Dünya, uzun zamandır Filistin'e bakarken aynı manzarayı görüyor; yıkılan evler, enkaz altında kalan umutlar, göğe yükselen feryatlar…

Aynı dünya, bu acıların ortasında dimdik ayakta duran izzetli insanların hikâyesini görmek istemiyor. Oysa tarih, sadece savaşların değil, inançlarından vazgeçmeyen ve mukaddesatları uğruna her şeylerini feda edebilen insanların omuzlarında yükselmiştir.

İşte şehit İsmail Heniyye de bu isimlerden biridir.

İki yıl önce yani 31 Temmuz 2024 tarihinde siyonist işgal rejiminin Tahran'da düzenlediği suikastta şehit olan Heniyye'nin ardından milyonlarca insan gözyaşı döktü.

Bu şehadet, sıradan bir siyasi liderin kaybı değil, Kudüs davasına adanmış bir ömrün şehadetle taçlanmasıydı. Çünkü şehit İsmail Heniyye, makamın değil mücadelenin; gücün değil sabrın; konforun değil fedakârlığın ismiydi.

Gazze'nin dar sokaklarında büyüyen, kuşatmanın ve savaşın gölgesinde yaşayan bir halkın içinden çıkan şehit, Filistin halkından kopmayan bir liderdi. Çatışmaların en ağır bedellerini ailesiyle birlikte yaşamasına rağmen geri çekilmedi. Acılar onu yıldırmadı; aksine davasına daha sıkı bağladı. Bu yönüyle de yalnızca siyasi bir aktör değil, inandığı değerler uğruna bedel ödeyen bir dava adamıydı.

Şehadet, yalnızca ölümün adı değildir. Şehadet; hakkı savunurken geri adım atmamaktır. İnandığı değerlerden vazgeçmemektir. Canıyla, malıyla ve ömrüyle bir hakikate şahitlik etmektir.

Dolaysıyla Şehit İsmail Heniyye, geride yalnızca bir isim değil, nesillere aktarılacak bir mücadele mirasını bıraktı.

Şehit Heniyye başta olmak üzere Kudüs davası şehitlerinin pak kanları dünyaya gösterdi ki, Filistin meselesi yalnızca bir sınır anlaşmazlığı değildir. Bu mesele; adalet, insan hakları, kimlik, özgürlük ve akide meselesidir.

Bu nedenle Filistin denildiğinde sadece haritalar değil, vicdanlar da konuşmaktadır. Dünyanın farklı ülkelerinde insanlar, farklı siyasi görüşlere sahip olsalar bile Gazze'deki insani dram ve izzetli direniş karşısında ses yükseltmekte ve taraf olmaktadırlar.

Tarih bize önemli bir gerçeği tekrar tekrar hatırlatıyor: Güç kalıcı değildir. İmparatorluklar yıkılır, ordular dağılır, sınırlar değişir. Ancak uğruna bedel ödenen davalar, onları taşıyan insanların ömründen daha uzun yaşarlar. Bu nedenle bazı isimler, ölümle birlikte unutulmaz; tam tersine, hafızalarda daha güçlü bir yer edinir.

İşte Şehit İsmail Heniyye de bu isimlerden biridir.

Tıpkı selefi Şehit Abdulaziz Rantisi ve Şehit Şeyh Ahmet Yasin gibi.

Tıpkı halefi Şehit Yahya Sinvar gibi…

Bugün belki o aziz şehitlerin sesleri duyulmuyor; fakat savundukları Kudüs davası, dünyanın dört bir yanında konuşuluyor. Filistin meselesi hiç olmadığı kadar uluslararası gündemde yer almaya devam ediyor.

İnsan, geride ne bırakır?

Servet mi?

Makam mı?

Unvan mı?

Yoksa uğruna yaşadığı davası mı?

Bu sorunun cevabı, tarihin sayfalarında saklıdır. Nice güçlü isimler unutulmuş, nice mütevazı insan ise inandıkları davaları sayesinde hafızalarda yaşamaya devam etmiştir.

Şehit İsmail Heniyye de hafızalardan silinmeyecek ender dava adamlarından biriydi.

Onun adı; fedakârlık, dirayet, sadakat ve fena fi’d-dava kavramlarıyla birlikte anılacak.

Şehadetinin ikinci sene-i devriyesinde Şehit İsmail Heniyye’nin şehadetini tekrar tebrik ederiz. Aziz kanının, Küdüs’e özgürlük getirmesi ve işgalci siyonistlere de zilleti yaşatması için hem kavli hem de fiili dualar ediyoruz.