmayın.
İmkânlarımızı zorlayarak bu insanlık davasına sahip çıkalım. Zira bu dava; evrensel ve mutlak iyilik ve mutlak hakikat davasıdır. Karşıda ise mutlak kötülük olan siyonizm ve şer ekseni vardır. Mutlak kötülük karşısında, mutlak iyilik olan, evrensel özgürlüğün sembolü ve kıblesi olan Kudüs davasına omuz vermeliyim. Ve şüphesiz Kudüs'ün yolu da Gazze'den geçer. Gazze, özgürlük yolunda Kudüs ve Mescid-i Aksa'nın iki kutlu kanadıdır.
Vahşet yükü her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Kelimeler artık kifayetsiz kalıyor. Bir halk yok edilmek isteniyor; insanlık ailesinden bir parça, hain ve zalim eller tarafından koparılmak isteniyor.
Gazze’ye uzanan necis pençeler kırılıncaya, mazlumların katledilmesi son buluncaya kadar; iyiler ile omuz omuza, mazlumların sesi, soluğu, eli, ayağı olalım.