Gazze ve çevresinde yaşananlar bir kez daha şu gerçeği net olarak ortaya çıkarmıştır:
Siyonizm insanlığı, insani değerleri kemiren sinsi ve amansız bir hastalıktır.
Yaptıkları için insani bir değerlendirme yapma ihtiyacı hissetmez. Dünyayı bir ahtapot gibi saran küresel Siyonist sermayenin belirlediği sınırlar içinde düşünen ve siyaset geliştirenlerin “belirlenen çerçevenin dışında” bir görüş beyan etmelerine zaten imkan yoktur.
İşgal ve tehciri bir hak olarak görmekte ve bunu gerçekleştirebilmek için yapılabilecek her şeyi pervasızca yapmaktadır.
Anlaşma yaptığında ya zor durumda kalmıştır ya da masada daha büyük kazançlar elde edeceği için bu yola başvurmuştur.
Yalan, dezenformasyon ve algıları yönetmede çok başarılı olduklarını kabul etmek gerekir.
Kendi hava kuvvetleri tarafından bombalanan, buna dair çok sayıda görüntü, ses kaydı ve şahit bulunan bir olayda dahi ölen Yahudi siviller üzerinden İslami Direniş Hareketini suçlayabilmekte ve bu yalanı “yalan duymaya şartlandırılmış” zihinlere kabul ettirebilmektedir.
Maalesef yalanın dostları, paranın dostları, gücün kulları sayı olarak çok değilse de daha faal ve daha donanımlıdırlar.
Gerçeklerin üstünü örtmekte çok mahir olan Siyonistler ve onların ağızlarından çıkacak sözlere göre zihin dünyalarını şekillendiren insan kılıklı yaratıklar karşısında daha diri durmak gerekir. Aksi takdirde birçok kimse bazen objektiflik adına bile siyonizme aparat olmaktan kurtulamıyor.
Siyonist zindanlarında vahşetin her türlüsü sergilenirken, çok yoğun işkence ve infazlar yaşanırken, serbest bırakılan bir Siyonist esiri merkeze alıp afişe etmek ve “holokosttaki gibi” demek insanlık seviyesinin diplerinde yalanların vıcık vıcık hale getirdiği çamurlarda debelenmek demektir.
Gelelim Noa Argamani olayına…
HAMAS’ın elindeki Yahudi kadın esirlerden biriydi ve bir süre önce serbest bırakılmıştı.
Siyonist medya ve siyasetçiler Argamani’nin esir olduğu süreçte işkenceye uğradığını iddia etmiş ve güya bu bilgileri onun ağzından aktarmıştı. Hatta işgalci terörist rejimin cumhurbaşkanı Herzog bile konuya dahil olmuş ve Noa Argamani'nin Gazze Şeridi'nde tutulduğu dönemde fiziksel saldırıya uğradığı yalanını ortaya atmıştı.
Sonra Argamani konuştu ve Gazze’de tutulduğu dönemde kendisine işkence yapıldığı yönündeki haberlerin yalan olduğunu ifade etti. Siyonist medyayı ve siyasetçileri açıkça yalancılıkla ve yalanı yaymakla suçladı.
Başka şeyler de söyledi Argamani ve söylediklerini daha açık olarak ifade etti: “Dövülmedim ya da saçım kesilmedi. İsrail Hava Kuvvetlerince vurulan bir binadaydım. Dövülmedim ama israil savaş uçağınca vurulması sonrası 'binanın üzerime yıkılması nedeniyle vücudumun her yerinde yaralar oluştu' dedim."
Noa Argamani, esirlerden Itai Svirsky ve Yossi Sharabi ile birlikte bulundukları binanın çöktüğü ve ikisinin de israil hava saldırısı nedeniyle enkaz altında kaldıklarını, iki arkadaşının israil saldırısında öldürüldüğünü söyledi.
Böylece Gazze’de her yeri bombalayan, 20 bin çocuğu katleden soykırımcı teröristlerin, aynı zamanda Yahudi esirleri de öldürdükleri olayları bizatihi yaşayan bir görgü tanığının ifadesiyle ortaya çıkmış oldu.
Aslında her bir esir takası yalancıların kirli yüzünü ortaya çıkarmış ve onları zelil etmiştir.
Yalan Nemrut’tur, yalan Firavun’dur!
Ve elbette zulmün tüm gücüne ve debdebesine rağmen bir İbrahim baltası, bir Musa asası ile yalanların biteceği ve yalancıların rezil kepaze olacağı günler gelecektir.